1 Corinthians (Turkish)

1 Corinthians (Turkish)

1

1:1b.1CO.001.001 Tanrının isteğiyle Mesih İsanın elçisi olmaya çağrılan ben Pavlus ve kardeşimiz Sostenisten Tanrının Korintteki kilisesine selam! Mesih İsada kutsal kılınmış, kutsal olmaya çağrılmış olan sizlere ve hepimizin Rabbi İsa Mesihin adını her yerde anan herkese Babamız Tanrıdan ve Rab İsa Mesihten lütuf ve esenlik olsun.

1:4b.1CO.001.004 Tanrının Mesih İsada size bağışladığı lütuftan ötürü sizin için her zaman Tanrıma şükrediyorum.

1:5b.1CO.001.005 Mesihle ilgili tanıklığımız sizde pekiştiği gibi Mesihte her bakımdan -her tür söz ve bilgi bakımından- zenginleştiniz.

1:7b.1CO.001.007 Şöyle ki, Rabbimiz İsa Mesihin görünmesini beklerken hiçbir ruhsal armağandan yoksun değilsiniz.

1:8b.1CO.001.008 Rabbimiz İsa Mesih kendi gününde kusursuz olmanız için sizi sonuna dek pekiştirecektir.

1:9b.1CO.001.009 Sizleri Oğlu Rabbimiz İsa Mesihle paydaşlığa çağıran Tanrı güvenilirdir.

1:10b.1CO.001.010 Kardeşler, Rabbimiz İsa Mesihin adıyla yalvarıyorum: Hepiniz uyum içinde olun, aranızda bölünmeler olmadan aynı düşünce ve görüşte birleşin.

1:11b.1CO.001.011 Kardeşlerim, Kloinin ev halkından aranızda çekişmeler olduğunu öğrendim.

1:12b.1CO.001.012 Şunu demek istiyorum: Her biriniz, ‹‹Ben Pavlus yanlısıyım››, ‹‹Ben Apollos yanlısıyım››, ‹‹Ben Kefas yanlısıyım›› ya da ‹‹Ben Mesih yanlısıyım›› diyormuş.

1:13b.1CO.001.013 Mesih bölündü mü? Sizin için çarmıha gerilen Pavlus muydu? Pavlusun adıyla mı vaftiz edildiniz?

1:14b.1CO.001.014 Hiç kimse benim adımla vaftiz edildiğinizi söylemesin diye Krispusla Gayustan başka hiçbirinizi vaftiz etmediğim için Tanrıya şükrediyorum.

1:16b.1CO.001.016 Evet, bir de İstefanasın ev halkını vaftiz ettim; bunun dışında kimseyi vaftiz ettiğimi anımsamıyorum.

1:17b.1CO.001.017 Çünkü Mesih beni vaftiz etmeye değil, Mesihin çarmıhtaki ölümü boşa gitmesin diye, bilgece sözlere dayanmaksızın Müjdeyi yaymaya gönderdi.

1:18b.1CO.001.018 Çarmıhla ilgili bildiri mahva gidenler için saçmalık, biz kurtulmakta olanlar içinse Tanrı gücüdür.

1:19b.1CO.001.019 Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹Bilgelerin bilgeliğini yok edeceğim, Akıllıların aklını boşa çıkaracağım.››

1:20b.1CO.001.020 Hani nerede bilge kişi? Din bilgini nerede? Nerede bu çağın hünerli tartışmacısı? Tanrı dünya bilgeliğinin saçma olduğunu göstermedi mi?

1:21b.1CO.001.021 Mademki dünya Tanrının bilgeliği uyarınca Tanrıyı kendi bilgeliğiyle tanımadı, Tanrı iman edenleri saçma sayılan bildiriyle kurtarmaya razı oldu.

1:22b.1CO.001.022 Yahudiler doğaüstü belirtiler ister, Greklerse bilgelik arar.

1:23b.1CO.001.023 Ama biz çarmıha gerilmiş Mesihi duyuruyoruz. Yahudiler bunu yüzkarası, öteki uluslar da saçmalık sayarlar.

1:24b.1CO.001.024 Oysa Mesih, çağrılmış olanlar için -ister Yahudi ister Grek olsun- Tanrının gücü ve Tanrının bilgeliğidir.

1:25b.1CO.001.025 Çünkü Tanrının ‹‹saçmalığı›› insan bilgeliğinden daha üstün, Tanrının ‹‹zayıflığı›› insan gücünden daha güçlüdür.

1:26b.1CO.001.026 Kardeşlerim, aldığınız çağrıyı düşünün. Birçoğunuz insan ölçülerine göre bilge, güçlü ya da soylu kişiler değildiniz.

1:27b.1CO.001.027 Ne var ki, Tanrı bilgeleri utandırmak için dünyanın saçma saydıklarını, güçlüleri utandırmak için de dünyanın zayıf saydıklarını seçti.

1:28b.1CO.001.028 Dünyanın önemli gördüklerini hiçe indirmek için dünyanın önemsiz, soysuz, değersiz gördüklerini seçti.

1:29b.1CO.001.029 Öyle ki, Tanrının önünde hiç kimse övünemesin.

1:30b.1CO.001.030 Ama siz Tanrı sayesinde Mesih İsadasınız. O bizim için tanrısal bilgelik, doğruluk, kutsallık ve kurtuluş oldu.

1:31b.1CO.001.031 Bunun için yazılmış olduğu gibi, ‹‹Övünen, Rab'le övünsün.››

2

2:1b.1CO.002.001 Kardeşler, Tanrıyla ilgili bildiriyi duyurmak için size geldiğimde, söz ustalığıyla ya da üstün bilgelikle gelmedim.

2:2b.1CO.002.002 Aranızdayken, İsa Mesihten ve Onun çarmıha gerilişinden başka hiçbir şey bilmemeye kararlıydım.

2:3b.1CO.002.003 Size zayıflık ve korku içinde geldim, tir tir titriyordum!

2:4b.1CO.002.004 Sözüm ve bildirim, insan bilgeliğinin ikna edici sözlerine değil, Ruhun kanıtlayıcı gücüne dayanıyordu.

2:5b.1CO.002.005 Öyle ki, imanınız insan bilgeliğine değil, Tanrı gücüne dayansın.

2:6b.1CO.002.006 Gerçi olgun kişiler arasında bilgece sözler söylüyoruz; ama bu bilgelik ne şimdiki çağın, ne de bu çağın gelip geçici önderlerinin bilgeliğidir.

2:7b.1CO.002.007 Tanrının saklı bilgeliğinden gizemli biçimde söz ediyoruz. Zamanın başlangıcından önce Tanrının bizim yüceliğimiz için belirlediği bu bilgeliği bu çağın önderlerinden hiçbiri anlamadı. Anlasalardı yüce Rabbi çarmıha germezlerdi.

2:9b.1CO.002.009 Yazılmış olduğu gibi, ‹‹Tanrının kendisini sevenler için hazırladıklarını Hiçbir göz görmedi, Hiçbir kulak duymadı, Hiçbir insan yüreği kavramadı.››

2:10b.1CO.002.010 Oysa Tanrı Ruh aracılığıyla bunları bize açıkladı. Çünkü Ruh her şeyi, Tanrının derin düşüncelerini bile araştırır.

2:11b.1CO.002.011 İnsanın düşüncelerini, insanın içindeki ruhundan başka kim bilebilir? Bunun gibi, Tanrının düşüncelerini de Tanrının Ruhundan başkası bilemez.

2:12b.1CO.002.012 Tanrının bize lütfettiklerini bilelim diye, bu dünyanın ruhunu değil, Tanrıdan gelen Ruhu aldık.

2:13b.1CO.002.013 Ruhsal kişilere ruhsal gerçekleri açıklarken, Tanrının lütfettiklerini insan bilgeliğinin öğrettiği sözlerle değil, Ruhun öğrettiği sözlerle bildiririz.

2:14b.1CO.002.014 Doğal kişi, Tanrının Ruhuyla ilgili gerçekleri kabul etmez. Çünkü bunlar ona saçma gelir, ruhça değerlendirildikleri için bunları anlayamaz.

2:15b.1CO.002.015 Ruhsal kişi her konuda yargı yürütebilir, ama kimse onun hakkında yargı yürütemez.

2:16b.1CO.002.016 ‹‹Rab'bin düşüncesini kim bildi ki, O'na öğüt verebilsin?›› Oysa biz Mesih'in düşüncesine sahibiz.

3

3:1b.1CO.003.001 Kardeşler, ben sizinle ruhsal kişilerle konuşur gibi konuşamadım. Benliğe uyanlarla, Mesihte henüz bebeklik çağında olanlarla konuşur gibi konuştum.

3:2b.1CO.003.002 Size süt verdim, katı yiyecek değil. Çünkü katı yiyeceği henüz yiyemiyordunuz. Şimdi bile yiyemezsiniz.

3:3b.1CO.003.003 Çünkü hâlâ benliğe uyuyorsunuz. Aranızda kıskançlık ve çekişme olması, benliğe uyduğunuzu, öbür insanlar gibi yaşadığınızı göstermiyor mu?

3:4b.1CO.003.004 Biriniz, ‹‹Ben Pavlus yanlısıyım››, ötekiniz, ‹‹Ben Apollos yanlısıyım›› diyorsa, öbür insanlardan ne farkınız kalır?

3:5b.1CO.003.005 Apollos kim, Pavlus kim? İman etmenize aracı olmuş hizmetkârlardır. Rab her birimize bir görev vermiştir.

3:6b.1CO.003.006 Tohumu ben ektim, Apollos suladı. Ama Tanrı büyüttü.

3:7b.1CO.003.007 Önemli olan, eken ya da sulayan değil, ekileni büyüten Tanrıdır.

3:8b.1CO.003.008 Ekenle sulayanın değeri birdir. Her biri kendi emeğinin karşılığını alacaktır.

3:9b.1CO.003.009 Biz Tanrının emektaşlarıyız. Sizler de Tanrının tarlası, Tanrının binasısınız.

3:10b.1CO.003.010 Tanrının bana lütfettiği görev uyarınca bilge bir mimar gibi temel attım, başkaları da bu temel üzerine inşa ediyor. Herkes nasıl inşa ettiğine dikkat etsin.

3:11b.1CO.003.011 Çünkü hiç kimse atılan temelden, yani İsa Mesihten başka bir temel atamaz.

3:12b.1CO.003.012 Bu temel üzerine kimi altın, gümüş ya da değerli taşlarla, kimi de tahta, ot ya da kamışla inşa edecek.

3:13b.1CO.003.013 Herkesin yaptığı iş belli olacak, yargı günü ortaya çıkacak. Herkesin işi ateşle açığa vurulacak. Ateş her işin niteliğini sınayacak.

3:14b.1CO.003.014 Bir kimsenin inşa ettikleri ateşe dayanırsa, o kimse ödülünü alacak.

3:15b.1CO.003.015 Yaptıkları yanarsa, zarar edecek. Kendisi kurtulacak, ama ateşten geçmiş gibi olacaktır.

3:16b.1CO.003.016 Tanrının tapınağı olduğunuzu, Tanrının Ruhunun sizde yaşadığını bilmiyor musunuz?

3:17b.1CO.003.017 Kim Tanrının tapınağını yıkarsa, Tanrı da onu yıkacak. Çünkü Tanrının tapınağı kutsaldır ve o tapınak sizsiniz.

3:18b.1CO.003.018 Kimse kendini aldatmasın. Aranızdan biri bu çağın ölçülerine göre kendini bilge sanıyorsa, bilge olmak için ‹‹akılsız›› olsun!

3:19b.1CO.003.019 Çünkü bu dünyanın bilgeliği Tanrının gözünde akılsızlıktır. Yazılmış olduğu gibi, ‹‹O, bilgeleri kurnazlıklarında yakalar.››

3:20b.1CO.003.020 Yine, ‹‹Rab bilgelerin düşüncelerinin boş olduğunu bilir›› diye yazılmıştır.

3:21b.1CO.003.021 Bu nedenle hiç kimse insanlarla övünmesin. Çünkü her şey sizindir.

3:22b.1CO.003.022 Pavlus, Apollos, Kefas, dünya, yaşam ve ölüm, şimdiki ve gelecek zaman, her şey sizindir.

3:23b.1CO.003.023 Siz Mesih'insiniz, Mesih de Tanrı'nındır.

4

4:1b.1CO.004.001 Böylece insanlar bizi Mesihin hizmetkârları ve Tanrının sırlarının kâhyaları saysın.

4:2b.1CO.004.002 Kâhyada aranan başlıca nitelik güvenilir olmasıdır.

4:3b.1CO.004.003 Sizin tarafınızdan ya da olağan bir mahkeme tarafından yargılanırsam hiç aldırmam. Kendi kendimi de yargılamıyorum.

4:4b.1CO.004.004 Kendimde bir kusur görmüyorum. Ama bu beni aklamaz. Beni yargılayan Rabdir.

4:5b.1CO.004.005 Bu nedenle, belirlenen zamandan önce hiçbir şeyi yargılamayın. Rabbin gelişini bekleyin. O, karanlığın gizlediklerini aydınlığa çıkaracak, yüreklerdeki amaçları açığa vuracaktır. O zaman herkes Tanrıdan payına düşen övgüyü alacaktır.

4:6b.1CO.004.006 Kardeşler, bizden örnek alarak, ‹‹Yazılmış olanın dışına çıkmayın›› sözünün anlamını öğrenmeniz için bu ilkeleri sizin yararınıza kendime ve Apollosa uyguladım. Öyle ki, hiç kimse biriyle övünüp bir başkasını hor görmesin.

4:7b.1CO.004.007 Seni başkasından üstün kılan kim? Tanrıdan almadığın neyin var ki? Madem aldın, niçin almamış gibi övünüyorsun?

4:8b.1CO.004.008 Zaten tok ve zenginsiniz! Biz olmadan krallar olmuşsunuz! Keşke gerçekten krallar olsaydınız da, biz de sizinle birlikte krallık etseydik!

4:9b.1CO.004.009 Kanımca Tanrı biz elçileri, en geriden gelen ölüm hükümlüleri gibi gözler önüne serdi. Hem melekler hem insanlar için, bütün evren için seyirlik oyun olduk.

4:10b.1CO.004.010 Biz Mesih uğruna akılsızız, ama siz Mesihte akıllısınız! Biz zayıfız, siz güçlüsünüz! Siz saygıdeğer kişilersiniz, bizse değersiziz!

4:11b.1CO.004.011 Şu ana dek aç, susuz, çıplağız. Dövülüyoruz, barınacak yerimiz yok.

4:12b.1CO.004.012 Kendi ellerimizle çalışıp emek veriyoruz. Bize sövenlere iyilik diliyoruz, zulmedilince sabrediyoruz.

4:13b.1CO.004.013 İftiraya uğrayınca tatlılıkla karşılık veriyoruz. Şu ana dek adeta dünyanın süprüntüsü, her şeyin döküntüsü olduk.

4:14b.1CO.004.014 Bunları sizi utandırmak için değil, siz sevgili çocuklarımı uyarmak için yazıyorum.

4:15b.1CO.004.015 Çünkü Mesihin yolunda sayısız eğiticiniz olsa da çok sayıda babanız yoktur. Size Müjdeyi ulaştırmakla Mesih İsada manevi babanız oldum.

4:16b.1CO.004.016 Bu nedenle beni örnek almaya çağırıyorum sizi.

4:17b.1CO.004.017 Rabbe sadık olan sevgili çocuğum Timoteosu bu amaçla size gönderiyorum. Her yerde, her kilisede öğrettiğim ve Mesihte izlediğim yolları o size anımsatacaktır.

4:18b.1CO.004.018 Bazılarınız yanınıza gelmeyeceğimi sanarak küstahlaşıyor.

4:19b.1CO.004.019 Ama Rab dilerse yakında yanınıza geleceğim. O zaman bu küstahların söylediklerini değil, güçlerinin ne olduğunu öğreneceğim.

4:20b.1CO.004.020 Çünkü Tanrının Egemenliği lafta değil, güçtedir.

4:21b.1CO.004.021 Ne istiyorsunuz? Size sopayla mı geleyim, yoksa sevgi ve yumuşak bir ruhla mı?

5

5:1b.1CO.005.001 Aranızda fuhuş olduğu söyleniyor, üstelik putperestler arasında bile rastlanmayan türden bir fuhuş! Biri babasının karısını almış.

5:2b.1CO.005.002 Siz hâlâ böbürleniyorsunuz! Oysa yas tutup bu işi yapanı aranızdan atmanız gerekmez miydi?

5:3b.1CO.005.003 Bedence olmasa da ruhça aranızdayım. Bu suçu işleyeni, aranızdaymışım gibi Rabbimiz İsanın adıyla zaten yargılamış bulunuyorum. Ben ruhça aranızdayken Rabbimiz İsanın gücüyle toplandığınız zaman, bedeninin yok olması için bu adamı Şeytana teslim edin ki, Rab İsanın gününde ruhu kurtulabilsin.

5:6b.1CO.005.006 Övünmeniz yersizdir. Azıcık mayanın bütün hamuru kabarttığını bilmiyor musunuz?

5:7b.1CO.005.007 Yeni bir hamur olabilmek için eski mayadan arınıp temizlenin. Zaten mayasızsınız. Çünkü Fısıh kuzumuz Mesih kurban edildi.

5:8b.1CO.005.008 Bunun için eski mayayla -kin ve kötülük mayasıyla- değil, içtenliğin ve dürüstlüğün mayasız ekmeğiyle bayram edelim.

5:9b.1CO.005.009 Mektubumda size fuhuş yapanlarla arkadaşlık etmemenizi yazdım.

5:10b.1CO.005.010 Kuşkusuz dünyadaki ahlaksızları, açgözlüleri, soyguncuları ya da putperestleri demek istemedim. Öyle olsaydı, dünyadan ayrılmak zorunda kalırdınız!

5:11b.1CO.005.011 Ama şimdi size şunu yazıyorum: Kardeş diye bilinirken fuhuş yapan, açgözlü, putperest, sövücü, ayyaş ya da soyguncu olanla arkadaşlık etmeyin, böyle biriyle yemek bile yemeyin.

5:12b.1CO.005.012 İnanlılar topluluğunun dışındakileri yargılamaya benim ne hakkım var? Sizin de yargılamanız gereken kişiler topluluğun içindekiler değil mi?

5:13b.1CO.005.013 Topluluğun dışında kalanları Tanrı yargılar. ‹‹Kötü adamı aranızdan kovun!››

6

6:1b.1CO.006.001 Sizden birinin öbürüne karşı bir davası varsa kutsallar önünde değil de, imansızlar önünde yargılanmaya cesaret eder mi?

6:2b.1CO.006.002 Kutsalların dünyayı yargılayacağını bilmiyor musunuz? Madem dünyayı yargılayacaksınız, böyle önemsiz davaları görmeye yeterli değil misiniz?

6:3b.1CO.006.003 Bu yaşamla ilgili davalar bir yana, melekleri bile yargılayacağımızı bilmiyor musunuz?

6:4b.1CO.006.004 Bu yaşamla ilgili davalarınız olduğunda, inanlılar topluluğunda en önemsiz sayılanları mı yargıç atıyorsunuz?

6:5b.1CO.006.005 Sizi utandırmak için söylüyorum bunu. Kardeşler arasındaki davalarda yargıçlık edecek kadar bilge biri yok mu aranızda?

6:6b.1CO.006.006 Kardeş kardeşe karşı dava açıyor, üstelik imansızlar önünde!

6:7b.1CO.006.007 Aslında birbirinizden davacı olmanız bile sizin için düpedüz yenilgidir. Haksızlığa uğrasanız daha iyi olmaz mı? Dolandırılsanız daha iyi olmaz mı?

6:8b.1CO.006.008 Bunun yerine, siz kendiniz haksızlık edip başkasını dolandırıyorsunuz. Üstelik bunu kardeşlerinize yapıyorsunuz.

6:9b.1CO.006.009 Günahkârların, Tanrı Egemenliğini miras almayacağını bilmiyor musunuz? Aldanmayın! Ne fuhuş yapanlar Tanrının Egemenliğini miras alacaktır, ne puta tapanlar, ne zina edenler, ne oğlanlar, ne oğlancılar, ne hırsızlar, ne açgözlüler, ne ayyaşlar, ne sövücüler, ne de soyguncular.

6:11b.1CO.006.011 Bazılarınız böyleydiniz; ama yıkandınız, kutsal kılındınız, Rab İsa Mesih adıyla ve Tanrımızın Ruhu aracılığıyla aklandınız.

6:12b.1CO.006.012 ‹‹Bana her şey serbest›› diyorsunuz, ama her şey yararlı değildir. ‹‹Bana her şey serbest›› diyorsunuz, ama hiçbir şeyin tutsağı olmayacağım.

6:13b.1CO.006.013 ‹‹Yemek mide için, mide de yemek içindir›› diyorsunuz, ama Tanrı hem mideyi hem de yemeği ortadan kaldıracaktır. Beden fuhuş için değil, Rab içindir. Rab de beden içindir.

6:14b.1CO.006.014 Rabbi dirilten Tanrı, kudretiyle bizi de diriltecek.

6:15b.1CO.006.015 Bedenlerinizin Mesihin üyeleri olduğunu bilmiyor musunuz? Mesihin üyelerini alıp bir fahişenin üyeleri mi yapayım? Asla!

6:16b.1CO.006.016 Yoksa fahişeyle birleşenin, onunla tek beden olduğunu bilmiyor musunuz? Çünkü ‹‹İkisi tek beden olacak›› deniyor.

6:17b.1CO.006.017 Rable birleşen kişiyse Onunla tek ruh olur.

6:18b.1CO.006.018 Fuhuştan kaçının. İnsanın işlediği bütün öbür günahlar bedenin dışındadır; ama fuhuş yapan, kendi bedenine karşı günah işler.

6:19b.1CO.006.019 Bedeninizin, Tanrıdan aldığınız ve içinizdeki Kutsal Ruhun tapınağı olduğunu bilmiyor musunuz? Kendinize ait değilsiniz.

6:20b.1CO.006.020 Bir bedel karşılığı satın alındınız; onun için Tanrı'yı bedeninizde yüceltin.

7

7:1b.1CO.007.001 Şimdi bana yazdığınız konulara gelelim: ‹‹Erkeğin kadına dokunmaması iyidir›› diyorsunuz.

7:2b.1CO.007.002 Ama fuhuştan ötürü her erkek karısıyla, her kadın da kocasıyla yaşasın.

7:3b.1CO.007.003 Erkek karısına, kadın da kocasına hakkını versin.

7:4b.1CO.007.004 Kadının bedeni kendisine değil, kocasına aittir. Bunun gibi, erkeğin bedeni de kendisine değil, karısına aittir.

7:5b.1CO.007.005 Geçici bir süre için anlaşıp kendinizi duaya vermekten başka bir nedenle birbirinizi mahrum etmeyin. Sonra yine birleşin ki, kendinizi denetleyemediğiniz için Şeytan sizi ayartmasın.

7:6b.1CO.007.006 Bunu bir buyruk olarak değil, bir uzlaşma yolu olarak söylüyorum.

7:7b.1CO.007.007 Herkesin benim gibi olmasını dilerdim. Ama herkesin Tanrıdan aldığı ruhsal bir armağanı vardır; kiminin şöyle, kiminin böyle.

7:8b.1CO.007.008 Yine de evli olmayanlarla dul kadınlara şunu söyleyeyim: Benim gibi kalsalar kendileri için iyi olur.

7:9b.1CO.007.009 Ama kendilerini denetleyemiyorlarsa, evlensinler. Çünkü için için yanmaktansa evlenmek daha iyidir.

7:10b.1CO.007.010 Evlilereyse şunu buyuruyorum, daha doğrusu Rab buyuruyor: Kadın kocasından ayrılmasın.

7:11b.1CO.007.011 Ayrılırsa evlenmesin, ya da kocasıyla barışsın. Erkek de karısını boşamasın.

7:12b.1CO.007.012 Geri kalanlara Rab değil, ben söylüyorum: Eğer bir kardeşin karısı iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, onu boşamasın.

7:13b.1CO.007.013 Bir kadının kocası iman etmemişse ama kendisiyle yaşamaya razıysa, kadın onu boşamasın.

7:14b.1CO.007.014 Çünkü iman etmemiş koca karısı aracılığıyla, iman etmemiş kadın da imanlı kocası aracılığıyla kutsanır. Yoksa çocuklarınız murdar olurdu. Ama şimdi kutsaldırlar.

7:15b.1CO.007.015 İman etmeyen ayrılırsa ayrılsın. Kardeş ya da kızkardeş böyle durumlarda özgürdür. Tanrı sizi barış içinde yaşamaya çağırdı.

7:16b.1CO.007.016 Ey kadın, kocanı kurtarıp kurtaramayacağını nereden biliyorsun? Ey erkek, karını kurtarıp kurtaramayacağını nereden biliyorsun?

7:17b.1CO.007.017 Ancak herkes Rabbin kendisi için belirlediği duruma uygun biçimde, Tanrıdan aldığı çağrıya göre yaşasın. Bunu bütün kiliselere buyuruyorum.

7:18b.1CO.007.018 Biri sünnetliyken mi çağrıldı, sünnetsiz olmasın. Bir başkası sünnetsizken mi çağrıldı, sünnet olmasın.

7:19b.1CO.007.019 Sünnetli olup olmamak önemli değildir. Önemli olan, Tanrının buyruklarını yerine getirmektir.

7:20b.1CO.007.020 Herkes ne durumda çağrıldıysa, o durumda kalsın.

7:21b.1CO.007.021 Köleyken mi çağrıldın, üzülme. Ama özgür olabilirsen, fırsatı kaçırma!

7:22b.1CO.007.022 Çünkü Rabbin çağrısını aldığı zaman köle olan kimse, şimdi Rabbin özgürüdür. Özgürken çağrılan kişi de Mesihin kölesidir.

7:23b.1CO.007.023 Bir bedel karşılığı satın alındınız, insanlara köle olmayın.

7:24b.1CO.007.024 Kardeşler, herkes ne durumda çağrıldıysa, Tanrı önünde o durumda kalsın.

7:25b.1CO.007.025 Kızlara gelince, Rabden onlarla ilgili bir buyruk almış değilim. Ama Rabbin merhameti sayesinde güvenilir biri olarak düşündüklerimi söylüyorum.

7:26b.1CO.007.026 Öyle sanıyorum ki, şimdiki sıkıntılar nedeniyle insanın olduğu gibi kalması iyidir.

7:27b.1CO.007.027 Karın varsa, boşanmayı isteme. Karın yoksa, kendine eş arama.

7:28b.1CO.007.028 Ama evlenirsen günah işlemiş olmazsın. Bir kız da evlenirse günah işlemiş olmaz. Ne var ki, evlenenler bu yaşamda sıkıntılarla karşılaşacak. Ben sizi bu sıkıntılardan esirgemek istiyorum.

7:29b.1CO.007.029 Kardeşler, şunu demek istiyorum: Zaman daralmıştır. Bundan böyle, karısı olanlar karıları yokmuş gibi, yas tutanlar yas tutmuyormuş gibi, sevinenler sevinmiyormuş gibi, mal alanlar malları yokmuş gibi, dünyadan yararlananlar alabildiğine yararlanmıyormuş gibi olsun. Çünkü dünyanın şimdiki hali geçicidir.

7:32b.1CO.007.032 Kaygısız olmanızı istiyorum. Evli olmayan erkek, Rabbi nasıl hoşnut edeceğini düşünerek Rabbin işleri için kaygılanır.

7:33b.1CO.007.033 Evli erkekse karısını nasıl hoşnut edeceğini düşünerek dünya işleri için kaygılanır.

7:34b.1CO.007.034 Böylece ilgisi bölünür. Evli olmayan kadın ya da kız hem bedence hem ruhça kutsal olmak amacıyla Rabbin işleri için kaygılanır. Evli kadınsa kocasını nasıl hoşnut edeceğini düşünerek dünya işleri için kaygılanır.

7:35b.1CO.007.035 Bunu sizin iyiliğiniz için söylüyorum, özgürlüğünüzü kısıtlamak için değil. İlginizi dağıtmadan, Rabbe adanmış olarak, Ona yaraşır biçimde yaşamanızı istiyorum.

7:36b.1CO.007.036 Bir kimse nişanlı olduğu kıza yakışıksız davrandığını düşünüyorsa, aşırı tutkuları varsa ve evlenmesi gerekiyorsa, istediğini yapsın, günah işlemiş olmaz; evlensinler.

7:37b.1CO.007.037 Ama zorunluluk altında bulunmayan, yüreği kararlı, istediğini yapabilecek durumdaki kişi, nişanlısıyla evlenmemeye yüreğinde karar vermişse, iyi eder.

7:38b.1CO.007.038 Kısacası nişanlısıyla evlenen iyi eder, evlenmeyense daha iyi eder.

7:39b.1CO.007.039 Kadın, kocası yaşadıkça kocasına bağlıdır. Kocası ölürse dilediği kimseyle evlenmekte özgürdür; yeter ki, o kişi Rabbe ait biri olsun.

7:40b.1CO.007.040 Ama dul kadın, olduğu gibi kalırsa daha mutlu olur. Ben böyle düşünüyorum ve sanırım bende de Tanrı'nın Ruhu vardır.

8

8:1b.1CO.008.001 Şimdi putlara sunulan kurbanların etine gelelim. ‹‹Hepimizin bilgisi var›› diyorsunuz, bunu biliyoruz. Bilgi insanı böbürlendirir, sevgiyse geliştirir.

8:2b.1CO.008.002 Bir şey bildiğini sanan, henüz bilmesi gerektiği gibi bilmiyordur.

8:3b.1CO.008.003 Ama Tanrıyı seveni Tanrı bilir.

8:4b.1CO.008.004 Putlara sunulan kurban etinin yenmesine gelince, biliyoruz ki, ‹‹Dünyada put bir hiçtir›› ve ‹‹Birden fazla Tanrı yoktur››.

8:5b.1CO.008.005 Yerde ya da gökte ilah diye adlandırılanlar varsa da -nitekim pekçok ‹‹ilah››, pekçok ‹‹rab›› vardır- bizim için tek bir Tanrı Baba vardır. O her şeyin kaynağıdır, bizler Onun için yaşıyoruz. Tek bir Rab var, O da İsa Mesihtir. Her şey Onun aracılığıyla yaratıldı, biz de Onun aracılığıyla yaşıyoruz.

8:7b.1CO.008.007 Ne var ki, herkes bu bilgiye sahip değildir. Hâlâ putperest alışkanlıklarının etkisinde kalan bazıları, yedikleri etin puta sunulduğunu düşünüyorlar. Vicdanları zayıf olduğu için lekeleniyor.

8:8b.1CO.008.008 Yiyecek bizi Tanrıya yaklaştırmaz. Yemezsek bir kaybımız olmaz, yersek de bir kazancımız olmaz.

8:9b.1CO.008.009 Yalnız dikkat edin, bu özgürlüğünüz vicdanı zayıf olanların sürçmesine neden olmasın.

8:10b.1CO.008.010 Eğer zayıf vicdanlı biri, bilgili olan seni bir put tapınağında sofraya oturmuş görürse, puta sunulan kurbanın etini yemek için cesaret almaz mı?

8:11b.1CO.008.011 Sonuçta bu zayıf vicdanlı kişi, Mesihin uğruna öldüğü bu kardeş, senin bilgin yüzünden mahvolur!

8:12b.1CO.008.012 Bu şekilde kardeşlere karşı günah işleyip onların zayıf vicdanlarını yaralayarak Mesihe karşı günah işlemiş olursunuz.

8:13b.1CO.008.013 Bu nedenle, yediğim şey kardeşimin sendeleyip düşmesine yol açacaksa, kardeşimin düşmemesi için bir daha et yemeyeceğim.

9

9:1b.1CO.009.001 Özgür değil miyim? Elçi değil miyim? Rabbimiz İsayı görmedim mi? Sizler Rab yolunda verdiğim emeğin ürünü değil misiniz?

9:2b.1CO.009.002 Başkaları için elçi değilsem bile, sizler için elçiyim ya! Rab yolunda elçiliğimin kanıtı sizsiniz.

9:3b.1CO.009.003 Beni sorguya çekenlere karşı kendimi böyle savunurum.

9:4b.1CO.009.004 Yiyip içmeye hakkımız yok mu bizim?

9:5b.1CO.009.005 Öbür elçiler gibi, Rabbin kardeşleri ve Kefas gibi, yanımızda imanlı bir eş gezdirmeye hakkımız yok mu?

9:6b.1CO.009.006 Geçimi için çalışması gereken yalnız Barnabayla ben miyim?

9:7b.1CO.009.007 Kim kendi parasıyla askerlik yapar? Kim bağ diker de ürününü yemez? Kim sürüyü güder de sütünden içmez?

9:8b.1CO.009.008 İnsansal açıdan mı söylüyorum bunları? Kutsal Yasa da aynı şeyleri söylemiyor mu?

9:9b.1CO.009.009 Musanın Yasasında, ‹‹Harman döven öküzün ağzını bağlamayacaksın›› diye yazılmıştır. Tanrının kaygısı öküzler mi, yoksa bunu özellikle bizim için mi söylüyor? Kuşkusuz, bizim için yazılmıştır bu. Çünkü çift sürenin umutla sürmesi, harman dövenin de harmana ortak olma umuduyla dövmesi gerekir.

9:11b.1CO.009.011 Aranıza ruhsal tohumlar ektiysek, sizden maddesel bir harman biçmemiz çok mu?

9:12b.1CO.009.012 Başkalarının sizden yardım almaya hakları varsa, bizim daha çok hakkımız yok mu? Ama biz bu hakkımızı kullanmadık. Mesih Müjdesinin yayılmasına engel olmayalım diye her şeye katlanıyoruz.

9:13b.1CO.009.013 Tapınakta çalışanların tapınaktan beslendiklerini, sunakta görevli olanların da sunakta adanan adaklardan pay aldıklarını bilmiyor musunuz?

9:14b.1CO.009.014 Bunun gibi, Rab Müjdeyi yayanların da geçimlerini Müjdeden sağlamasını buyurdu.

9:15b.1CO.009.015 Ama ben bu haklardan hiçbirini kullanmış değilim. Bunlar bana sağlansın diye de yazmıyorum. Bunu yapmaktansa ölmeyi yeğlerim. Kimse beni bu övünçten yoksun bırakmayacaktır!

9:16b.1CO.009.016 Müjdeyi yayıyorum diye övünmeye hakkım yok. Çünkü bunu yapmakla yükümlüyüm. Müjdeyi yaymazsam vay halime!

9:17b.1CO.009.017 Eğer Müjdeyi gönülden yayarsam, ödülüm olur; gönülsüzce yayarsam, yalnızca bana emanet edilen görevi yapmış olurum.

9:18b.1CO.009.018 Peki, ödülüm nedir? Müjdeyi karşılıksız yaymak ve böylece Müjdeyi yaymaktan doğan hakkımı kullanmamaktır.

9:19b.1CO.009.019 Ben özgürüm, kimsenin kölesi değilim. Ama daha çok kişi kazanayım diye herkesin kölesi oldum.

9:20b.1CO.009.020 Yahudileri kazanmak için Yahudilere Yahudi gibi davrandım. Kendim Kutsal Yasanın denetimi altında olmadığım halde, Yasa altında olanları kazanmak için onlara Yasa altındaymışım gibi davrandım.

9:21b.1CO.009.021 Tanrının Yasasına sahip olmayan biri değilim, Mesihin Yasası altındayım. Buna karşın, Yasaya sahip olmayanları kazanmak için Yasaya sahip değilmişim gibi davrandım.

9:22b.1CO.009.022 Güçsüzleri kazanmak için onlarla güçsüz oldum. Ne yapıp yapıp bazılarını kurtarmak için herkesle her şey oldum.

9:23b.1CO.009.023 Bunların hepsini Müjdede payım olsun diye, Müjde uğruna yapıyorum.

9:24b.1CO.009.024 Koşu alanında yarışanların hepsi koştuğu halde ödülü bir kişinin kazandığını bilmiyor musunuz? Öyle koşun ki ödülü kazanasınız.

9:25b.1CO.009.025 Yarışa katılan herkes kendini her yönden denetler. Böyleleri bunu çürüyüp gidecek bir defne tacı kazanmak için yaparlar. Bizse hiç çürümeyecek bir taç için yapıyoruz.

9:26b.1CO.009.026 Bunun içindir ki, amaçsızca koşan biri gibi koşmuyorum. Yumruğumu havayı döver gibi boşa atmıyorum.

9:27b.1CO.009.027 Müjde'yi başkalarına duyurduktan sonra kendim reddedilmemek için bedenime eziyet çektirip onu köle ediyorum.

10

10:1b.1CO.010.001 Kardeşler, atalarımızın hepsinin bulut altında korunduğunu ve hepsinin denizden geçtiğini bilmenizi istiyorum.

10:2b.1CO.010.002 Musaya bağlanmak üzere hepsi bulutta ve denizde vaftiz edildi.

10:3b.1CO.010.003 Hepsi aynı ruhsal yiyeceği yedi;

10:4b.1CO.010.004 hepsi aynı ruhsal içeceği içti. Artlarından gelen ruhsal kayadan içtiler; o kaya Mesihti.

10:5b.1CO.010.005 Ne var ki, Tanrı onların çoğundan hoşnut değildi; nitekim cesetleri çöle serildi.

10:6b.1CO.010.006 Bu olaylar, onlar gibi kötü şeylere özlem duymamamız için bize ders olsun diye oldu.

10:7b.1CO.010.007 Onlardan bazıları gibi puta tapanlar olmayın. Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹Halk yiyip içmeye oturdu, sonra kalkıp çılgınca eğlendi.››

10:8b.1CO.010.008 Onlardan bazıları gibi fuhuş yapmayalım. Fuhuş yapanların yirmi üç bini bir günde yok oldu.

10:9b.1CO.010.009 Yine bazıları gibi Rabbi denemeyelim. Böyle yapanları yılanlar öldürdü.

10:10b.1CO.010.010 Kimileri gibi de söylenip durmayın. Söylenenleri ölüm meleği öldürdü.

10:11b.1CO.010.011 Bu olaylar başkalarına ders olsun diye onların başına geldi; çağların sonuna ulaşmış olan bizleri uyarmak için yazıya geçirildi.

10:12b.1CO.010.012 Onun için, ayakta sağlam durduğunu sanan dikkat etsin, düşmesin!

10:13b.1CO.010.013 Herkesin karşılaştığı denemelerden başka denemelerle karşılaşmadınız. Tanrı güvenilirdir, gücünüzü aşan biçimde denenmenize izin vermez. Dayanabilmeniz için denemeyle birlikte çıkış yolunu da sağlayacaktır.

10:14b.1CO.010.014 Bu nedenle, sevgili kardeşlerim, putperestlikten kaçının.

10:15b.1CO.010.015 Aklı başında insanlarla konuşur gibi konuşuyorum. Söylediklerimi kendiniz tartın.

10:16b.1CO.010.016 Tanrıya şükrettiğimiz şükran kâsesiyle Mesihin kanına paydaş olmuyor muyuz? Bölüp yediğimiz ekmekle Mesihin bedenine paydaş olmuyor muyuz?

10:17b.1CO.010.017 Ekmek bir olduğu gibi, biz de çok olduğumuz halde bir bedeniz. Çünkü hepimiz bir ekmeği paylaşıyoruz.

10:18b.1CO.010.018 İsrail halkına bakın; kurban etini yiyenler sunağa paydaş değil midir?

10:19b.1CO.010.019 Öyleyse ne demek istiyorum? Puta sunulan kurban etinin bir özelliği mi var? Ya da putun bir önemi mi var?

10:20b.1CO.010.020 Hayır, yok! Dediğim şu: Putperestler kurbanlarını Tanrıya değil, cinlere sunuyorlar. Cinlerle paydaş olmanızı istemem.

10:21b.1CO.010.021 Hem Rabbin, hem cinlerin kâsesinden içemezsiniz; hem Rabbin, hem cinlerin sofrasına ortak olamazsınız.

10:22b.1CO.010.022 Yoksa Rabbi kıskandırmaya mı çalışıyoruz? Biz Ondan daha mı güçlüyüz?

10:23b.1CO.010.023 ‹‹Her şey serbest›› diyorsunuz, ama her şey yararlı değildir. ‹‹Her şey serbest›› diyorsunuz, ama her şey yapıcı değildir.

10:24b.1CO.010.024 Herkes kendi yararını değil, başkalarının yararını gözetsin.

10:25b.1CO.010.025 Kasaplar çarşısında satılan her eti vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.

10:26b.1CO.010.026 Çünkü ‹‹Yeryüzü ve içindeki her şey Rabbindir.››

10:27b.1CO.010.027 İman etmemiş biri sizi yemeğe çağırır, siz de gitmek isterseniz, önünüze konulan her şeyi vicdan sorunu yapmadan, sorgusuz sualsiz yiyin.

10:28b.1CO.010.028 Ama biri size, ‹‹Bu kurban etidir›› derse, hem bunu söyleyen için, hem de vicdan huzuru için yemeyin.

10:29b.1CO.010.029 Senin değil, öbür adamın vicdan huzuru için demek istiyorum. Benim özgürlüğümü neden başkasının vicdanı yargılasın?

10:30b.1CO.010.030 Şükrederek yemeğe katılırsam, şükrettiğim yiyecekten ötürü neden kınanayım?

10:31b.1CO.010.031 Sonuç olarak, ne yer ne içerseniz, ne yaparsanız, her şeyi Tanrının yüceliği için yapın.

10:32b.1CO.010.032 Yahudilerin, Greklerin ya da Tanrı topluluğunun tökezleyip düşmesine neden olmayın.

10:33b.1CO.010.033 Ben de kendi yararımı değil, kurtulsunlar diye birçoklarının yararını gözeterek herkesi her yönden hoşnut etmeye çalışıyorum.

11

11:1b.1CO.011.001 Mesihi örnek aldığım gibi, siz de beni örnek alın.

11:2b.1CO.011.002 Her durumda beni anımsadığınız ve size ilettiğim öğretileri olduğu gibi koruduğunuz için sizi övüyorum.

11:3b.1CO.011.003 Ama şunu da bilmenizi isterim: Her erkeğin başı Mesih, kadının başı erkek, Mesihin başı da Tanrıdır.

11:4b.1CO.011.004 Başına bir şey takıp dua ya da peygamberlik eden her erkek, başını küçük düşürür.

11:5b.1CO.011.005 Ama başı açık dua ya da peygamberlik eden her kadın, başını küçük düşürür. Böylesinin, başı tıraş edilmiş bir kadından farkı yoktur.

11:6b.1CO.011.006 Kadın başını açarsa, saçını kestirsin. Ama kadının saçını kestirmesi ya da tıraş etmesi ayıpsa, başını örtsün.

11:7b.1CO.011.007 Erkek başını örtmemeli; o, Tanrının benzeri ve yüceliğidir. Kadın da erkeğin yüceliğidir.

11:8b.1CO.011.008 Çünkü erkek kadından değil, kadın erkekten yaratıldı.

11:9b.1CO.011.009 Erkek kadın için değil, kadın erkek için yaratıldı.

11:10b.1CO.011.010 Bu nedenle ve melekler uğruna kadının başı üzerinde yetkisi olmalıdır.

11:11b.1CO.011.011 Ne var ki, Rabde ne kadın erkekten ne de erkek kadından bağımsızdır.

11:12b.1CO.011.012 Çünkü kadın erkekten yaratıldığı gibi, erkek de kadından doğar. Ama her şey Tanrıdandır.

11:13b.1CO.011.013 Siz kendiniz karar verin: Kadının açık başla Tanrıya dua etmesi uygun mu?

11:14b.1CO.011.014 Doğanın kendisi bile size erkeğin uzun saçlı olmasının kendisini küçük düşürdüğünü, kadının uzun saçlı olmasının ise kendisini yücelttiğini öğretmiyor mu? Çünkü saç kadına örtü olarak verilmiştir.

11:16b.1CO.011.016 Bu konuda çekişmek isteyen varsa, şunu bilsin ki, bizim ya da Tanrının kiliselerinin böyle bir alışkanlığı yoktur.

11:17b.1CO.011.017 Toplantılarınız yarardan çok zarar getirdiği için aşağıdaki uyarıları yaparken sizi övemem.

11:18b.1CO.011.018 Birincisi, toplulukça bir araya geldiğinizde aranızda ayrılıklar olduğunu duyuyorum. Buna biraz da inanıyorum.

11:19b.1CO.011.019 Çünkü Tanrının beğenisini kazananların belli olması için aranızda bölünmeler olması gerekiyor!

11:20b.1CO.011.020 Toplandığınızda Rabbin Sofrasına katılmak için toplanmıyorsunuz.

11:21b.1CO.011.021 Her biriniz ötekini beklemeden kendi yemeğini yiyor. Kimi aç kalıyor, kimi sarhoş oluyor.

11:22b.1CO.011.022 Yiyip içmek için evleriniz yok mu? Tanrının topluluğunu hor mu görüyorsunuz, yiyeceği olmayanları utandırmak mı istiyorsunuz? Size ne diyeyim? Sizi öveyim mi? Bu konuda övemem!

11:23b.1CO.011.023 Size ilettiğimi ben Rabden öğrendim. Ele verildiği gece Rab İsa eline ekmek aldı, şükredip ekmeği böldü ve şöyle dedi: ‹‹Bu sizin uğrunuza feda edilen bedenimdir. Beni anmak için böyle yapın.››

11:25b.1CO.011.025 Aynı biçimde yemekten sonra kâseyi alıp şöyle dedi: ‹‹Bu kâse kanımla gerçekleşen yeni antlaşmadır. Her içtiğinizde beni anmak için böyle yapın.››

11:26b.1CO.011.026 Bu ekmeği her yediğinizde ve bu kâseden her içtiğinizde, Rabbin gelişine dek Rabbin ölümünü ilan etmiş olursunuz.

11:27b.1CO.011.027 Bu nedenle kim uygun olmayan biçimde ekmeği yer ya da Rabbin kâsesinden içerse, Rabbin bedenine ve kanına karşı suç işlemiş olur.

11:28b.1CO.011.028 Kişi önce kendini sınasın, sonra ekmekten yiyip kâseden içsin.

11:29b.1CO.011.029 Çünkü bedeni farketmeden yiyip içen, böyle yiyip içmekle kendi kendini mahkûm eder.

11:30b.1CO.011.030 İşte bu yüzden birçoğunuz zayıf ve hastadır, bazılarınız da ölmüştür.

11:31b.1CO.011.031 Kendimizi doğrulukla yargılasaydık, yargılanmazdık.

11:32b.1CO.011.032 Dünyayla birlikte mahkûm olmayalım diye Rab bizi yargılayıp terbiye ediyor.

11:33b.1CO.011.033 Öyleyse kardeşlerim, yemek için bir araya geldiğinizde birbirinizi bekleyin.

11:34b.1CO.011.034 Aç olan karnını evde doyursun. Öyle ki, toplanmanız yargılanmanıza yol açmasın. Öbür sorunları ise geldiğimde çözerim.

12

12:1b.1CO.012.001 Ruhsal armağanlara gelince, kardeşlerim, bu konuda bilgisiz kalmanızı istemem.

12:2b.1CO.012.002 Biliyorsunuz, putperestken şöyle ya da böyle saptırılıp dilsiz putlara tapmaya yöneltilmiştiniz.

12:3b.1CO.012.003 Bunun için bilmenizi isterim ki: Tanrının Ruhu aracılığıyla konuşan hiç kimse, ‹‹İsaya lanet olsun!›› demez. Kutsal Ruhun aracılığı olmaksızın da kimse, ‹‹İsa Rabdir›› diyemez.

12:4b.1CO.012.004 Çeşitli ruhsal armağanlar vardır, ama Ruh birdir.

12:5b.1CO.012.005 Çeşitli görevler vardır, ama Rab birdir.

12:6b.1CO.012.006 Çeşitli etkinlikler vardır, ama herkeste hepsini etkin kılan aynı Tanrıdır.

12:7b.1CO.012.007 Herkesin ortak yararı için herkese Ruhu belli eden bir yetenek veriliyor.

12:8b.1CO.012.008 Ruh aracılığıyla birine bilgece konuşma yeteneği, ötekine aynı Ruhtan bilgi iletme yeteneği, birine aynı Ruh aracılığıyla iman, ötekine aynı Ruh aracılığıyla hastaları iyileştirme armağanları, birine mucize yapma olanakları, birine peygamberlikte bulunma, birine ruhları ayırt etme, birine çeşitli dillerle konuşma, bir başkasına da bu dilleri çevirme armağanı veriliyor.

12:11b.1CO.012.011 Bunların tümünü etkin kılan tek ve aynı Ruhtur. Ruh bunları herkese dilediği gibi, ayrı ayrı dağıtır.

12:12b.1CO.012.012 Beden bir olmakla birlikte birçok üyeden oluşur ve çok sayıdaki bu üyelerin hepsi tek bir beden oluşturur. Mesih de böyledir.

12:13b.1CO.012.013 İster Yahudi ister Grek, ister köle ister özgür olalım, hepimiz bir beden olmak üzere aynı Ruhta vaftiz edildik ve hepimizin aynı Ruhtan içmesi sağlandı.

12:14b.1CO.012.014 İşte beden tek üyeden değil, birçok üyeden oluşur.

12:15b.1CO.012.015 Ayak, ‹‹El olmadığım için bedene ait değilim›› derse, bu onu bedenden ayırmaz.

12:16b.1CO.012.016 Kulak, ‹‹Göz olmadığım için bedene ait değilim›› derse, bu onu bedenden ayırmaz.

12:17b.1CO.012.017 Bütün beden göz olsaydı, nasıl duyardık? Bütün beden kulak olsaydı, nasıl koklardık?

12:18b.1CO.012.018 Gerçek şu ki, Tanrı bedenin her üyesini dilediği biçimde bedene yerleştirmiştir.

12:19b.1CO.012.019 Eğer hepsi bir tek üye olsaydı, beden olur muydu?

12:20b.1CO.012.020 Gerçek şu ki, çok sayıda üye, ama tek beden vardır.

12:21b.1CO.012.021 Göz ele, ‹‹Sana ihtiyacım yok!›› ya da baş ayaklara, ‹‹Size ihtiyacım yok!›› diyemez.

12:22b.1CO.012.022 Tam tersine, bedenin daha zayıf görünen üyeleri vazgeçilmezdir.

12:23b.1CO.012.023 Bedenin daha az değerli saydığımız üyelerine daha çok değer veririz. Böylece gösterişsiz üyelerimiz daha gösterişli olur.

12:24b.1CO.012.024 Gösterişli üyelerimizin özene ihtiyacı yoktur. Ama Tanrı, değeri az olana daha çok değer vererek bedende birliği sağladı.

12:25b.1CO.012.025 Öyle ki, bedende ayrılık olmasın, üyeler birbirini eşit biçimde gözetsin.

12:26b.1CO.012.026 Bir üye acı çekerse, bütün üyeler birlikte acı çeker; bir üye yüceltilirse, bütün üyeler birlikte sevinir.

12:27b.1CO.012.027 Sizler Mesihin bedenisiniz, bu bedenin ayrı ayrı üyelerisiniz.

12:28b.1CO.012.028 Tanrı kilisede ilkin elçileri, ikinci olarak peygamberleri, üçüncü olarak öğretmenleri, sonra mucize yapanları, hastaları iyileştirme armağanlarına sahip olanları, başkalarına yardım edenleri, yönetme yeteneği olanları ve çeşitli dillerle konuşanları atadı.

12:29b.1CO.012.029 Hepsi elçi mi? Hepsi peygamber mi? Hepsi öğretmen mi? Hepsi mucize yapar mı?

12:30b.1CO.012.030 Hepsinin hastaları iyileştirme armağanları var mı? Hepsi bilmediği dilleri konuşabilir mi? Hepsi bu dilleri çevirebilir mi?

12:31b.1CO.012.031 Ama siz daha üstün armağanları gayretle isteyin. Şimdi size en iyi yolu göstereyim.

13

13:1b.1CO.013.001 İnsanların ve meleklerin diliyle konuşsam, ama sevgim olmasa, ses çıkaran bakırdan ya da çınlayan zilden farkım kalmaz.

13:2b.1CO.013.002 Peygamberlikte bulunabilsem, bütün sırları bilsem, her bilgiye sahip olsam, dağları yerinden oynatacak kadar büyük imanım olsa, ama sevgim olmasa, bir hiçim.

13:3b.1CO.013.003 Varımı yoğumu sadaka olarak dağıtsam, bedenimi yakılmak üzere teslim etsem, ama sevgim olmasa, bunun bana hiçbir yararı olmaz.

13:4b.1CO.013.004 Sevgi sabırlıdır, sevgi şefkatlidir. Sevgi kıskanmaz, övünmez, böbürlenmez.

13:5b.1CO.013.005 Sevgi kaba davranmaz, kendi çıkarını aramaz, kolay kolay öfkelenmez, kötülüğün hesabını tutmaz.

13:6b.1CO.013.006 Sevgi haksızlığa sevinmez, gerçek olanla sevinir.

13:7b.1CO.013.007 Sevgi her şeye katlanır, her şeye inanır, her şeyi umut eder, her şeye dayanır.

13:8b.1CO.013.008 Sevgi asla son bulmaz. Ama peygamberlikler ortadan kalkacak, diller sona erecek, bilgi ortadan kalkacaktır.

13:9b.1CO.013.009 Çünkü bilgimiz de peygamberliğimiz de sınırlıdır.

13:10b.1CO.013.010 Ne var ki, yetkin olan geldiğinde sınırlı olan ortadan kalkacaktır.

13:11b.1CO.013.011 Çocukken çocuk gibi konuşur, çocuk gibi anlar, çocuk gibi düşünürdüm. Yetişkin biri olunca çocukça davranışları bıraktım.

13:12b.1CO.013.012 Şimdi her şeyi aynadaki silik görüntü gibi görüyoruz, ama o zaman yüz yüze görüşeceğiz. Şimdi bilgim sınırlıdır, ama o zaman bilindiğim gibi tam bileceğim.

13:13b.1CO.013.013 İşte kalıcı olan üç şey vardır: İman, umut, sevgi. Bunların en üstünü de sevgidir.

14

14:1b.1CO.014.001 Sevginin ardınca koşun ve ruhsal armağanları, özellikle peygamberlik yeteneğini gayretle isteyin.

14:2b.1CO.014.002 Bilmediği dilde konuşan, insanlarla değil, Tanrıyla konuşur. Kimse onu anlamaz. O, ruhuyla sırlar söyler.

14:3b.1CO.014.003 Peygamberlikte bulunansa insanların ruhça gelişmesi, cesaret ve teselli bulması için insanlara seslenir.

14:4b.1CO.014.004 Bilmediği dilde konuşan kendi kendini geliştirir; ama peygamberlikte bulunan, inanlılar topluluğunu geliştirir.

14:5b.1CO.014.005 Hepinizin dillerle konuşmasını isterim, ama peygamberlikte bulunmanızı yeğlerim. Diller inanlılar topluluğunun gelişmesi için çevrilmedikçe peygamberlikte bulunan, dillerle konuşandan üstündür.

14:6b.1CO.014.006 Şimdi kardeşlerim, yanınıza gelip dillerle konuşsam, ama size bir vahiy, bir bilgi, bir peygamberlik sözü ya da bir öğreti getirmesem, size ne yararım olur?

14:7b.1CO.014.007 Kaval ya da lir gibi ses veren cansız nesneler bile değişik sesler çıkarmasa, kaval mı, lir mi çalındığını kim anlar?

14:8b.1CO.014.008 Borazan belirgin bir ses çıkarmasa, kim savaşa hazırlanır?

14:9b.1CO.014.009 Bunun gibi, siz de anlaşılır bir dil konuşmazsanız, söyledikleriniz nasıl anlaşılır? Havaya konuşmuş olursunuz!

14:10b.1CO.014.010 Kuşkusuz dünyada çeşit çeşit diller vardır, hiçbiri de anlamsız değildir.

14:11b.1CO.014.011 Ne var ki, konuşulan dili anlamazsam, ben konuşana yabancı olurum, konuşan da bana yabancı olur.

14:12b.1CO.014.012 Bu nedenle, siz de ruhsal armağanlara heveslendiğinize göre, inanlılar topluluğunu geliştiren ruhsal armağanlar bakımından zenginleşmeye bakın.

14:13b.1CO.014.013 Bunun için, bilmediği dili konuşan, kendi söylediklerini çevirebilmek için dua etsin.

14:14b.1CO.014.014 Bilmediğim dille dua edersem ruhum dua eder, ama zihnimin buna katkısı olmaz.

14:15b.1CO.014.015 Öyleyse ne yapmalıyım? Ruhumla da zihnimle de dua edeceğim. Ruhumla da zihnimle de ilahi söyleyeceğim.

14:16b.1CO.014.016 Tanrıyı yalnız ruhunla översen, yeni katılanlar senin ne söylediğini bilmediğinden, ettiğin şükran duasına nasıl ‹‹Amin!›› desin?

14:17b.1CO.014.017 Uygun biçimde şükrediyor olabilirsin, ama bu başkasını geliştirmez.

14:18b.1CO.014.018 Dillerle hepinizden çok konuştuğum için Tanrıya şükrediyorum.

14:19b.1CO.014.019 Ama inanlılar topluluğunda dillerle on bin söz söylemektense, başkalarını eğitmek için zihnimden beş söz söylemeyi yeğlerim.

14:20b.1CO.014.020 Kardeşler, çocuk gibi düşünmeyin. Kötülük konusunda çocuklar gibi, ama düşünmekte yetişkinler gibi olun.

14:21b.1CO.014.021 Kutsal Yasada şöyle yazılmıştır: ‹‹Rab, ‹Yabancı diller konuşanların aracılığıyla, Yabancıların dudaklarıyla bu halka sesleneceğim; Yine de beni dinlemeyecekler!› diyor.››

14:22b.1CO.014.022 Görülüyor ki, bilinmeyen diller imanlılar için değil, imansızlar için bir belirtidir. Peygamberlikse imansızlar için değil, imanlılar için bir belirtidir.

14:23b.1CO.014.023 Şimdi bütün inanlılar topluluğu bir araya gelip hep birlikte bilmedikleri dillerle konuşurlarken yeni katılanlar ya da iman etmeyenler içeri girerse, ‹‹Siz çıldırmışsınız!›› demezler mi?

14:24b.1CO.014.024 Ama herkes peygamberlikte bulunurken iman etmeyen ya da yeni katılan biri içeri girerse, söylenen her sözle günahlı olduğuna ikna edilecek, her sözle yargılanacak.

14:25b.1CO.014.025 Yüreğindeki gizli düşünceler açığa çıkacak ve, ‹‹Tanrı gerçekten aranızdadır!›› diyerek yüzüstü yere kapanıp Tanrıya tapınacaktır.

14:26b.1CO.014.026 Öyleyse ne diyelim, kardeşler? Toplandığınızda her birinizin bir ilahisi, öğretecek bir konusu, bir vahyi, bilmediği dilde söyleyecek bir sözü ya da bir çevirisi vardır. Her şey topluluğun gelişmesi için olsun.

14:27b.1CO.014.027 Eğer bilinmeyen dillerle konuşulacaksa, iki ya da en çok üç kişi sırayla konuşsun, biri de söylenenleri çevirsin.

14:28b.1CO.014.028 Çeviri yapacak biri yoksa, bilmediği dilde konuşan, toplulukta sessiz kalsın, içinden Tanrıyla konuşsun.

14:29b.1CO.014.029 İki ya da üç peygamber konuşsun, öbürleri söylenenleri iyice düşünüp tartsın.

14:30b.1CO.014.030 Toplantıda oturanlardan birine vahiy gelirse, konuşmakta olan sussun.

14:31b.1CO.014.031 Herkesin öğrenmesi ve cesaret bulması için hepiniz teker teker peygamberlikte bulunabilirsiniz.

14:32b.1CO.014.032 Peygamberlerin ruhları peygamberlerin denetimi altındadır.

14:33b.1CO.014.033 Çünkü Tanrı karışıklık değil, esenlik Tanrısıdır. Kutsalların bütün topluluklarında böyledir.

14:34b.1CO.014.034 Kadınlar toplantılarınızda sessiz kalsın. Konuşmalarına izin yoktur. Kutsal Yasanın da belirttiği gibi, uysal olsunlar.

14:35b.1CO.014.035 Öğrenmek istedikleri bir şey varsa, evde kocalarına sorsunlar. Çünkü kadının toplantı sırasında konuşması ayıptır.

14:36b.1CO.014.036 Tanrının sözü sizden mi kaynaklandı, ya da yalnız size mi ulaştı?

14:37b.1CO.014.037 Kendini peygamber ya da ruhça olgun sayan varsa, bilsin ki, size yazdıklarım Rabbin buyruğudur.

14:38b.1CO.014.038 Bunları önemsemeyenin kendisi de önemsenmesin.

14:39b.1CO.014.039 Özet olarak, kardeşlerim, peygamberlikte bulunmayı gayretle isteyin, bilinmeyen dillerle konuşulmasına engel olmayın. Ancak her şey uygun ve düzenli biçimde yapılsın.

15

15:1b.1CO.015.001 Şimdi, kardeşler, size bildirdiğim, sizin de kabul edip bağlı kaldığınız Müjdeyi anımsatmak istiyorum.

15:2b.1CO.015.002 Size müjdelediğim söze sımsıkı sarılırsanız, onun aracılığıyla kurtulursunuz. Yoksa boşuna iman etmiş olursunuz.

15:3b.1CO.015.003 Aldığım bilgiyi size öncelikle ilettim: Kutsal Yazılar uyarınca Mesih günahlarımıza karşılık öldü, gömüldü ve Kutsal Yazılar uyarınca üçüncü gün ölümden dirildi.

15:5b.1CO.015.005 Kefasa, sonra Onikilere göründü.

15:6b.1CO.015.006 Daha sonra da beş yüzden çok kardeşe aynı anda göründü. Bunların çoğu hâlâ yaşıyor, bazılarıysa öldüler.

15:7b.1CO.015.007 Bundan sonra Yakupa, sonra bütün elçilere, son olarak zamansız doğmuş bir çocuğa benzeyen bana da göründü.

15:9b.1CO.015.009 Ben elçilerin en önemsiziyim. Tanrının kilisesine zulmettiğim için elçi olarak anılmaya bile layık değilim.

15:10b.1CO.015.010 Ama şimdi neysem, Tanrının lütfuyla öyleyim. Onun bana olan lütfu boşa gitmedi. Elçilerin hepsinden çok emek verdim. Aslında ben değil, Tanrının bende olan lütfu emek verdi.

15:11b.1CO.015.011 İşte, gerek benim yaydığım, gerek öbür elçilerin yaydığı ve sizin de iman ettiğiniz bildiri budur.

15:12b.1CO.015.012 Eğer Mesihin ölümden dirildiği duyuruluyorsa, nasıl oluyor da aranızda bazıları ölüler dirilmez diyor?

15:13b.1CO.015.013 Ölüler dirilmezse, Mesih de dirilmemiştir.

15:14b.1CO.015.014 Mesih dirilmemişse, bildirimiz de imanınız da boştur.

15:15b.1CO.015.015 Bu durumda Tanrıyla ilgili tanıklığımız da yalan demektir. Çünkü Tanrının, Mesihi dirilttiğine tanıklık ettik. Ama ölüler gerçekten dirilmezse, Tanrı Mesihi de diriltmemiştir.

15:16b.1CO.015.016 Ölüler dirilmezse, Mesih de dirilmemiştir.

15:17b.1CO.015.017 Mesih dirilmemişse imanınız yararsızdır, siz de hâlâ günahlarınızın içindesiniz.

15:18b.1CO.015.018 Buna göre Mesihe ait olarak ölmüş olanlar da mahvolmuşlardır.

15:19b.1CO.015.019 Eğer yalnız bu yaşam için Mesihe umut bağlamışsak, herkesten çok acınacak durumdayız.

15:20b.1CO.015.020 Oysa Mesih, ölmüş olanların ilk örneği olarak ölümden dirilmiştir.

15:21b.1CO.015.021 Ölüm bir insan aracılığıyla geldiğine göre, ölümden diriliş de bir insan aracılığıyla gelir.

15:22b.1CO.015.022 Herkes nasıl Ademde ölüyorsa, herkes Mesihte yaşama kavuşacak.

15:23b.1CO.015.023 Her biri sırası gelince dirilecek: İlk örnek olarak Mesih, sonra Mesihin gelişinde Mesihe ait olanlar.

15:24b.1CO.015.024 Bundan sonra Mesih her yönetimi, her hükümranlığı, her gücü ortadan kaldırıp egemenliği Baba Tanrıya teslim ettiği zaman son gelmiş olacak.

15:25b.1CO.015.025 Çünkü Tanrı bütün düşmanlarını ayakları altına serinceye dek Onun egemenlik sürmesi gerekir.

15:26b.1CO.015.026 Ortadan kaldırılacak son düşman ölümdür.

15:27b.1CO.015.027 Çünkü, ‹‹Tanrı her şeyi Mesihin ayakları altına sererek Ona bağımlı kıldı.›› ‹‹Her şey Ona bağımlı kılındı›› sözünün, her şeyi Mesihe bağımlı kılan Tanrıyı içermediği açıktır.

15:28b.1CO.015.028 Her şey Oğula bağımlı kılınınca, Oğul da her şeyi kendisine bağımlı kılan Tanrıya bağımlı olacaktır. Öyle ki, Tanrı her şeyde her şey olsun.

15:29b.1CO.015.029 Diriliş yoksa, ölüler için vaftiz edilenler ne olacak? Ölüler gerçekten dirilmeyecekse, insanlar neden ölüler için vaftiz ediliyorlar?

15:30b.1CO.015.030 Biz de neden her saat kendimizi tehlikeye atıyoruz?

15:31b.1CO.015.031 Kardeşler, sizinle ilgili olarak Rabbimiz Mesih İsada sahip olduğum övüncün hakkı için her gün ölüyorum.

15:32b.1CO.015.032 Eğer insansal nedenlerle Efeste canavarlarla dövüştümse, bunun bana yararı ne? Eğer ölüler dirilmeyecekse, ‹‹Yiyelim içelim, nasıl olsa yarın öleceğiz.››

15:33b.1CO.015.033 Aldanmayın, ‹‹Kötü arkadaşlıklar iyi huyu bozar.››

15:34b.1CO.015.034 Uslanıp kendinize gelin, artık günah işlemeyin. Bazılarınız Tanrıyı hiç tanımıyor. Utanasınız diye söylüyorum bunları.

15:35b.1CO.015.035 Ama biri çıkıp, ‹‹Ölüler nasıl dirilecek? Nasıl bir bedenle gelecekler?›› diye sorabilir.

15:36b.1CO.015.036 Ne akılsızca bir soru! Ektiğin tohum ölmedikçe yaşama kavuşmaz ki!

15:37b.1CO.015.037 Ekerken, oluşacak bitkinin kendisini değil, yalnızca tohumunu -buğday ya da başka bir bitkinin tohumunu- ekersin.

15:38b.1CO.015.038 Tanrı tohuma dilediği bedeni -her birine kendine özgü bedeni- verir.

15:39b.1CO.015.039 Her canlının eti aynı değildir. İnsan eti başka, hayvan eti başka, kuş eti, balık eti başka başkadır.

15:40b.1CO.015.040 Göksel bedenler vardır, dünyasal bedenler vardır. Göksel olanların görkemi başka, dünyasal olanlarınki başkadır.

15:41b.1CO.015.041 Güneşin görkemi başka, ayın görkemi başka, yıldızların görkemi başkadır. Görkem bakımından yıldız yıldızdan farklıdır.

15:42b.1CO.015.042 Ölülerin dirilişi de böyledir. Beden çürümeye mahkûm olarak gömülür, çürümez olarak diriltilir.

15:43b.1CO.015.043 Düşkün olarak gömülür, görkemli olarak diriltilir. Zayıf olarak gömülür, güçlü olarak diriltilir.

15:44b.1CO.015.044 Doğal beden olarak gömülür, ruhsal beden olarak diriltilir. Doğal beden olduğu gibi, ruhsal beden de vardır.

15:45b.1CO.015.045 Nitekim şöyle yazılmıştır: ‹‹İlk insan Adem yaşayan can oldu.›› Son Ademse yaşam veren ruh oldu.

15:46b.1CO.015.046 Önce ruhsal olan değil, doğal olan geldi. Ruhsal olan sonra geldi.

15:47b.1CO.015.047 İlk insan yerden, yani topraktandır. İkinci insan göktendir.

15:48b.1CO.015.048 Topraktan olan insan nasılsa, topraktan olanlar da öyledir. Göksel insan nasılsa, göksel olanlar da öyledir.

15:49b.1CO.015.049 Bizler topraktan olana nasıl benzediysek, göksel olana da benzeyeceğiz.

15:50b.1CO.015.050 Kardeşler, şunu demek istiyorum, et ve kan Tanrının Egemenliğini miras alamaz. Çürüyen de çürümezliği miras alamaz.

15:51b.1CO.015.051 İşte size bir sır açıklıyorum. Hepimiz ölmeyeceğiz; son borazan çalınınca hepimiz bir anda, göz açıp kapayana dek değiştirileceğiz. Evet, borazan çalınacak, ölüler çürümez olarak dirilecek, ve biz de değiştirileceğiz.

15:53b.1CO.015.053 Çünkü bu çürüyen beden çürümezliği, bu ölümlü beden ölümsüzlüğü giyinmelidir.

15:54b.1CO.015.054 Çürüyen ve ölümlü beden çürümezliği ve ölümsüzlüğü giyinince, ‹‹Ölüm yok edildi, zafer kazanıldı!›› diye yazılmış olan söz yerine gelecektir.

15:55b.1CO.015.055 ‹‹Ey ölüm, zaferin nerede? Ey ölüm, dikenin nerede?››

15:56b.1CO.015.056 Ölümün dikeni günahtır. Günah ise gücünü Kutsal Yasadan alır.

15:57b.1CO.015.057 Rabbimiz İsa Mesih aracılığıyla bizi zafere ulaştıran Tanrıya şükürler olsun!

15:58b.1CO.015.058 Bu nedenle, sevgili kardeşlerim, Rab yolunda verdiğiniz emeğin boşa gitmeyeceğini bilerek dayanın, sarsılmayın, Rab'bin işinde her zaman gayretli olun.

16

16:1b.1CO.016.001 Kutsallara yapılacak para yardımına gelince: Galatya kiliselerine ne buyurduysam, siz de öyle yapın.

16:2b.1CO.016.002 Haftanın ilk günü herkes kazancına göre bir miktar para ayırıp biriktirsin. Öyle ki, yanınıza geldiğimde para toplamaya gerek kalmasın.

16:3b.1CO.016.003 Oraya vardığımda, bağışlarınızı götürmek üzere uygun gördüğünüz kişileri tanıtıcı mektuplarla Yeruşalime göndereceğim.

16:4b.1CO.016.004 Benim de gitmeme değerse, onları yanıma alıp gideceğim.

16:5b.1CO.016.005 Makedonyadan geçtikten sonra yanınıza geleceğim. Çünkü Makedonyadan geçmek niyetindeyim.

16:6b.1CO.016.006 Belki bir süre yanınızda kalırım, hatta kışı da sizinle geçirebilirim. Öyle ki, sonra nereye gidecek olsam, bana yardım edebilesiniz.

16:7b.1CO.016.007 Sizi öyle kısaca görüp geçmek istemiyorum. Rabbin izniyle uzunca bir süre yanınızda kalmayı umut ediyorum.

16:8b.1CO.016.008 Ama Pentikost Gününe dek Efeste kalacağım.

16:9b.1CO.016.009 Çünkü büyük ve etkili işler yapmam için burada bana bir kapı açıldı. Ne var ki, bana karşı çıkanlar çoktur.

16:10b.1CO.016.010 Timoteos yanınıza gelirse, bir şeyden korkmamasına dikkat edin. Çünkü o da benim gibi Rabbin işini yapıyor.

16:11b.1CO.016.011 Kimse onu hor görmesin. Yanıma gelmesi için onu esenlikle uğurlayın. Kardeşlerle birlikte onun da gelmesini bekliyorum.

16:12b.1CO.016.012 Kardeşimiz Apollosa gelince, kardeşlerle birlikte size gelmesi için ona çok ricada bulundum, ama şimdilik gelmeye hiç de istekli değil. Fırsat bulunca gelecek.

16:13b.1CO.016.013 Uyanık kalın, imanda dimdik durun, mert ve güçlü olun.

16:14b.1CO.016.014 Her şeyi sevgiyle yapın.

16:15b.1CO.016.015 Ahayada ilk iman eden ve kendilerini kutsalların hizmetine adayan İstefanasın ev halkını bilirsiniz. Kardeşler, size yalvarırım, bu gibilere ve onlarla birlikte çalışıp emek verenlerin hepsine bağımlı olun.

16:17b.1CO.016.017 İstefanas, Fortunatus ve Ahaykosun gelişine sevindim. Yokluğunuzu bana unutturdular.

16:18b.1CO.016.018 Sizin ruhunuzu da benim ruhumu da ferahlattılar. Böylelerinin değerini bilin.

16:19b.1CO.016.019 Asya İlindeki kiliseler size selam eder. Akvila ve Priska, evlerinde buluşan toplulukla birlikte Rabde size çok selam ederler.

16:20b.1CO.016.020 Buradaki bütün kardeşlerin size selamı var. Birbirinizi kutsal öpüşle selamlayın.

16:21b.1CO.016.021 Ben Pavlus, bu selamı kendi elimle yazıyorum.

16:22b.1CO.016.022 Rabbi sevmeyene lanet olsun. Maranata!

16:23b.1CO.016.023 Rab İsanın lütfu sizinle birlikte olsun.

16:24b.1CO.016.024 Hepinize Mesih İsa'da sevgiler! Amin. Revision


Holder of rights
Multilingual Bible Corpus

Citation Suggestion for this Object
TextGrid Repository (2025). Turkish Collection. 1 Corinthians (Turkish). 1 Corinthians (Turkish). Multilingual Parallel Bible Corpus. Multilingual Bible Corpus. https://hdl.handle.net/21.11113/0000-0016-C083-A