Genesis (Turkish)
1
1:1b.GEN.001.001 Başlangıçta Tanrı göğü ve yeri yarattı.
1:2b.GEN.001.002 Yer boştu, yeryüzü şekilleri yoktu; engin karanlıklarla kaplıydı. Tanrının Ruhu suların üzerinde dalgalanıyordu.
1:3b.GEN.001.003 Tanrı, ‹‹Işık olsun›› diye buyurdu ve ışık oldu.
1:4b.GEN.001.004 Tanrı ışığın iyi olduğunu gördü ve onu karanlıktan ayırdı.
1:5b.GEN.001.005 Işığa ‹‹Gündüz››, karanlığa ‹‹Gece›› adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ilk gün oluştu.
1:6b.GEN.001.006 Tanrı, ‹‹Suların ortasında bir kubbe olsun, suları birbirinden ayırsın›› diye buyurdu.
1:7b.GEN.001.007 Ve öyle oldu. Tanrı gökkubbeyi yarattı. Kubbenin altındaki suları üstündeki sulardan ayırdı.
1:8b.GEN.001.008 Kubbeye ‹‹Gök›› adını verdi. Akşam oldu, sabah oldu ve ikinci gün oluştu.
1:9b.GEN.001.009 Tanrı, ‹‹Göğün altındaki sular bir yere toplansın, kuru toprak görünsün›› diye buyurdu ve öyle oldu.
1:10b.GEN.001.010 Kuru alana ‹‹Kara››, toplanan sulara ‹‹Deniz›› adını verdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.
1:11b.GEN.001.011 Tanrı, ‹‹Yeryüzü bitkiler, tohum veren otlar, türüne göre tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları üretsin›› diye buyurdu ve öyle oldu.
1:12b.GEN.001.012 Yeryüzü bitkiler, türüne göre tohum veren otlar, tohumu meyvesinde bulunan meyve ağaçları yetiştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.
1:13b.GEN.001.013 Akşam oldu, sabah oldu ve üçüncü gün oluştu.
1:14b.GEN.001.014 Tanrı şöyle buyurdu: ‹‹Gökkubbede gündüzü geceden ayıracak, yeryüzünü aydınlatacak ışıklar olsun. Belirtileri, mevsimleri, günleri, yılları göstersin.›› Ve öyle oldu.
1:16b.GEN.001.016 Tanrı büyüğü gündüze, küçüğü geceye egemen olacak iki büyük ışığı ve yıldızları yarattı.
1:17b.GEN.001.017 Yeryüzünü aydınlatmak, gündüze ve geceye egemen olmak, ışığı karanlıktan ayırmak için onları gökkubbeye yerleştirdi. Tanrı bunun iyi olduğunu gördü.
1:19b.GEN.001.019 Akşam oldu, sabah oldu ve dördüncü gün oluştu.
1:20b.GEN.001.020 Tanrı, ‹‹Sular canlı yaratıklarla dolup taşsın, yeryüzünün üzerinde, gökte kuşlar uçuşsun›› diye buyurdu.
1:21b.GEN.001.021 Tanrı büyük deniz canavarlarını, sularda kaynaşan canlıları ve uçan çeşitli varlıkları yarattı. Bunun iyi olduğunu gördü.
1:22b.GEN.001.022 Tanrı, ‹‹Verimli olun, çoğalın, denizleri doldurun, yeryüzünde kuşlar çoğalsın›› diyerek onları kutsadı.
1:23b.GEN.001.023 Akşam oldu, sabah oldu ve beşinci gün oluştu.
1:24b.GEN.001.024 Tanrı, ‹‹Yeryüzü çeşit çeşit canlı yaratık, evcil ve yabanıl hayvan, sürüngen türetsin›› diye buyurdu. Ve öyle oldu.
1:25b.GEN.001.025 Tanrı çeşit çeşit yabanıl hayvan, evcil hayvan, sürüngen yarattı. Bunun iyi olduğunu gördü. kara hayvanlarını da kapsıyor.
1:26b.GEN.001.026 Tanrı, ‹‹İnsanı kendi suretimizde, kendimize benzer yaratalım›› dedi, ‹‹Denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, evcil hayvanlara, sürüngenlere, yeryüzünün tümüne egemen olsun.››
1:27b.GEN.001.027 Tanrı insanı kendi suretinde yarattı. Böylece insan Tanrı suretinde yaratılmış oldu. İnsanları erkek ve dişi olarak yarattı.
1:28b.GEN.001.028 Onları kutsayarak, ‹‹Verimli olun, çoğalın›› dedi, ‹‹Yeryüzünü doldurun ve denetiminize alın; denizdeki balıklara, gökteki kuşlara, yeryüzünde yaşayan bütün canlılara egemen olun.
1:29b.GEN.001.029 İşte yeryüzünde tohum veren her otu, tohumu meyvesinde bulunan her meyve ağacını size veriyorum. Bunlar size yiyecek olacak.
1:30b.GEN.001.030 Yabanıl hayvanlara, gökteki kuşlara, sürüngenlere -soluk alıp veren bütün hayvanlara- yiyecek olarak yeşil otları veriyorum.›› Ve öyle oldu.
1:31b.GEN.001.031 Tanrı yarattıklarına baktı ve her şeyin çok iyi olduğunu gördü. Akşam oldu, sabah oldu ve altıncı gün oluştu.
2
2:1b.GEN.002.001 Gök ve yer bütün öğeleriyle tamamlandı.
2:2b.GEN.002.002 Yedinci güne gelindiğinde Tanrı yapmakta olduğu işi bitirdi. Yaptığı işten o gün dinlendi.
2:3b.GEN.002.003 Yedinci günü kutsadı. Onu kutsal bir gün olarak belirledi. Çünkü Tanrı o gün yaptığı, yarattığı bütün işi bitirip dinlendi.
2:4b.GEN.002.004 Göğün ve yerin yaratılış öyküsü: RAB Tanrı göğü ve yeri yarattığında,
2:5b.GEN.002.005 yeryüzünde yabanıl bir fidan, bir ot bile bitmemişti. Çünkü RAB Tanrı henüz yeryüzüne yağmur göndermemişti. Toprağı işleyecek insan da yoktu.
2:6b.GEN.002.006 Yerden yükselen buhar bütün toprakları suluyordu.
2:7b.GEN.002.007 RAB Tanrı Ademi topraktan yarattı ve burnuna yaşam soluğunu üfledi. Böylece Adem yaşayan varlık oldu. kaynakları››.
2:8b.GEN.002.008 RAB Tanrı doğuda, Adende bir bahçe dikti. Yarattığı Ademi oraya koydu.
2:9b.GEN.002.009 Bahçede iyi meyve veren türlü türlü güzel ağaç yetiştirdi. Bahçenin ortasında yaşam ağacıyla iyiyle kötüyü bilme ağacı vardı.
2:10b.GEN.002.010 Adenden bir ırmak doğuyor, bahçeyi sulayıp orada dört kola ayrılıyordu.
2:11b.GEN.002.011 İlk ırmağın adı Pişondur. Altın kaynakları olan Havila sınırları boyunca akar.
2:12b.GEN.002.012 Orada iyi altın, reçine ve oniks bulunur.
2:13b.GEN.002.013 İkinci ırmağın adı Gihondur, Kûş sınırları boyunca akar.
2:14b.GEN.002.014 Üçüncü ırmağın adı Dicledir, Asurun doğusundan akar. Dördüncü ırmak ise Fırattır.
2:15b.GEN.002.015 RAB Tanrı Aden bahçesine bakması, onu işlemesi için Ademi oraya koydu.
2:16b.GEN.002.016 Ona, ‹‹Bahçede istediğin ağacın meyvesini yiyebilirsin›› diye buyurdu,
2:17b.GEN.002.017 ‹‹Ama iyiyle kötüyü bilme ağacından yeme. Çünkü ondan yediğin gün kesinlikle ölürsün.››
2:18b.GEN.002.018 Sonra, ‹‹Ademin yalnız kalması iyi değil›› dedi, ‹‹Ona uygun bir yardımcı yaratacağım.››
2:19b.GEN.002.019 RAB Tanrı yerdeki hayvanların, gökteki kuşların tümünü topraktan yaratmıştı. Onlara ne ad vereceğini görmek için hepsini Ademe getirdi. Adem her birine ne ad verdiyse, o canlı o adla anıldı.
2:20b.GEN.002.020 Adem bütün evcil ve yabanıl hayvanlara, gökte uçan kuşlara ad koydu. Ama kendisi için uygun bir yardımcı bulunmadı.
2:21b.GEN.002.021 RAB Tanrı Ademe derin bir uyku verdi. Adem uyurken, RAB Tanrı onun kaburga kemiklerinden birini alıp yerini etle kapadı.
2:22b.GEN.002.022 Ademden aldığı kaburga kemiğinden bir kadın yaratarak onu Ademe getirdi.
2:23b.GEN.002.023 Adem, ‹‹İşte, bu benim kemiklerimden alınmış kemik, Etimden alınmış ettir›› dedi, ‹‹Ona ‹Kadın› denilecek, Çünkü o adamdan alındı.›› türemiştir.
2:24b.GEN.002.024 Bu nedenle adam annesini babasını bırakıp karısına bağlanacak, ikisi tek beden olacak.
2:25b.GEN.002.025 Adem de karısı da çıplaktılar, henüz utanç nedir bilmiyorlardı.
3
3:1b.GEN.003.001 RAB Tanrının yarattığı yabanıl hayvanların en kurnazı yılandı. Yılan kadına, ‹‹Tanrı gerçekten, ‹Bahçedeki ağaçların hiçbirinin meyvesini yemeyin› dedi mi?›› diye sordu.
3:2b.GEN.003.002 Kadın, ‹‹Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz›› diye yanıtladı,
3:3b.GEN.003.003 ‹‹Ama Tanrı, ‹Bahçenin ortasındaki ağacın meyvesini yemeyin, ona dokunmayın; yoksa ölürsünüz› dedi.››
3:4b.GEN.003.004 Yılan, ‹‹Kesinlikle ölmezsiniz›› dedi,
3:5b.GEN.003.005 ‹‹Çünkü Tanrı biliyor ki, o ağacın meyvesini yediğinizde gözleriniz açılacak, iyiyle kötüyü bilerek Tanrı gibi olacaksınız.››
3:6b.GEN.003.006 Kadın ağacın güzel, meyvesinin yemek için uygun ve bilgelik kazanmak için çekici olduğunu gördü. Meyveyi koparıp yedi. Yanındaki kocasına verdi, o da yedi.
3:7b.GEN.003.007 İkisinin de gözleri açıldı. Çıplak olduklarını anladılar. Bu yüzden incir yaprakları dikip kendilerine önlük yaptılar.
3:8b.GEN.003.008 Derken, günün serinliğinde bahçede yürüyen RAB Tanrının sesini duydular. Ondan kaçıp ağaçların arasına gizlendiler.
3:9b.GEN.003.009 RAB Tanrı Ademe, ‹‹Neredesin?›› diye seslendi.
3:10b.GEN.003.010 Adem, ‹‹Bahçede sesini duyunca korktum. Çünkü çıplaktım, bu yüzden gizlendim›› dedi.
3:11b.GEN.003.011 RAB Tanrı, ‹‹Çıplak olduğunu sana kim söyledi?›› diye sordu, ‹‹Sana meyvesini yeme dediğim ağaçtan mı yedin?››
3:12b.GEN.003.012 Adem, ‹‹Yanıma koyduğun kadın ağacın meyvesini bana verdi, ben de yedim›› diye yanıtladı.
3:13b.GEN.003.013 RAB Tanrı kadına, ‹‹Nedir bu yaptığın?›› diye sordu. Kadın, ‹‹Yılan beni aldattı, o yüzden yedim›› diye karşılık verdi.
3:14b.GEN.003.014 Bunun üzerine RAB Tanrı yılana, ‹‹Bu yaptığından ötürü Bütün evcil ve yabanıl hayvanların En lanetlisi sen olacaksın›› dedi, ‹‹Karnının üzerinde sürünecek, Yaşamın boyunca toprak yiyeceksin.
3:15b.GEN.003.015 Seninle kadını, onun soyuyla senin soyunu Birbirinize düşman edeceğim. Onun soyu senin başını ezecek, Sen onun topuğuna saldıracaksın.››
3:16b.GEN.003.016 RAB Tanrı kadına, ‹‹Çocuk doğururken sana Çok acı çektireceğim›› dedi, ‹‹Ağrı çekerek doğum yapacaksın. Kocana istek duyacaksın, Seni o yönetecek.››
3:17b.GEN.003.017 RAB Tanrı Ademe, ‹‹Karının sözünü dinlediğin ve sana, Meyvesini yeme dediğim ağaçtan yediğin için Toprak senin yüzünden lanetlendi›› dedi, ‹‹Yaşam boyu emek vermeden yiyecek bulamayacaksın.
3:18b.GEN.003.018 Toprak sana diken ve çalı verecek, Yaban otu yiyeceksin.
3:19b.GEN.003.019 Toprağa dönünceye dek Ekmeğini alın teri dökerek kazanacaksın. Çünkü topraksın, topraktan yaratıldın Ve yine toprağa döneceksin.››
3:20b.GEN.003.020 Adem karısına Havvafç adını verdi. Çünkü o bütün insanlarınfç annesiydi. gelen aynı sözcükten türemiştir.
3:21b.GEN.003.021 RAB Tanrı Ademle karısı için deriden giysiler yaptı, onları giydirdi.
3:22b.GEN.003.022 Sonra, ‹‹Adem iyiyle kötüyü bilmekle bizlerden biri gibi oldu›› dedi, ‹‹Artık yaşam ağacına uzanıp meyve almasına, yiyip ölümsüz olmasına izin verilmemeli.››
3:23b.GEN.003.023 Böylece RAB Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı.
3:24b.GEN.003.024 Onu kovdu. Yaşam ağacının yolunu denetlemek için de Aden bahçesinin doğusuna Keruvlar ve her yana dönen alevli bir kılıç yerleştirdi.
4
4:1b.GEN.004.001 Adem karısı Havva ile yattı. Havva hamile kaldı ve Kayini doğurdu. ‹‹RABbin yardımıyla bir oğul dünyaya getirdim›› dedi.
4:2b.GEN.004.002 Daha sonra Kayinin kardeşi Habili doğurdu. Habil çoban oldu, Kayin ise çiftçi.
4:3b.GEN.004.003 Günler geçti. Bir gün Kayin toprağın ürünlerinden RABbe sunu getirdi.
4:4b.GEN.004.004 Habil de sürüsünde ilk doğan hayvanlardan bazılarını, özellikle de yağlarını getirdi. RAB Habili ve sunusunu kabul etti.
4:5b.GEN.004.005 Kayinle sunusunu ise reddetti. Kayin çok öfkelendi, suratını astı.
4:6b.GEN.004.006 RAB Kayine, ‹‹Niçin öfkelendin?›› diye sordu, ‹‹Niçin surat astın?
4:7b.GEN.004.007 Doğru olanı yapsan, seni kabul etmez miyim? Ancak doğru olanı yapmazsan, günah kapıda pusuya yatmış, seni bekliyor. Ona egemen olmalısın.››
4:8b.GEN.004.008 Kayin kardeşi Habile, ‹‹Haydi, tarlaya gidelim›› dedi. Tarlada birlikteyken kardeşine saldırıp onu öldürdü. Tevratı, Süryanice ve Vulgatadan alındı.
4:9b.GEN.004.009 RAB Kayine, ‹‹Kardeşin Habil nerede?›› diye sordu. Kayin, ‹‹Bilmiyorum, kardeşimin bekçisi miyim ben?›› diye karşılık verdi.
4:10b.GEN.004.010 RAB, ‹‹Ne yaptın?›› dedi, ‹‹Kardeşinin kanı topraktan bana sesleniyor.
4:11b.GEN.004.011 Artık döktüğün kardeş kanını içmek için ağzını açan toprağın laneti altındasın.
4:12b.GEN.004.012 İşlediğin toprak bundan böyle sana ürün vermeyecek. Yeryüzünde aylak aylak dolaşacaksın.››
4:13b.GEN.004.013 Kayin, ‹‹Cezam kaldıramayacağım kadar ağır›› diye karşılık verdi,
4:14b.GEN.004.014 ‹‹Bugün beni bu topraklardan kovdun. Artık huzurundan uzak kalacak, yeryüzünde aylak aylak dolaşacağım. Kim bulsa öldürecek beni.››
4:15b.GEN.004.015 Bunun üzerine RAB, ‹‹Seni kim öldürürse, ondan yedi kez öç alınacak›› dedi. Kimse bulup öldürmesin diye Kayinin üzerine bir nişan koydu.
4:16b.GEN.004.016 Kayin RABbin huzurundan ayrıldı. Aden bahçesinin doğusunda, Nod topraklarına yerleşti.
4:17b.GEN.004.017 Kayin karısıyla yattı. Karısı hamile kaldı ve Hanoku doğurdu. Kayin o sırada bir kent kurmaktaydı. Kente oğlu Hanokun adını verdi.
4:18b.GEN.004.018 Hanoktan İrat oldu. İrattan Mehuyael, Mehuyaelden Metuşael, Metuşaelden Lemek oldu.
4:19b.GEN.004.019 Lemek iki kadınla evlendi. Birinin adı Âda, öbürünün ise Sillaydı.
4:20b.GEN.004.020 Âda Yavalı doğurdu. Yaval sürü sahibi göçebelerin atasıydı.
4:21b.GEN.004.021 Kardeşinin adı Yuvaldı. Yuval lir ve ney çalanların atasıydı.
4:22b.GEN.004.022 Silla Tuval-Kayini doğurdu. Tuval-Kayin tunç ve demirden çeşitli kesici aletler yapardı. Tuval-Kayinin kızkardeşi Naamaydı.
4:23b.GEN.004.023 Lemek karılarına şöyle dedi: ‹‹Ey Âda ve Silla, beni dinleyin, Ey Lemekin karıları, sözlerime kulak verin. Beni yaraladığı için Bir adam öldürdüm, Beni hırpaladığı için Bir genci öldürdüm.
4:24b.GEN.004.024 Kayinin yedi kez öcü alınacaksa, Lemekin yetmiş yedi kez öcü alınmalı.››
4:25b.GEN.004.025 Adem karısıyla yine yattı. Havva bir erkek çocuk doğurdu. ‹‹Tanrı Kayinin öldürdüğü Habilin yerine bana başka bir oğul bağışladı›› diyerek çocuğa Şit adını verdi.
4:26b.GEN.004.026 Şit'in de bir oğlu oldu, adını Enoş koydu. O zaman insanlar RAB'bi adıyla çağırmaya başladı.
5
5:1b.GEN.005.001 Adem soyunun öyküsü: Tanrı insanı yarattığında onu kendine benzer kıldı.
5:2b.GEN.005.002 Onları erkek ve dişi olarak yarattı ve kutsadı. Yaratıldıkları gün onlara ‹‹İnsan›› adını verdi.
5:3b.GEN.005.003 Adem 130 yaşındayken kendi suretinde, kendisine benzer bir oğlu oldu. Ona Şit adını verdi.
5:4b.GEN.005.004 Şitin doğumundan sonra Adem 800 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.
5:5b.GEN.005.005 Adem toplam 930 yıl yaşadıktan sonra öldü.
5:6b.GEN.005.006 Şit 105 yaşındayken oğlu Enoş doğdu.
5:7b.GEN.005.007 Enoşun doğumundan sonra Şit 807 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.
5:8b.GEN.005.008 Şit toplam 912 yıl yaşadıktan sonra öldü.
5:9b.GEN.005.009 Enoş 90 yaşındayken oğlu Kenan doğdu.
5:10b.GEN.005.010 Kenanın doğumundan sonra Enoş 815 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.
5:11b.GEN.005.011 Enoş toplam 905 yıl yaşadıktan sonra öldü.
5:12b.GEN.005.012 Kenan 70 yaşındayken oğlu Mahalalel doğdu.
5:13b.GEN.005.013 Mahalalelin doğumundan sonra Kenan 840 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.
5:14b.GEN.005.014 Kenan toplam 910 yıl yaşadıktan sonra öldü.
5:15b.GEN.005.015 Mahalalel 65 yaşındayken oğlu Yeret doğdu.
5:16b.GEN.005.016 Yeretin doğumundan sonra Mahalalel 830 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.
5:17b.GEN.005.017 Mahalalel toplam 895 yıl yaşadıktan sonra öldü.
5:18b.GEN.005.018 Yeret 162 yaşındayken oğlu Hanok doğdu.
5:19b.GEN.005.019 Hanokun doğumundan sonra Yeret 800 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.
5:20b.GEN.005.020 Yeret toplam 962 yıl yaşadıktan sonra öldü.
5:21b.GEN.005.021 Hanok 65 yaşındayken oğlu Metuşelah doğdu.
5:22b.GEN.005.022 Metuşelahın doğumundan sonra Hanok 300 yıl Tanrı yolunda yürüdü. Başka oğulları, kızları oldu.
5:23b.GEN.005.023 Hanok toplam 365 yıl yaşadı.
5:24b.GEN.005.024 Tanrı yolunda yürüdü, sonra ortadan kayboldu; çünkü Tanrı onu yanına almıştı.
5:25b.GEN.005.025 Metuşelah 187 yaşındayken oğlu Lemek doğdu.
5:26b.GEN.005.026 Lemekin doğumundan sonra Metuşelah 782 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.
5:27b.GEN.005.027 Metuşelah toplam 969 yıl yaşadıktan sonra öldü.
5:28b.GEN.005.028 Lemek 182 yaşındayken bir oğlu oldu.
5:29b.GEN.005.029 ‹‹RABbin lanetlediği bu toprak yüzünden çektiğimiz eziyeti, harcadığımız emeği bu çocuk hafifletip bizi rahatlatacak›› diyerek çocuğa Nuh adını verdi.
5:30b.GEN.005.030 Nuhun doğumundan sonra Lemek 595 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.
5:31b.GEN.005.031 Lemek toplam 777 yıl yaşadıktan sonra öldü.
5:32b.GEN.005.032 Nuh 500 yıl yaşadıktan sonra Sam, Ham, Yafet adlı oğulları doğdu.
6
6:1b.GEN.006.001 Yeryüzünde insanlar çoğalmaya başladı, kızlar doğdu.
6:2b.GEN.006.002 İlahi varlıklarfı insan kızlarının güzelliğini görünce beğendikleriyle evlendiler.
6:3b.GEN.006.003 RAB, ‹‹Ruhum insanda sonsuza dek kalmayacak, çünkü o ölümlüdür›› dedi, ‹‹İnsanın ömrü yüz yirmi yıl olacak.››
6:4b.GEN.006.004 İlahi varlıklarınfı insan kızlarıyla evlenip çocuk sahibi oldukları günlerde ve daha sonra yeryüzünde Nefiller vardı. Bunlar eski çağ kahramanları, ünlü kişilerdi. Bunların melek ya da Şit soyundan gelen insanlar olduğu sanılıyor. gelir. Septuaginta bunu ‹‹Devler›› diye çevirir. Aynı sözcük Say.13:32-33 ayetlerinde de geçer.
6:5b.GEN.006.005 RAB baktı, yeryüzünde insanın yaptığı kötülük çok, aklı fikri hep kötülükte.
6:6b.GEN.006.006 İnsanı yarattığına pişman oldu. Yüreği sızladı.
6:7b.GEN.006.007 ‹‹Yarattığım insanları, hayvanları, sürüngenleri, kuşları yeryüzünden silip atacağım›› dedi, ‹‹Çünkü onları yarattığıma pişman oldum.››
6:8b.GEN.006.008 Ama Nuh RABbin gözünde lütuf buldu.
6:9b.GEN.006.009 Nuhun öyküsü şöyledir: Nuh doğru bir insandı. Çağdaşları arasında kusursuz biriydi. Tanrı yolunda yürüdü.
6:10b.GEN.006.010 Üç oğlu vardı: Sam, Ham, Yafet.
6:11b.GEN.006.011 Tanrının gözünde yeryüzü bozulmuş, zorbalıkla dolmuştu.
6:12b.GEN.006.012 Tanrı yeryüzüne baktı ve her şeyin ne denli bozulduğunu gördü. Çünkü insanlar yoldan çıkmıştı.
6:13b.GEN.006.013 Tanrı Nuha, ‹‹İnsanlığa son vereceğim›› dedi, ‹‹Çünkü onlar yüzünden yeryüzü zorbalıkla doldu. Onlarla birlikte yeryüzünü de yok edeceğim.
6:14b.GEN.006.014 Kendine gofer ağacından bir gemi yap. İçini dışını ziftle, içeriye kamaralar yap.
6:15b.GEN.006.015 Gemiyi şöyle yapacaksın: Uzunluğu üç yüz, genişliği elli, yüksekliği otuz arşın olacak.
6:16b.GEN.006.016 Pencere de yap, boyu yukarıya doğru bir arşını bulsun. Kapıyı geminin yan tarafına koy. Alt, orta ve üst güverteler yap.
6:17b.GEN.006.017 Yeryüzüne tufan göndereceğim. Göklerin altında soluk alan bütün canlıları yok edeceğim. Yeryüzündeki her canlı ölecek.
6:18b.GEN.006.018 Ama seninle bir antlaşma yapacağım. Oğulların, karın, gelinlerinle birlikte gemiye bin.
6:19b.GEN.006.019 Sağ kalabilmeleri için her canlı türünden bir erkek, bir dişi olmak üzere birer çifti gemiye al.
6:20b.GEN.006.020 Çeşit çeşit kuşlar, hayvanlar, sürüngenler sağ kalmak için çifter çifter sana gelecekler.
6:21b.GEN.006.021 Yanına hem kendin, hem onlar için yenebilecek ne varsa al, ilerde yemek üzere depola.›› olduğu sanılıyor.
6:22b.GEN.006.022 Nuh Tanrı'nın bütün buyruklarını yerine getirdi.
7
7:1b.GEN.007.001 RAB Nuha, ‹‹Bütün ailenle birlikte gemiye bin›› dedi, ‹‹Çünkü bu kuşak içinde yalnız seni doğru buldum.
7:2b.GEN.007.002 Yeryüzünde soyları tükenmesin diye, yanına temiz sayılan hayvanlardan erkek ve dişi olmak üzere yedişer çift, kirli sayılan hayvanlardan birer çift, kuşlardan yedişer çift al.
7:4b.GEN.007.004 Çünkü yedi gün sonra yeryüzüne kırk gün kırk gece yağmur yağdıracağım. Yarattığım her canlıyı yeryüzünden silip atacağım.››
7:5b.GEN.007.005 Nuh RABbin bütün buyruklarını yerine getirdi.
7:6b.GEN.007.006 Yeryüzünde tufan koptuğunda Nuh altı yüz yaşındaydı.
7:7b.GEN.007.007 Nuh, oğulları, karısı, gelinleri tufandan kurtulmak için hep birlikte gemiye bindiler.
7:8b.GEN.007.008 Tanrının Nuha buyurduğu gibi temiz ve kirli sayılan her tür hayvan, kuş ve sürüngenden erkek ve dişi olmak üzere birer çift Nuha gelip gemiye bindiler.
7:10b.GEN.007.010 Yedi gün sonra tufan koptu.
7:11b.GEN.007.011 Nuh altı yüz yaşındayken, o yılın ikinci ayının on yedinci günü enginlerin bütün kaynakları fışkırdı, göklerin kapakları açıldı.
7:12b.GEN.007.012 Yeryüzüne kırk gün kırk gece yağmur yağdı.
7:13b.GEN.007.013 Nuh, oğulları Sam, Ham, Yafet, Nuhun karısıyla üç gelini tam o gün gemiye bindiler.
7:14b.GEN.007.014 Onlarla birlikte her tür hayvan -evcil hayvanların, sürüngenlerin, kuşların, uçan yaratıkların her türü- gemiye bindi.
7:15b.GEN.007.015 Soluk alan her tür canlı çifter çifter Nuhun yanına gelip gemiye bindi.
7:16b.GEN.007.016 Gemiye giren hayvanlar Tanrının Nuha buyurduğu gibi erkek ve dişiydi. RAB Nuhun ardından kapıyı kapadı.
7:17b.GEN.007.017 Tufan kırk gün sürdü. Çoğalan sular gemiyi yerden yukarı kaldırdı.
7:18b.GEN.007.018 Sular yükseldi, çoğaldıkça çoğaldı; gemi suyun üzerinde yüzmeye başladı.
7:19b.GEN.007.019 Sular öyle yükseldi ki, yeryüzündeki bütün yüksek dağlar su altında kaldı.
7:20b.GEN.007.020 Yükselen sular dağları on beş arşın aştı.
7:21b.GEN.007.021 Yeryüzünde yaşayan bütün canlılar yok oldu; kuşlar, evcil ve yabanıl hayvanlar, sürüngenler, insanlar, soluk alan bütün canlılar öldü.
7:23b.GEN.007.023 RAB insanlardan evcil hayvanlara, sürüngenlerden kuşlara dek bütün canlıları yok etti, yeryüzündeki her şey silinip gitti. Yalnız Nuhla gemidekiler kaldı.
7:24b.GEN.007.024 Sular yüz elli gün boyunca yeryüzünü kapladı.
8
8:1b.GEN.008.001 Sonra Tanrı Nuhu ve gemideki evcil ve yabanıl hayvanları anımsadı. Yeryüzünde bir rüzgar estirdi, sular alçalmaya başladı.
8:2b.GEN.008.002 Enginlerin kaynakları, göklerin kapakları kapandı. Yağmur dindi.
8:3b.GEN.008.003 Sular yeryüzünden çekilmeye başladı. Yüz elli gün geçtikten sonra sular azaldı.
8:4b.GEN.008.004 Gemi yedinci ayın on yedinci günü Ararat dağlarına oturdu.
8:5b.GEN.008.005 Sular onuncu aya kadar sürekli azaldı. Onuncu ayın birinde dağların doruğu göründü.
8:6b.GEN.008.006 Kırk gün sonra Nuh yapmış olduğu geminin penceresini açtı.
8:7b.GEN.008.007 Kuzgunu dışarı gönderdi. Kuzgun sular kuruyuncaya kadar dönmedi, uçup durdu.
8:8b.GEN.008.008 Bunun üzerine Nuh suların yeryüzünden çekilip çekilmediğini anlamak için güvercini gönderdi.
8:9b.GEN.008.009 Güvercin konacak bir yer bulamadı, çünkü her yer suyla kaplıydı. Gemiye, Nuhun yanına döndü. Nuh uzanıp güvercini tuttu ve gemiye, yanına aldı.
8:10b.GEN.008.010 Yedi gün daha bekledi, sonra güvercini yine dışarı saldı.
8:11b.GEN.008.011 Güvercin gagasında yeni kopmuş bir zeytin yaprağıyla akşamleyin geri döndü. O zaman Nuh suların yeryüzünden çekilmiş olduğunu anladı.
8:12b.GEN.008.012 Yedi gün daha bekledikten sonra güvercini yine gönderdi. Bu kez güvercin geri dönmedi.
8:13b.GEN.008.013 Nuh altı yüz bir yaşındayken, birinci ayın birinde yeryüzündeki sular kurudu. Nuh geminin üstündeki kapağı kaldırınca toprağın kurumuş olduğunu gördü.
8:14b.GEN.008.014 İkinci ayın yirmi yedinci günü toprak tümüyle kurumuştu.
8:15b.GEN.008.015 Tanrı Nuha, ‹‹Karın, oğulların ve gelinlerinle birlikte gemiden çık›› dedi,
8:17b.GEN.008.017 ‹‹Kendinle birlikte bütün canlıları, kuşları, hayvanları, sürüngenleri de çıkar. Üresinler, verimli olsunlar, yeryüzünde çoğalsınlar.››
8:18b.GEN.008.018 Nuh karısı, oğulları ve gelinleriyle birlikte gemiden çıktı.
8:19b.GEN.008.019 Bütün hayvanlar, sürüngenler, kuşlar, yeryüzünde yaşayan her tür canlı da gemiyi terk etti.
8:20b.GEN.008.020 Nuh RABbe bir sunak yaptı. Orada bütün temiz sayılan hayvanlarla kuşlardan yakmalık sunular sundu.
8:21b.GEN.008.021 Güzel kokudan hoşnut olan RAB içinden şöyle dedi: ‹‹İnsanlar yüzünden yeryüzünü bir daha lanetlemeyeceğim. Çünkü insan yüreğindeki eğilimler çocukluğundan beri kötüdür. Şimdi yaptığım gibi bütün canlıları bir daha yok etmeyeceğim.
8:22b.GEN.008.022 ‹‹Dünya durdukça Ekin ekmek, biçmek, Sıcak, soğuk, Yaz, kış, Gece, gündüz hep var olacaktır.››
9
9:1b.GEN.009.001 Tanrı, Nuhu ve oğullarını kutsayarak, ‹‹Verimli olun, çoğalıp yeryüzünü doldurun›› dedi,
9:2b.GEN.009.002 ‹‹Yerdeki hayvanların, gökteki kuşların tümü sizden korkup ürkecek. Yeryüzündeki bütün canlılar, denizdeki bütün balıklar sizin yönetiminize verilmiştir.
9:3b.GEN.009.003 Bütün canlılar size yiyecek olacak. Yeşil bitkiler gibi, hepsini size veriyorum.
9:4b.GEN.009.004 ‹‹Yalnız kanlı et yemeyeceksiniz, çünkü kan canı içerir.
9:5b.GEN.009.005 Sizin de kanınız dökülürse, hakkınızı kesinlikle arayacağım. Her hayvandan hesabını soracağım. Her insandan, kardeşinin canına kıyan herkesten hakkınızı arayacağım.
9:6b.GEN.009.006 ‹‹Kim insan kanı dökerse, Kendi kanı da insan tarafından dökülecektir. Çünkü Tanrı insanı kendi suretinde yarattı.
9:7b.GEN.009.007 Verimli olun, çoğalın. Yeryüzünde üreyin, artın.››
9:8b.GEN.009.008 Tanrı Nuha ve oğullarına şöyle dedi:
9:9b.GEN.009.009 ‹‹Sizinle ve gelecek kuşaklarınızla, sizinle birlikteki bütün canlılarla -kuşlar, evcil ve yabanıl hayvanlar, gemiden çıkan bütün hayvanlarla- antlaşmamı sürdürmek istiyorum.
9:11b.GEN.009.011 Sizinle antlaşmamı sürdüreceğim: Bir daha tufanla bütün canlılar yok olmayacak. Yeryüzünü yok eden tufan bir daha olmayacak.››
9:12b.GEN.009.012 Tanrı şöyle sürdürdü konuşmasını: ‹‹Sizinle ve bütün canlılarla kuşaklar boyu sonsuza dek sürecek antlaşmamın belirtisi şu olacak:
9:13b.GEN.009.013 Yayımı bulutlara yerleştireceğim ve bu, yeryüzüyle aramdaki antlaşmanın belirtisi olacak.
9:14b.GEN.009.014 Yeryüzüne ne zaman bulut göndersem, yayım bulutların arasında ne zaman görünse,
9:15b.GEN.009.015 sizinle ve bütün canlı varlıklarla yaptığım antlaşmayı anımsayacağım: Canlıları yok edecek bir tufan bir daha olmayacak.
9:16b.GEN.009.016 Ne zaman bulutlarda yay görünse, ona bakıp yeryüzünde yaşayan bütün canlılarla yaptığım sonsuza dek geçerli antlaşmayı anımsayacağım.››
9:17b.GEN.009.017 Tanrı Nuha, ‹‹Kendimle yeryüzündeki bütün canlılar arasında sürdüreceğim antlaşmanın belirtisi budur›› dedi.
9:18b.GEN.009.018 Gemiden çıkan Nuhun oğulları Sam, Ham ve Yafet idi. Ham Kenanın babasıydı.
9:19b.GEN.009.019 Nuhun üç oğlu bunlardı. Yeryüzüne yayılan bütün insanlar onlardan üredi.
9:20b.GEN.009.020 Nuh çiftçiydi, ilk bağı o dikti.
9:21b.GEN.009.021 Şarap içip sarhoş oldu, çadırının içinde çırılçıplak uzandı.
9:22b.GEN.009.022 Kenanın babası olan Ham babasının çıplak olduğunu görünce dışarı çıkıp iki kardeşine anlattı.
9:23b.GEN.009.023 Samla Yafet bir giysi alıp omuzlarına attılar, geri geri yürüyerek çıplak babalarını örttüler. Babalarını çıplak görmemek için yüzlerini öbür yana çevirdiler.
9:24b.GEN.009.024 Nuh ayılınca küçük oğlunun ne yaptığını anlayarak,
9:25b.GEN.009.025 şöyle dedi: ‹‹Kenana lanet olsun, Köleler kölesi olsun kardeşlerine.
9:26b.GEN.009.026 Övgüler olsun Samın Tanrısı RABbe, Kenan Sama kul olsun.
9:27b.GEN.009.027 Tanrı Yafetefö bolluk versin, Samın çadırlarında yaşasın, Kenan Yafete kul olsun.››
9:28b.GEN.009.028 Nuh tufandan sonra üç yüz elli yıl daha yaşadı.
9:29b.GEN.009.029 Toplam dokuz yüz elli yıl yaşadıktan sonra öldü.
10
10:1b.GEN.010.001 Nuhun oğulları Sam, Ham ve Yafetin öyküsü şudur: Tufandan sonra bunların birçok oğlu oldu.
10:2b.GEN.010.002 Yafetin oğulları: Gomer, Magog, Meday, Yâvan, Tuval, Meşek, Tiras.
10:3b.GEN.010.003 Gomerin oğulları: Aşkenaz, Rifat, Togarma.
10:4b.GEN.010.004 Yâvanın oğulları: Elişa, Tarşiş, Kittim, Rodanim.
10:5b.GEN.010.005 Kıyılarda yaşayan insanların ataları bunlardır. Ülkelerinde çeşitli dillere, uluslarında çeşitli boylara bölündüler.
10:6b.GEN.010.006 Hamın oğulları: Kûş, Misrayim, Pût, Kenan.
10:7b.GEN.010.007 Kûşun oğulları: Seva, Havila, Savta, Raama, Savteka. Raamanın oğulları: Şeva, Dedan.
10:8b.GEN.010.008 Kûşun Nemrut adında bir oğlu oldu. Yiğitliğiyle yeryüzüne ün saldı.
10:9b.GEN.010.009 RABbin önünde yiğit bir avcıydı. ‹‹RABbin önünde Nemrut gibi yiğit avcı›› sözü buradan gelir.
10:10b.GEN.010.010 İlkin Şinar topraklarında, Babil, Erek, Akat, Kalne kentlerinde krallık yaptı.
10:11b.GEN.010.011 Sonra Asura giderek Ninova, Rehovot-İr, Kalah kentlerini ve Ninovayla önemli bir kent olan Kalah arasında Reseni kurdu.
10:13b.GEN.010.013 Misrayim Ludluların, Anamlıların, Lehavlıların, Naftuhluların, Patrusluların, Filistlilerin ataları olan Kasluhluların ve Kaftorluların atasıydı.
10:15b.GEN.010.015 Kenan ilk oğlu olan Sidonun babası ve Hititlerin, Yevusluların, Amorluların, Girgaşlıların, Hivlilerin, Arklıların, Sinlilerin, Arvatlıların, Semarlıların, Hamalıların atasıydı. Kenan boyları daha sonra dağıldı.
10:19b.GEN.010.019 Kenan sınırı Saydadan Gerar, Gazze, Sodom, Gomora, Adma ve Sevoyime doğru Laşaya kadar uzanıyordu.
10:20b.GEN.010.020 Ülkelerinde ve uluslarında çeşitli boylara ve dillere bölünen Hamoğulları bunlardı.
10:21b.GEN.010.021 Yafetin ağabeyi olan Samın da çocukları oldu. Sam bütün Ever soyunun atasıydı.
10:22b.GEN.010.022 Samın oğulları: Elam, Asur, Arpakşat, Lud, Aram.
10:23b.GEN.010.023 Aramın oğulları: Ûs, Hul, Geter, Maş.
10:24b.GEN.010.024 Arpakşat Şelahın babasıydı. Şelahtan Ever oldu.
10:25b.GEN.010.025 Everin iki oğlu oldu. Birinin adı Pelekti; çünkü yeryüzündeki insanlar onun yaşadığı dönemde bölündü. Kardeşinin adı Yoktandı.
10:26b.GEN.010.026 Yoktan Almodatın, Şelefin, Hasarmavetin, Yerahın, Hadoramın, Uzalın, Diklanın, Ovalın, Avimaelin, Şevanın, Ofirin, Havilanın, Yovavın atasıydı. Bunların hepsi Yoktanın soyundandı. Septuaginta ‹‹Arpakşat Kenanın babasıydı, Kenan Şelahın babasıydı.››
10:30b.GEN.010.030 Doğuda, Meşadan Sefara uzanan dağlık bölgede yaşarlardı.
10:31b.GEN.010.031 Ülkelerinde ve uluslarında çeşitli boylara ve dillere bölünen Samoğulları bunlardı.
10:32b.GEN.010.032 Tufandan sonra kayda geçen, ulus ulus, boy boy yeryüzüne yayılan bütün bu insanlar Nuh'un soyundan gelmedir.
11
11:1b.GEN.011.001 Başlangıçta dünyadaki bütün insanlar aynı dili konuşur, aynı sözleri kullanırlardı.
11:2b.GEN.011.002 Doğuya göçerlerken Şinar bölgesinde bir ova bulup oraya yerleştiler.
11:3b.GEN.011.003 Birbirlerine, ‹‹Gelin, tuğla yapıp iyice pişirelim›› dediler. Taş yerine tuğla, harç yerine zift kullandılar.
11:4b.GEN.011.004 Sonra, ‹‹Kendimize bir kent kuralım›› dediler, ‹‹Göklere erişecek bir kule dikip ün salalım. Böylece yeryüzüne dağılmayız.››
11:5b.GEN.011.005 RAB insanların yaptığı kentle kuleyi görmek için aşağıya indi.
11:6b.GEN.011.006 ‹‹Tek bir halk olup aynı dili konuşarak bunu yapmaya başladıklarına göre, düşündüklerini gerçekleştirecek, hiçbir engel tanımayacaklar›› dedi,
11:7b.GEN.011.007 ‹‹Gelin, aşağı inip dillerini karıştıralım ki, birbirlerini anlamasınlar.››
11:8b.GEN.011.008 Böylece RAB onları yeryüzüne dağıtarak kentin yapımını durdurdu.
11:9b.GEN.011.009 Bu nedenle kente Babilfş adı verildi. Çünkü RAB bütün insanların dilini orada karıştırmış ve onları yeryüzünün dört bucağına dağıtmıştı.
11:10b.GEN.011.010 Samın soyunun öyküsü: Tufandan iki yıl sonra Sam 100 yaşındayken oğlu Arpakşat doğdu.
11:11b.GEN.011.011 Arpakşatın doğumundan sonra Sam 500 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.
11:12b.GEN.011.012 Arpakşat 35 yaşındayken oğlu Şelah doğdu.
11:13b.GEN.011.013 Şelahın doğumundan sonra Arpakşat 403 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. doğdu. Kenanın doğumundan sonra Arpakşat 430 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu. Kenan 130 yaşındayken oğlu Şelah doğdu. Şelahın doğumundan sonra Kenan 330 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu›› (bkz. Luk.3:35-36).
11:14b.GEN.011.014 Şelah 30 yaşındayken oğlu Ever doğdu.
11:15b.GEN.011.015 Everin doğumundan sonra Şelah 403 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.
11:16b.GEN.011.016 Ever 34 yaşındayken oğlu Pelek doğdu.
11:17b.GEN.011.017 Pelekin doğumundan sonra Ever 430 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.
11:18b.GEN.011.018 Pelek 30 yaşındayken oğlu Reu doğdu.
11:19b.GEN.011.019 Reunun doğumundan sonra Pelek 209 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.
11:20b.GEN.011.020 Reu 32 yaşındayken oğlu Seruk doğdu.
11:21b.GEN.011.021 Serukun doğumundan sonra Reu 207 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.
11:22b.GEN.011.022 Seruk 30 yaşındayken oğlu Nahor doğdu.
11:23b.GEN.011.023 Nahorun doğumundan sonra Seruk 200 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.
11:24b.GEN.011.024 Nahor 29 yaşındayken oğlu Terah doğdu.
11:25b.GEN.011.025 Terahın doğumundan sonra Nahor 119 yıl daha yaşadı. Başka oğulları, kızları oldu.
11:26b.GEN.011.026 Yetmiş yaşından sonra Terahın Avram, Nahor ve Haran adlı oğulları oldu.
11:27b.GEN.011.027 Terah soyunun öyküsü: Terah Avram, Nahor ve Haranın babasıydı. Haranın Lut adlı bir oğlu oldu.
11:28b.GEN.011.028 Haran, babası Terah henüz sağken, doğduğu ülkede, Kildanilerin Ur Kentinde öldü.
11:29b.GEN.011.029 Avramla Nahor evlendiler. Avramın karısının adı Saray, Nahorunkinin adı Milkaydı. Milka Yiskanın babası Haranın kızıydı.
11:30b.GEN.011.030 Saray kısırdı, çocuğu olmuyordu.
11:31b.GEN.011.031 Terah, oğlu Avramı, Haranın oğlu olan torunu Lutu ve Avramın karısı olan gelini Sarayı yanına aldı. Kenan ülkesine gitmek üzere Kildanilerin Ur Kentinden ayrıldılar. Harrana gidip oraya yerleştiler.
11:32b.GEN.011.032 Terah iki yüz beş yıl yaşadıktan sonra Harran'da öldü.
12
12:1b.GEN.012.001 RAB Avrama, ‹‹Ülkeni, akrabalarını, baba evini bırak, sana göstereceğim ülkeye git›› dedi,
12:2b.GEN.012.002 ‹‹Seni büyük bir ulus yapacağım, Seni kutsayacak, sana ün kazandıracağım, Bereket kaynağı olacaksın.
12:3b.GEN.012.003 Seni kutsayanları kutsayacak, Seni lanetleyeni lanetleyeceğim. Yeryüzündeki bütün halklar Senin aracılığınla kutsanacak.››
12:4b.GEN.012.004 Avram RABbin buyurduğu gibi yola çıktı. Lut da onunla birlikte gitti. Avram Harrandan ayrıldığı zaman yetmiş beş yaşındaydı.
12:5b.GEN.012.005 Karısı Sarayı, yeğeni Lutu, Harranda kazandıkları malları, edindikleri uşakları yanına alıp Kenan ülkesine doğru yola çıktı. Oraya vardılar.
12:6b.GEN.012.006 Avram ülke boyunca Şekemdeki More meşesine kadar ilerledi. O günlerde orada Kenanlılar yaşıyordu.
12:7b.GEN.012.007 RAB Avrama görünerek, ‹‹Bu toprakları senin soyuna vereceğim›› dedi. Avram kendisine görünen RABbe orada bir sunak yaptı.
12:8b.GEN.012.008 Oradan Beytelin doğusundaki dağlık bölgeye doğru gitti. Çadırını batıdaki Beytelle doğudaki Ay Kentinin arasına kurdu. Orada RABbe bir sunak yapıp RABbi adıyla çağırdı.
12:9b.GEN.012.009 Sonra kona göçe Negeve doğru ilerledi.
12:10b.GEN.012.010 Ülkedeki şiddetli kıtlık yüzünden Avram geçici bir süre için Mısıra gitti.
12:11b.GEN.012.011 Mısıra yaklaştıklarında karısı Saraya, ‹‹Güzel bir kadın olduğunu biliyorum›› dedi,
12:12b.GEN.012.012 ‹‹Olur ki Mısırlılar seni görüp, ‹Bu onun karısı› diyerek beni öldürür, seni sağ bırakırlar.
12:13b.GEN.012.013 Lütfen, ‹Onun kızkardeşiyim› de ki, senin hatırın için bana iyi davransınlar, canıma dokunmasınlar.››
12:14b.GEN.012.014 Avram Mısıra girince, Mısırlılar karısının çok güzel olduğunu farkettiler.
12:15b.GEN.012.015 Kadını gören firavunun adamları, güzelliğini firavuna övdüler. Kadın saraya alındı.
12:16b.GEN.012.016 Onun hatırı için firavun Avrama iyi davrandı. Avram davar, sığır, erkek ve dişi eşek, erkek ve kadın köle, deve sahibi oldu.
12:17b.GEN.012.017 RAB Avramın karısı Saray yüzünden firavunla ev halkının başına korkunç felaketler getirdi.
12:18b.GEN.012.018 Firavun Avramı çağırtarak, ‹‹Nedir bana bu yaptığın?›› dedi, ‹‹Neden Sarayın karın olduğunu söylemedin?
12:19b.GEN.012.019 Niçin ‹Saray kızkardeşimdir› diyerek onunla evlenmeme izin verdin? Al karını, git!››
12:20b.GEN.012.020 Firavun Avram için adamlarına buyruk verdi. Böylece Avram'la karısını sahip olduğu her şeyle birlikte gönderdiler.
13
13:1b.GEN.013.001 Avram, karısı ve sahip olduğu her şeyle birlikte Mısırdan ayrılıp Negeve doğru gitti. Lut da onunla birlikteydi.
13:2b.GEN.013.002 Avram çok zengindi. Sürüleri, altınları, gümüşleri vardı.
13:3b.GEN.013.003 Negevden başlayıp bir yerden öbürüne göçerek Beytele kadar gitti. Beytelle Ay Kenti arasında daha önce çadırını kurmuş olduğu yere vardı.
13:4b.GEN.013.004 Önceden yapmış olduğu sunağın bulunduğu yere gidip orada RABbi adıyla çağırdı.
13:5b.GEN.013.005 Avramla birlikte göçen Lutun da davarları, sığırları, çadırları vardı.
13:6b.GEN.013.006 Malları öyle çoktu ki, toprak birlikte yaşamalarına elvermedi; yan yana yaşayamadılar.
13:7b.GEN.013.007 Avramın çobanlarıyla Lutun çobanları arasında kavga çıktı. -O günlerde Kenanlılarla Perizliler de orada yaşıyorlardı.-
13:8b.GEN.013.008 Avram Luta, ‹‹Biz akrabayız›› dedi, ‹‹Bu yüzden aramızda da çobanlarımız arasında da kavga çıkmasın.
13:9b.GEN.013.009 Bütün topraklar senin önünde. Gel, ayrılalım. Sen sola gidersen, ben sağa gideceğim. Sen sağa gidersen, ben sola gideceğim.››
13:10b.GEN.013.010 Lut çevresine baktı. Şeria Ovasının tümü RABbin bahçesi gibi, Soara doğru giderken Mısır toprakları gibiydi. Her yerde bol su vardı. RAB Sodom ve Gomora kentlerini yok etmeden önce ova böyleydi.
13:11b.GEN.013.011 Lut kendine Şeria Ovasının tümünü seçerek doğuya doğru göçtü. Birbirlerinden ayrıldılar.
13:12b.GEN.013.012 Avram Kenan topraklarında kaldı. Lut ovadaki kentlerin arasına yerleşti, Sodoma yakın bir yere çadır kurdu.
13:13b.GEN.013.013 Sodom halkı çok kötüydü. RABbe karşı büyük günah işliyordu.
13:14b.GEN.013.014 Lut Avramdan ayrıldıktan sonra, RAB Avrama, ‹‹Bulunduğun yerden kuzeye, güneye, doğuya, batıya dikkatle bak›› dedi,
13:15b.GEN.013.015 ‹‹Gördüğün bütün toprakları sonsuza dek sana ve soyuna vereceğim.
13:16b.GEN.013.016 Soyunu toprağın tozu kadar çoğaltacağım. Öyle ki, biri çıkıp da toprağın tozunu sayabilirse, senin soyunu da sayabilecek.
13:17b.GEN.013.017 Kalk, sana vereceğim toprakları boydan boya dolaş.››
13:18b.GEN.013.018 Avram çadırını söktü, gidip Hevron'daki Mamre meşeliğine yerleşti. Orada RAB'be bir sunak yaptı.
14
14:1b.GEN.014.001 Bu arada Şinar Kralı Amrafel, Ellasar Kralı Aryok, Elam Kralı Kedorlaomer ve Goyim Kralı Tidal
14:2b.GEN.014.002 Sodom Kralı Beraya, Gomora Kralı Birşaya, Adma Kralı Şinava, Sevoyim Kralı Şemevere ve Bala -Soar- Kralına karşı savaş açtı.
14:3b.GEN.014.003 Bu son beş kral bugün Lut Gölü olan Siddim Vadisinde güçlerini birleştirmişti.
14:4b.GEN.014.004 Bu krallar on iki yıl Kedorlaomerin egemenliği altında yaşamış, on üçüncü yıl ona başkaldırmışlardı.
14:5b.GEN.014.005 On dördüncü yıl Kedorlaomerle onu destekleyen öbür krallar gelip Aşterot-Karnayimde Refalıları, Hamda Zuzluları, Şave-Kiryatayimde Emlileri, çöl kenarındaki El-Parana kadar uzanan dağlık Seir bölgesinde Horluları bozguna uğrattılar.
14:7b.GEN.014.007 Oradan geri dönüp Eyn-Mişpata -Kadeşe- gittiler. Amaleklilerin bütün topraklarını alarak Haseson-Tamarda yaşayan Amorluları bozguna uğrattılar.
14:8b.GEN.014.008 Bunun üzerine Sodom, Gomora, Adma, Sevoyim, Bala -Soar- kralları yola çıktı. Bu beş kral dört krala -Elam Kralı Kedorlaomer, Goyim Kralı Tidal, Şinar Kralı Amrafel, Ellasar Kralı Aryoka- karşı Siddim Vadisinde savaş düzenine girdiler.
14:10b.GEN.014.010 Siddim Vadisi zift çukurlarıyla doluydu. Sodom ve Gomora kralları kaçarken adamlarından bazıları bu çukurlara düştü. Sağ kalanlarsa dağlara kaçtı.
14:11b.GEN.014.011 Dört kral Sodom ve Gomoranın bütün malını ve yiyeceğini alıp gitti.
14:12b.GEN.014.012 Avramın yeğeni Lutla mallarını da götürdüler. Çünkü o da Sodomda yaşıyordu.
14:13b.GEN.014.013 Oradan kaçıp kurtulan biri gelip İbrani Avrama durumu bildirdi. Avram Eşkolla Anerin kardeşi Amorlu Mamrenin meşeliğinde yaşıyordu. Bunların hepsi Avramdan yanaydılar.
14:14b.GEN.014.014 Avram yeğeni Lutun tutsak alındığını duyunca, evinde doğup yetişmiş üç yüz on sekiz adamını yanına alarak dört kralı Dana kadar kovaladı.
14:15b.GEN.014.015 Adamlarını gruplara ayırdı, gece saldırıp onları bozguna uğratarak Şamın kuzeyindeki Hovaya kadar kovaladı.
14:16b.GEN.014.016 Yağmalanan bütün malı, yeğeni Lutla mallarını, kadınları ve halkı geri getirdi.
14:17b.GEN.014.017 Avram Kedorlaomerle onu destekleyen kralları bozguna uğratıp dönünce, Sodom Kralı onu karşılamak için Kral Vadisi olan Şave Vadisine gitti.
14:18b.GEN.014.018 Yüce Tanrının kâhini olan Şalem Kralı Melkisedek ekmek ve şarap getirdi.
14:19b.GEN.014.019 Avramı kutsayarak şöyle dedi: ‹‹Yeri göğü yaratan yüce Tanrı Avramı kutsasın,
14:20b.GEN.014.020 Düşmanlarını onun eline teslim eden yüce Tanrıya övgüler olsun.››
14:21b.GEN.014.021 Sodom Kralı Avrama, ‹‹Adamlarımı bana ver, mallar sana kalsın›› dedi.
14:22b.GEN.014.022 Avram Sodom Kralına, ‹‹Yeri göğü yaratan yüce Tanrı RABbin önünde sana ait hiçbir şey, bir iplik, bir çarık bağı bile almayacağıma ant içerim›› diye karşılık verdi, ‹‹Öyle ki, ‹Avramı zengin ettim› demeyesin.
14:24b.GEN.014.024 Yalnız, adamlarımın yedikleri bunun dışında. Bir de beni destekleyen Aner, Eşkol ve Mamre paylarına düşeni alsınlar.››
15
15:1b.GEN.015.001 Bundan sonra RAB bir görümde Avrama, ‹‹Korkma, Avram›› diye seslendi, ‹‹Senin kalkanın benim. Ödülün çok büyük olacak.››
15:2b.GEN.015.002 Avram, ‹‹Ey Egemen RAB, bana ne vereceksin?›› dedi, ‹‹Çocuk sahibi olamadım. Evim Şamlı Eliezere kalacak.
15:3b.GEN.015.003 Bana çocuk vermediğin için evimdeki bir uşak mirasçım olacak.››
15:4b.GEN.015.004 RAB yine seslendi: ‹‹O mirasçın olmayacak, öz çocuğun mirasçın olacak.››
15:5b.GEN.015.005 Sonra Avramı dışarı çıkararak, ‹‹Göklere bak›› dedi, ‹‹Yıldızları sayabilir misin? İşte, soyun o kadar çok olacak.››
15:6b.GEN.015.006 Avram RABbe iman etti, RAB bunu ona doğruluk saydı.
15:7b.GEN.015.007 Tanrı Avrama, ‹‹Bu toprakları sana miras olarak vermek için Kildanilerin Ur Kentinden seni çıkaran RAB benim›› dedi.
15:8b.GEN.015.008 Avram, ‹‹Ey Egemen RAB, bu toprakları miras alacağımı nasıl bileceğim?›› diye sordu.
15:9b.GEN.015.009 RAB, ‹‹Bana bir düve, bir keçi, bir de koç getir›› dedi, ‹‹Hepsi üçer yaşında olsun. Bir de kumruyla güvercin yavrusu getir.››
15:10b.GEN.015.010 Avram hepsini getirdi, ortadan kesip parçaları birbirine karşı dizdi. Yalnız kuşları kesmedi.
15:11b.GEN.015.011 Leşlerin üzerine konan yırtıcı kuşları kovdu.
15:12b.GEN.015.012 Güneş batarken Avram derin bir uykuya daldı. Üzerine dehşet verici zifiri bir karanlık çöktü.
15:13b.GEN.015.013 RAB Avrama şöyle dedi: ‹‹Şunu iyi bil ki, senin soyun yabancı bir ülkede, gurbette yaşayacak. Dört yüz yıl kölelik edip baskı görecek.
15:14b.GEN.015.014 Ama soyuna kölelik yaptıran ulusu cezalandıracağım. Sonra soyun oradan büyük mal varlığıyla çıkacak.
15:15b.GEN.015.015 Sen de esenlik içinde atalarına kavuşacaksın. İleri yaşta ölüp gömüleceksin.
15:16b.GEN.015.016 Soyunun dördüncü kuşağı buraya geri dönecek. Çünkü Amorluların yaptığı kötülükler henüz doruğa varmadı.››
15:17b.GEN.015.017 Güneş batıp karanlık çökünce, dumanlı bir mangalla alevli bir meşale göründü ve kesilen hayvan parçalarının arasından geçti.
15:18b.GEN.015.018 O gün RAB Avram'la antlaşma yaparak ona şöyle dedi: ‹‹Mısır Irmağı'ndan büyük Fırat Irmağı'na kadar uzanan bu toprakları -Ken, Keniz, Kadmon, Hitit, Periz, Refa, Amor, Kenan, Girgaş ve Yevus topraklarını- senin soyuna vereceğim.››
16
16:1b.GEN.016.001 Karısı Saray Avrama çocuk verememişti. Sarayın Hacer adında Mısırlı bir cariyesi vardı.
16:2b.GEN.016.002 Saray Avrama, ‹‹RAB çocuk sahibi olmamı engelledi›› dedi, ‹‹Lütfen, cariyemle yat. Belki bu yoldan bir çocuk sahibi olabilirim.›› Avram Sarayın sözünü dinledi.
16:3b.GEN.016.003 Saray Mısırlı cariyesi Haceri kocası Avrama karı olarak verdi. Bu olay Avram Kenanda on yıl yaşadıktan sonra oldu.
16:4b.GEN.016.004 Avram Hacerle yattı, Hacer hamile kaldı. Hacer hamile olduğunu anlayınca, hanımını küçük görmeye başladı.
16:5b.GEN.016.005 Saray Avrama, ‹‹Bu haksızlık senin yüzünden başıma geldi!›› dedi, ‹‹Cariyemi koynuna soktum. Hamile olduğunu anlayınca beni küçük görmeye başladı. İkimiz arasında RAB karar versin.››
16:6b.GEN.016.006 Avram, ‹‹Cariyen senin elinde›› dedi, ‹‹Neyi uygun görürsen yap.›› Böylece Saray cariyesine sert davranmaya başladı. Hacer onun yanından kaçtı.
16:7b.GEN.016.007 RABbin meleği Haceri çölde bir pınarın, Şur yolundaki pınarın başında buldu.
16:8b.GEN.016.008 Ona, ‹‹Sarayın cariyesi Hacer, nereden gelip nereye gidiyorsun?›› diye sordu. Hacer, ‹‹Hanımım Saraydan kaçıyorum›› diye yanıtladı.
16:9b.GEN.016.009 RABbin meleği, ‹‹Hanımına dön ve ona boyun eğ›› dedi,
16:10b.GEN.016.010 ‹‹Senin soyunu öyle çoğaltacağım ki, kimse sayamayacak.
16:11b.GEN.016.011 ‹‹İşte hamilesin, bir oğlun olacak, Adını İsmailfü koyacaksın. Çünkü RAB sıkıntı içindeki yakarışını işitti.
16:12b.GEN.016.012 Oğlun yaban eşeğine benzer bir adam olacak, O herkese, herkes de ona karşı çıkacak. Kardeşlerinin hepsiyle çekişme içinde yaşayacak.›› da ‹‹Bütün kardeşlerinin yaşadığı yerin doğusuna yerleşecek››.
16:13b.GEN.016.013 Hacer, ‹‹Beni gören Tanrıyı gerçekten gördüm mü?›› diyerek kendisiyle konuşan RABbe ‹‹El-Roi›› adını verdi.
16:14b.GEN.016.014 Bu yüzden Kadeşle Beret arasındaki o kuyuya Beer-Lahay-Roi adı verildi. anlamına gelir.
16:15b.GEN.016.015 Hacer Avrama bir erkek çocuk doğurdu. Avram çocuğun adını İsmail koydu.
16:16b.GEN.016.016 Hacer İsmail'i doğurduğunda, Avram seksen altı yaşındaydı.
17
17:1b.GEN.017.001 Avram doksan dokuz yaşındayken RAB ona görünerek, ‹‹Ben Her Şeye Gücü Yeten Tanrıyım›› dedi, ‹‹Benim yolumda yürü, kusursuz ol.
17:2b.GEN.017.002 Seninle yaptığım antlaşmayı sürdürecek, soyunu alabildiğine çoğaltacağım.››
17:3b.GEN.017.003 Avram yüzüstü yere kapandı. Tanrı,
17:4b.GEN.017.004 ‹‹Seninle yaptığım antlaşma şudur›› dedi, ‹‹Birçok ulusun babası olacaksın.
17:5b.GEN.017.005 Artık adın Avram değil, İbrahim olacak. Çünkü seni birçok ulusun babası yapacağım.
17:6b.GEN.017.006 Seni çok verimli kılacağım. Soyundan uluslar doğacak, krallar çıkacak.
17:7b.GEN.017.007 Antlaşmamı seninle ve soyunla kuşaklar boyunca, sonsuza dek sürdüreceğim. Senin, senden sonra da soyunun Tanrısı olacağım.
17:8b.GEN.017.008 Bir yabancı olarak yaşadığın toprakları, bütün Kenan ülkesini sonsuza dek mülkünüz olmak üzere sana ve soyuna vereceğim. Onların Tanrısı olacağım.›› anlamına gelir.
17:9b.GEN.017.009 Tanrı İbrahime, ‹‹Sen ve soyun kuşaklar boyu antlaşmama bağlı kalmalısınız›› dedi,
17:10b.GEN.017.010 ‹‹Seninle ve soyunla yaptığım antlaşmanın koşulu şudur: Aranızdaki erkeklerin hepsi sünnet edilecek.
17:11b.GEN.017.011 Sünnet olmalısınız. Sünnet aramızdaki antlaşmanın belirtisi olacak.
17:12b.GEN.017.012 Evinizde doğmuş ya da soyunuzdan olmayan bir yabancıdan satın alınmış köleler dahil sekiz günlük her erkek çocuk sünnet edilecek. Gelecek kuşaklarınız boyunca sürecek bu.
17:13b.GEN.017.013 Evinizde doğan ya da satın aldığınız her çocuk kesinlikle sünnet edilecek. Bedeninizdeki bu belirti sonsuza dek sürecek antlaşmamın simgesi olacak.
17:14b.GEN.017.014 Sünnet edilmemiş her erkek halkının arasından atılacak, çünkü antlaşmamı bozmuş demektir.››
17:15b.GEN.017.015 Tanrı, ‹‹Karın Saraya gelince, ona artık Saray demeyeceksin›› dedi, ‹‹Bundan böyle onun adı Sara olacak.
17:16b.GEN.017.016 Onu kutsayacak, ondan sana bir oğul vereceğim. Onu kutsayacağım, ulusların anası olacak. Halkların kralları onun soyundan çıkacak.››
17:17b.GEN.017.017 İbrahim yüzüstü yere kapandı ve güldü. İçinden, ‹‹Yüz yaşında bir adam çocuk sahibi olabilir mi?›› dedi, ‹‹Doksan yaşındaki Sara doğurabilir mi?››
17:18b.GEN.017.018 Sonra Tanrıya, ‹‹Keşke İsmaili mirasçım kabul etseydin!›› dedi.
17:19b.GEN.017.019 Tanrı, ‹‹Hayır. Ama karın Sara sana bir oğul doğuracak, adını İshakfç koyacaksın›› dedi, ‹‹Onunla ve soyuyla antlaşmamı sonsuza dek sürdüreceğim.
17:20b.GEN.017.020 İsmaile gelince, seni işittim. Onu kutsayacak, verimli kılacak, soyunu alabildiğine çoğaltacağım. On iki beyin babası olacak. Soyunu büyük bir ulus yapacağım.
17:21b.GEN.017.021 Ancak antlaşmamı gelecek yıl bu zaman Saranın doğuracağı oğlun İshakla sürdüreceğim.››
17:22b.GEN.017.022 Tanrı İbrahimle konuşmasını bitirince ondan ayrılıp yukarıya çekildi.
17:23b.GEN.017.023 İbrahim evindeki bütün erkekleri -oğlu İsmaili, evinde doğanların, satın aldığı uşakların hepsini- Tanrının kendisine buyurduğu gibi o gün sünnet ettirdi.
17:24b.GEN.017.024 İbrahim sünnet olduğunda doksan dokuz yaşındaydı.
17:25b.GEN.017.025 Oğlu İsmail on üç yaşında sünnet oldu.
17:26b.GEN.017.026 İbrahim, oğlu İsmaille aynı gün sünnet edildi.
17:27b.GEN.017.027 İbrahim'in evindeki bütün erkekler -evinde doğanlar ve yabancılardan satın alınanlar- onunla birlikte sünnet oldu.
18
18:1b.GEN.018.001 İbrahim günün sıcak saatlerinde Mamre meşeliğindeki çadırının önünde otururken, RAB kendisine göründü.
18:2b.GEN.018.002 İbrahim karşısında üç adamın durduğunu gördü. Onları görür görmez karşılamaya koştu. Yere kapanarak birine,
18:3b.GEN.018.003 ‹‹Ey efendim, eğer gözünde lütuf bulduysam, lütfen kulunun yanından ayrılma›› dedi,
18:4b.GEN.018.004 ‹‹Biraz su getirteyim, ayaklarınızı yıkayın. Şu ağacın altında dinlenin.
18:5b.GEN.018.005 Madem kulunuza konuk geldiniz, bırakın size yiyecek bir şeyler getireyim. Biraz dinlendikten sonra yolunuza devam edersiniz.›› Adamlar, ‹‹Peki, dediğin gibi olsun›› dediler.
18:6b.GEN.018.006 İbrahim hemen çadıra, Saranın yanına gitti. Ona, ‹‹Hemen üç sea ince un al, yoğurup pide yap›› dedi.
18:7b.GEN.018.007 Ardından sığırlara koştu. Körpe ve besili bir buzağı seçip uşağına verdi. Uşak buzağıyı hemen hazırladı.
18:8b.GEN.018.008 İbrahim hazırlanan buzağıyı yoğurt ve sütle birlikte götürüp konuklarının önüne koydu. Onlar yerken o da yanlarında, ağacın altında durdu.
18:9b.GEN.018.009 Konuklar, ‹‹Karın Sara nerede?›› diye sordular. İbrahim, ‹‹Çadırda›› diye yanıtladı.
18:10b.GEN.018.010 RAB, ‹‹Gelecek yıl bu zamanda kesinlikle yanına döneceğim›› dedi, ‹‹O zaman karın Saranın bir oğlu olacak.›› Sara RABbin arkasında, çadırın girişinde durmuş, dinliyordu.
18:11b.GEN.018.011 İbrahimle Sara kocamışlardı, yaşları hayli ileriydi. Sara âdetten kesilmişti.
18:12b.GEN.018.012 İçin için gülerek, ‹‹Bu yaştan sonra bu sevinci tadabilir miyim?›› diye düşündü, ‹‹Üstelik efendim de yaşlı.››
18:13b.GEN.018.013 RAB İbrahime sordu: ‹‹Sara niçin, ‹Bu yaştan sonra gerçekten çocuk sahibi mi olacağım?› diyerek güldü?
18:14b.GEN.018.014 RAB için olanaksız bir şey var mı? Belirlenen vakitte, gelecek yıl bu zaman yanına döndüğümde Saranın bir oğlu olacak.››
18:15b.GEN.018.015 Sara korktu, ‹‹Gülmedim›› diyerek yalan söyledi. RAB, ‹‹Hayır, güldün›› dedi.
18:16b.GEN.018.016 Adamlar oradan ayrılırken Sodoma doğru baktılar. İbrahim onları yolcu etmek için yanlarında yürüyordu.
18:17b.GEN.018.017 RAB, ‹‹Yapacağım şeyi İbrahimden mi gizleyeceğim?›› dedi,
18:18b.GEN.018.018 ‹‹Kuşkusuz İbrahimden büyük ve güçlü bir ulus türeyecek, yeryüzündeki bütün uluslar onun aracılığıyla kutsanacak.
18:19b.GEN.018.019 Doğru ve adil olanı yaparak yolumda yürümeyi oğullarına ve soyuna buyursun diye İbrahimi seçtim. Öyle ki, ona verdiğim sözü yerine getireyim.››
18:20b.GEN.018.020 Sonra İbrahime, ‹‹Sodom ve Gomora büyük suçlama altında›› dedi, ‹‹Günahları çok ağır.
18:21b.GEN.018.021 Onun için inip bakacağım. Duyduğum suçlamalar doğru mu, değil mi göreceğim. Bunları yapıp yapmadıklarını anlayacağım.››
18:22b.GEN.018.022 Adamlar oradan ayrılıp Sodoma doğru gittiler. Ama İbrahim RABbin huzurunda kaldı.
18:23b.GEN.018.023 RABbe yaklaşarak, ‹‹Haksızla birlikte haklıyı da mı yok edeceksin?›› diye sordu,
18:24b.GEN.018.024 ‹‹Kentte elli doğru kişi var diyelim. Orayı gerçekten yok edecek misin? İçindeki elli doğru kişinin hatırı için kenti bağışlamayacak mısın?
18:25b.GEN.018.025 Senden uzak olsun bu. Haklıyı, haksızı aynı kefeye koyarak haksızın yanında haklıyı da öldürmek senden uzak olsun. Bütün dünyayı yargılayan adil olmalı.›› din bilginlerine göre ‹‹RAB İbrahimin önünde kaldı.››
18:26b.GEN.018.026 RAB, ‹‹Eğer Sodomda elli doğru kişi bulursam, onların hatırına bütün kenti bağışlayacağım›› diye karşılık verdi.
18:27b.GEN.018.027 İbrahim, ‹‹Ben toz ve külüm, bir hiçim›› dedi, ‹‹Ama seninle konuşma yürekliliğini göstereceğim.
18:28b.GEN.018.028 Kırk beş doğru kişi var diyelim, beş kişi için bütün kenti yok mu edeceksin?›› RAB, ‹‹Eğer kentte kırk beş doğru kişi bulursam, orayı yok etmeyeceğim›› dedi.
18:29b.GEN.018.029 İbrahim yine sordu: ‹‹Ya kırk kişi bulursan?›› RAB, ‹‹O kırk kişinin hatırı için hiçbir şey yapmayacağım›› diye yanıtladı.
18:30b.GEN.018.030 İbrahim, ‹‹Ya Rab, öfkelenme ama, otuz kişi var diyelim?›› dedi. RAB, ‹‹Otuz kişi bulursam, kente dokunmayacağım›› diye yanıtladı.
18:31b.GEN.018.031 İbrahim, ‹‹Ya Rab, lütfen konuşma yürekliliğimi bağışla›› dedi, ‹‹Eğer yirmi kişi bulursan?›› RAB, ‹‹Yirmi kişinin hatırı için kenti yok etmeyeceğim›› diye yanıtladı.
18:32b.GEN.018.032 İbrahim, ‹‹Ya Rab, öfkelenme ama, bir kez daha konuşacağım›› dedi, ‹‹Eğer on kişi bulursan?›› RAB, ‹‹On kişinin hatırı için kenti yok etmeyeceğim›› diye yanıtladı.
18:33b.GEN.018.033 RAB İbrahim'le konuşmasını bitirince oradan ayrıldı, İbrahim de çadırına döndü.
19
19:1b.GEN.019.001 İki melek akşamleyin Sodoma vardılar. Lut kentin kapısında oturuyordu. Onları görür görmez karşılamak için ayağa kalktı. Yere kapanarak,
19:2b.GEN.019.002 ‹‹Efendilerim›› dedi, ‹‹Kulunuzun evine buyurun. Ayaklarınızı yıkayın, geceyi bizde geçirin. Sonra erkenden kalkıp yolunuza devam edersiniz.›› Melekler, ‹‹Olmaz›› dediler, ‹‹Geceyi kent meydanında geçireceğiz.››
19:3b.GEN.019.003 Ama Lut çok diretti. Sonunda onunla birlikte evine gittiler. Lut onlara yemek hazırladı, mayasız ekmek pişirdi. Yediler.
19:4b.GEN.019.004 Onlar yatmadan, kentin erkekleri -Sodomun her mahallesinden genç yaşlı bütün erkekler- evi sardı.
19:5b.GEN.019.005 Luta seslenerek, ‹‹Bu gece sana gelen adamlar nerede?›› diye sordular, ‹‹Getir onları da yatalım.››
19:6b.GEN.019.006 Lut dışarı çıktı, arkasından kapıyı kapadı.
19:7b.GEN.019.007 ‹‹Kardeşler, lütfen bu kötülüğü yapmayın›› dedi,
19:8b.GEN.019.008 ‹‹Erkek yüzü görmemiş iki kızım var. Size onları getireyim, ne isterseniz yapın. Yeter ki, bu adamlara dokunmayın. Çünkü onlar konuğumdur, çatımın altına geldiler.››
19:9b.GEN.019.009 Adamlar, ‹‹Çekil önümüzden!›› diye karşılık verdiler, ‹‹Adam buraya dışardan geldi, şimdi yargıçlık taslıyor! Sana daha beterini yaparız.›› Lutu ite kaka kapıyı kırmaya davrandılar.
19:10b.GEN.019.010 Ama içerdeki adamlar uzanıp Lutu evin içine, yanlarına aldılar ve kapıyı kapadılar.
19:11b.GEN.019.011 Kapıya dayanan adamları, büyük küçük hepsini kör ettiler. Öyle ki, adamlar kapıyı bulamaz oldu.
19:12b.GEN.019.012 İçerdeki iki adam Luta, ‹‹Senin burada başka kimin var?›› diye sordular, ‹‹Oğullarını, kızlarını, damatlarını, kentte sana ait kim varsa hepsini dışarı çıkar.
19:13b.GEN.019.013 Çünkü burayı yok edeceğiz. RAB bu halk hakkında birçok kötü suçlama duydu, kenti yok etmek için bizi gönderdi.››
19:14b.GEN.019.014 Lut dışarı çıktı ve kızlarıyla evlenecek olan adamlara, ‹‹Hemen buradan uzaklaşın!›› dedi, ‹‹Çünkü RAB bu kenti yok etmek üzere.›› Ne var ki damat adayları onun şaka yaptığını sandılar.
19:15b.GEN.019.015 Tan ağarırken melekler Luta, ‹‹Karınla iki kızını al, hemen buradan uzaklaş›› diye üstelediler, ‹‹Yoksa kent cezasını bulurken sen de canından olursun.››
19:16b.GEN.019.016 Lut ağır davrandı, ama RAB ona acıdı. Adamlar Lutla karısının ve iki kızının elinden tutup onları kentin dışına çıkardılar.
19:17b.GEN.019.017 Kent dışına çıkınca, adamlardan biri Luta, ‹‹Kaç, canını kurtar, arkana bakma›› dedi, ‹‹Bu ovanın hiçbir yerinde durma. Dağa kaç, yoksa ölür gidersin.››
19:18b.GEN.019.018 Lut, ‹‹Aman, efendim!›› diye karşılık verdi,
19:19b.GEN.019.019 ‹‹Ben kulunuzdan hoşnut kaldınız, canımı kurtarmakla bana büyük iyilik yaptınız. Ama dağa kaçamam. Çünkü felaket bana yetişir, ölürüm.
19:20b.GEN.019.020 İşte, şurada kaçabileceğim yakın bir kent var, küçücük bir kent. İzin verin, oraya kaçıp canımı kurtarayım. Zaten küçücük bir kent.››
19:21b.GEN.019.021 Adamlardan biri, ‹‹Peki, dileğini kabul ediyorum›› dedi, ‹‹O kenti yıkmayacağım.
19:22b.GEN.019.022 Çabuk ol, hemen kaç! Çünkü sen oraya varmadan bir şey yapamam.›› Bu yüzden o kente Soar adı verildi.
19:23b.GEN.019.023 Lut Soara vardığında güneş doğmuştu.
19:24b.GEN.019.024 RAB Sodom ve Gomoranın üzerine gökten ateşli kükürt yağdırdı.
19:25b.GEN.019.025 Bu kentleri, bütün ovayı, oradaki insanların hepsini ve bütün bitkileri yok etti.
19:26b.GEN.019.026 Ancak Lutun peşisıra gelen karısı dönüp geriye bakınca tuz kesildi.
19:27b.GEN.019.027 İbrahim sabah erkenden kalkıp önceki gün RABbin huzurunda durduğu yere gitti.
19:28b.GEN.019.028 Sodom ve Gomoraya ve bütün ovaya baktı. Yerden, tüten bir ocak gibi duman yükseliyordu.
19:29b.GEN.019.029 Tanrı ovadaki kentleri yok ederken İbrahimi anımsamış ve Lutun yaşadığı kentleri yok ederken Lutu bu felaketin dışına çıkarmıştı.
19:30b.GEN.019.030 Lut Soarda kalmaktan korkuyordu. Bu yüzden iki kızıyla kentten ayrılarak dağa yerleşti, onlarla birlikte bir mağarada yaşamaya başladı.
19:31b.GEN.019.031 Büyük kızı küçüğüne, ‹‹Babamız yaşlı›› dedi, ‹‹Dünya geleneklerine uygun biçimde burada bizimle yatabilecek bir erkek yok.
19:32b.GEN.019.032 Gel, babamıza şarap içirelim, soyumuzu yaşatmak için onunla yatalım.››
19:33b.GEN.019.033 O gece babalarına şarap içirdiler. Büyük kız gidip babasıyla yattı. Ancak Lut yatıp kalktığının farkında değildi.
19:34b.GEN.019.034 Ertesi gün büyük kız küçüğüne, ‹‹Dün gece babamla yattım›› dedi, ‹‹Bu gece de ona şarap içirelim. Soyumuzu yaşatmak için sen de onunla yat.››
19:35b.GEN.019.035 O gece de babalarına şarap içirdiler ve küçük kız babasıyla yattı. Ama Lut yatıp kalktığının farkında değildi.
19:36b.GEN.019.036 Böylece Lutun iki kızı da öz babalarından hamile kaldılar.
19:37b.GEN.019.037 Büyük kız bir erkek çocuk doğurdu, ona Moav adını verdi. Moav bugünkü Moavlıların atasıdır.
19:38b.GEN.019.038 Küçük kızın da bir oğlu oldu, adını Ben-Ammi koydu. O da bugünkü Ammonlular'ın atasıdır.
20
20:1b.GEN.020.001 İbrahim Mamreden Negeve göçerek Kadeş ve Sur kentlerinin arasına yerleşti. Sonra geçici bir süre Gerarda kaldı.
20:2b.GEN.020.002 Karısı Sara için, ‹‹Bu kadın kızkardeşimdir›› dedi. Bunun üzerine Gerar Kralı Avimelek adam gönderip Sarayı getirtti.
20:3b.GEN.020.003 Ama Tanrı gece düşünde Avimeleke görünerek, ‹‹Bu kadını aldığın için öleceksin›› dedi, ‹‹Çünkü o evli bir kadın.››
20:4b.GEN.020.004 Avimelek henüz Saraya dokunmamıştı. ‹‹Ya RAB›› dedi, ‹‹Suçsuz bir ulusu mu yok edeceksin?
20:5b.GEN.020.005 İbrahimin kendisi bana, ‹Bu kadın kızkardeşimdir› demedi mi? Kadın da İbrahim için, ‹O kardeşimdir› dedi. Ben temiz vicdanla, suçsuz ellerimle yaptım bunu.››
20:6b.GEN.020.006 Tanrı, düşünde ona, ‹‹Bunu temiz vicdanla yaptığını biliyorum›› diye yanıtladı, ‹‹Ben de seni bu yüzden bana karşı günah işlemekten alıkoydum, kadına dokunmana izin vermedim.
20:7b.GEN.020.007 Şimdi kadını kocasına geri ver. Çünkü o bir peygamberdir. Senin için dua eder, ölmezsin. Ama kadını geri vermezsen, sen de sana ait olan herkes de ölecek, bilesin.››
20:8b.GEN.020.008 Avimelek sabah erkenden kalktı, bütün adamlarını çağırarak olup biteni anlattı. Adamlar dehşete düştü.
20:9b.GEN.020.009 Avimelek İbrahimi çağırtarak, ‹‹Ne yaptın bize?›› dedi, ‹‹Sana ne haksızlık ettim ki, beni ve krallığımı bu büyük günaha sürükledin? Bana bu yaptığın yapılacak iş değil.››
20:10b.GEN.020.010 Sonra, ‹‹Amacın neydi, niçin yaptın bunu?›› diye sordu.
20:11b.GEN.020.011 İbrahim, ‹‹Çünkü burada hiç Tanrı korkusu yok›› diye yanıtladı, ‹‹Karım yüzünden beni öldürebilirler diye düşündüm.
20:12b.GEN.020.012 Üstelik, Sara gerçekten kızkardeşimdir. Babamız bir, annemiz ayrıdır. Onunla evlendim.
20:13b.GEN.020.013 Tanrı beni babamın evinden gurbete gönderdiği zaman karıma, ‹Bana sevgini şöyle göstereceksin: Gideceğimiz her yerde kardeşin olduğumu söyle› dedim.››
20:14b.GEN.020.014 Avimelek İbrahime karısı Sarayı geri verdi. Bunun yanısıra ona davar, sığır, köleler, cariyeler de verdi.
20:15b.GEN.020.015 İbrahime, ‹‹İşte ülkem önünde, nereye istersen oraya yerleş›› dedi.
20:16b.GEN.020.016 Saraya da, ‹‹Kardeşine bin parça gümüş veriyorum›› dedi, ‹‹Yanındakilere karşı senin suçsuz olduğunu gösteren bir kanıttır bu. Herkes suçsuz olduğunu bilsin.››
20:17b.GEN.020.017 İbrahim Tanrıya dua etti ve Tanrı Avimelekle karısına, cariyelerine şifa verdi. Çocuk sahibi oldular.
20:18b.GEN.020.018 Çünkü İbrahim'in karısı Sara yüzünden RAB Avimelek'in evindeki kadınların hamile kalmasını engellemişti.
21
21:1b.GEN.021.001 RAB verdiği söz uyarınca Saraya iyilik etti ve sözünü yerine getirdi.
21:2b.GEN.021.002 Sara hamile kaldı; İbrahimin yaşlılık döneminde, tam Tanrının belirttiği zamanda ona bir erkek çocuk doğurdu.
21:3b.GEN.021.003 İbrahim Saranın doğurduğu çocuğa İshakfı adını verdi.
21:4b.GEN.021.004 Tanrının kendisine buyurduğu gibi oğlu İshakı sekiz günlükken sünnet etti.
21:5b.GEN.021.005 İshak doğduğunda İbrahim yüz yaşındaydı.
21:6b.GEN.021.006 Sara, ‹‹Tanrı yüzümü güldürdü›› dedi, ‹‹Bunu duyan herkes benimle birlikte gülecek.
21:7b.GEN.021.007 Kim İbrahime Sara çocuk emzirecek derdi? Bu yaşında ona bir oğul doğurdum.››
21:8b.GEN.021.008 Çocuk büyüdü. Sütten kesildiği gün İbrahim büyük bir şölen verdi.
21:9b.GEN.021.009 Ne var ki Sara, Mısırlı Hacerin İbrahimden olma oğlu İsmailin alay ettiğini görünce,
21:10b.GEN.021.010 İbrahime, ‹‹Bu cariyeyle oğlunu kov›› dedi, ‹‹Bu cariyenin oğlu, oğlum İshakın mirasına ortak olmasın.››
21:11b.GEN.021.011 Bu İbrahimi çok üzdü, çünkü İsmail de öz oğluydu.
21:12b.GEN.021.012 Ancak Tanrı İbrahime, ‹‹Oğlunla cariyen için üzülme›› dedi, ‹‹Sara ne derse, onu yap. Çünkü senin soyun İshakla sürecektir.
21:13b.GEN.021.013 Cariyenin oğlundan da bir ulus yaratacağım, çünkü o da senin soyun.››
21:14b.GEN.021.014 İbrahim sabah erkenden kalktı, biraz yiyecek, bir tulum da su hazırlayıp Hacerin omuzuna attı, çocuğunu da verip onu gönderdi. Hacer Beer-Şeva Çölüne gitti, orada bir süre dolaştı.
21:15b.GEN.021.015 Tulumdaki su tükenince, oğlunu bir çalının altına bıraktı.
21:16b.GEN.021.016 Yaklaşık bir ok atımı uzaklaşıp, ‹‹Oğlumun ölümünü görmeyeyim›› diyerek onun karşısına oturup hıçkıra hıçkıra ağladı.
21:17b.GEN.021.017 Tanrı çocuğun sesini duydu. Tanrının meleği göklerden Hacere, ‹‹Nen var, Hacer?›› diye seslendi, ‹‹Korkma! Çünkü Tanrı çocuğun sesini duydu.
21:18b.GEN.021.018 Kalk, oğlunu kaldır, elini tut. Onu büyük bir ulus yapacağım.››
21:19b.GEN.021.019 Sonra Tanrı Hacerin gözlerini açtı, Hacer bir kuyu gördü. Gidip tulumunu doldurdu, oğluna içirdi.
21:20b.GEN.021.020 Çocuk büyürken Tanrı onunlaydı. Çocuk çölde yaşadı ve okçu oldu.
21:21b.GEN.021.021 Paran Çölünde yaşarken annesi ona Mısırlı bir kadın aldı.
21:22b.GEN.021.022 O sırada Avimelekle ordusunun komutanı Fikol İbrahime, ‹‹Yaptığın her şeyde Tanrı seninle›› dediler,
21:23b.GEN.021.023 ‹‹Onun için, Tanrının önünde bana, oğluma ve soyuma haksız davranmayacağına ant iç. Bana ve konuk olarak yaşadığın bu ülkeye, benim sana yaptığım gibi iyi davran.››
21:24b.GEN.021.024 İbrahim, ‹‹Ant içerim›› dedi.
21:25b.GEN.021.025 İbrahim Avimeleke bir kuyuyu zorla ele geçiren adamlarından yakındı.
21:26b.GEN.021.026 Avimelek, ‹‹Bunu kimin yaptığını bilmiyorum›› diye yanıtladı, ‹‹Sen de bana söylemedin, ilk kez duyuyorum.››
21:27b.GEN.021.027 Daha sonra İbrahim Avimeleke davar ve sığır verdi. Böylece ikisi bir antlaşma yaptılar.
21:28b.GEN.021.028 İbrahim sürüsünden yedi dişi kuzu ayırdı.
21:29b.GEN.021.029 Avimelek, ‹‹Bunun anlamı ne, niçin bu yedi dişi kuzuyu ayırdın?›› diye sordu.
21:30b.GEN.021.030 İbrahim, ‹‹Bu yedi dişi kuzuyu benim elimden almalısın›› diye yanıtladı, ‹‹Kuyuyu benim açtığımın kanıtı olsun.››
21:31b.GEN.021.031 Bu yüzden oraya Beer-Şeva adı verildi. Çünkü ikisi orada ant içmişlerdi.
21:32b.GEN.021.032 Beer-Şevada yapılan bu antlaşmadan sonra Avimelek, ordusunun komutanı Fikolla birlikte Filist yöresine geri döndü.
21:33b.GEN.021.033 İbrahim Beer-Şevada bir ılgın ağacı dikti; orada RABbi, ölümsüz Tanrıyı adıyla çağırdı.
21:34b.GEN.021.034 Filist yöresinde konuk olarak uzun süre yaşadı.
22
22:1b.GEN.022.001 Daha sonra Tanrı İbrahimi denedi. ‹‹İbrahim!›› diye seslendi. İbrahim, ‹‹Buradayım!›› dedi.
22:2b.GEN.022.002 Tanrı, ‹‹İshakı, sevdiğin biricik oğlunu al, Moriya bölgesine git›› dedi, ‹‹Orada sana göstereceğim bir dağda oğlunu yakmalık sunu olarak sun.››
22:3b.GEN.022.003 İbrahim sabah erkenden kalktı, eşeğine palan vurdu. Yanına uşaklarından ikisini ve oğlu İshakı aldı. Yakmalık sunu için odun yardıktan sonra, Tanrının kendisine belirttiği yere doğru yola çıktı.
22:4b.GEN.022.004 Üçüncü gün gideceği yeri uzaktan gördü.
22:5b.GEN.022.005 Uşaklarına, ‹‹Siz burada, eşeğin yanında kalın›› dedi, ‹‹Tapınmak için oğlumla birlikte oraya gidip döneceğiz.››
22:6b.GEN.022.006 Yakmalık sunu için yardığı odunları oğlu İshaka yükledi. Ateşi ve bıçağı kendisi aldı. Birlikte giderlerken İshak İbrahime, ‹‹Baba!›› dedi. İbrahim, ‹‹Evet, oğlum!›› diye yanıtladı. İshak, ‹‹Ateşle odun burada, ama yakmalık sunu kuzusu nerede?›› diye sordu.
22:8b.GEN.022.008 İbrahim, ‹‹Oğlum, yakmalık sunu için kuzuyu Tanrı kendisi sağlayacak›› dedi. İkisi birlikte yürümeye devam ettiler.
22:9b.GEN.022.009 Tanrının kendisine belirttiği yere varınca İbrahim bir sunak yaptı, üzerine odun dizdi. Oğlu İshakı bağlayıp sunaktaki odunların üzerine yatırdı.
22:10b.GEN.022.010 Onu boğazlamak için uzanıp bıçağı aldı.
22:11b.GEN.022.011 Ama RABbin meleği göklerden, ‹‹İbrahim, İbrahim!›› diye seslendi. İbrahim, ‹‹İşte buradayım!›› diye karşılık verdi.
22:12b.GEN.022.012 Melek, ‹‹Çocuğa dokunma›› dedi, ‹‹Ona hiçbir şey yapma. Şimdi Tanrıdan korktuğunu anladım, biricik oğlunu benden esirgemedin.››
22:13b.GEN.022.013 İbrahim çevresine bakınca, boynuzları sık çalılara takılmış bir koç gördü. Gidip koçu getirdi. Oğlunun yerine onu yakmalık sunu olarak sundu.
22:14b.GEN.022.014 Oraya ‹‹Yahve yire›› adını verdi. ‹‹RABbin dağında sağlanacaktır›› sözü bu yüzden bugün de söyleniyor.
22:15b.GEN.022.015 RABbin meleği göklerden İbrahime ikinci kez seslendi:
22:16b.GEN.022.016 ‹‹RAB diyor ki, kendi üzerime ant içiyorum. Bunu yaptığın için, biricik oğlunu esirgemediğin için
22:17b.GEN.022.017 seni fazlasıyla kutsayacağım; soyunu göklerin yıldızları, kıyıların kumu kadar çoğaltacağım. Soyun düşmanlarının kentlerini mülk edinecek.
22:18b.GEN.022.018 Soyunun aracılığıyla yeryüzündeki bütün uluslar kutsanacak. Çünkü sözümü dinledin.››
22:19b.GEN.022.019 Sonra İbrahim uşaklarının yanına döndü. Birlikte yola çıkıp Beer-Şevaya gittiler. İbrahim Beer-Şevada kaldı.
22:20b.GEN.022.020 Bir süre sonra İbrahime, ‹‹Milka, kardeşin Nahora çocuklar doğurdu›› diye haber verdiler,
22:21b.GEN.022.021 ‹‹İlk oğlu Ûs, kardeşi Bûz, Kemuel -Aramın babası-
22:22b.GEN.022.022 Keset, Hazo, Pildaş, Yidlaf, Betuel.››
22:23b.GEN.022.023 Betuel Rebekanın babası oldu. Bu sekiz çocuğu İbrahimin kardeşi Nahora Milka doğurdu.
22:24b.GEN.022.024 Reuma adındaki cariyesi de Nahor'a Tevah, Gaham, Tahaş ve Maaka'yı doğurdu.
23
23:1b.GEN.023.001 Sara yüz yirmi yedi yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.
23:2b.GEN.023.002 Kenan ülkesinde, bugün Hevron denilen Kiryat-Arbada öldü. İbrahim yas tutmak, ağlamak için Saranın ölüsünün başına gitti.
23:3b.GEN.023.003 Sonra karısının ölüsünün başından kalkıp Hititlere,
23:4b.GEN.023.004 ‹‹Ben aranızda konuk ve yabancıyım›› dedi, ‹‹Bana mezar yapabileceğim bir toprak satın. Ölümü kaldırıp gömeyim.››
23:5b.GEN.023.005 Hititler, ‹‹Efendim, bizi dinle›› diye yanıtladılar, ‹‹Sen aramızda güçlü bir beysin. Ölünü mezarlarımızın en iyisine göm. Ölünü gömmen için kimse senden mezarını esirgemez.››
23:7b.GEN.023.007 İbrahim, ülke halkı olan Hititlerin önünde eğilerek,
23:8b.GEN.023.008 ‹‹Eğer ölümü gömmemi istiyorsanız, benim için Sohar oğlu Efrona ricada bulunun›› dedi,
23:9b.GEN.023.009 ‹‹Tarlasının dibindeki Makpela Mağarasını bana satsın. Fiyatı neyse huzurunuzda eksiksiz ödeyip orayı mezarlık yapacağım.››
23:10b.GEN.023.010 Hititli Efron halkının arasında oturuyordu. Kent kapısında toplanan herkesin duyacağı biçimde,
23:11b.GEN.023.011 ‹‹Hayır, efendim!›› diye karşılık verdi, ‹‹Beni dinle, mağarayla birlikte tarlayı da sana veriyorum. Halkımın huzurunda onu sana veriyorum. Ölünü göm.››
23:12b.GEN.023.012 İbrahim ülke halkının önünde eğildi.
23:13b.GEN.023.013 Herkesin duyacağı biçimde Efrona, ‹‹Lütfen beni dinle›› dedi, ‹‹Tarlanın parasını ödeyeyim. Parayı kabul et ki, ölümü oraya gömeyim.››
23:14b.GEN.023.014 Efron, ‹‹Efendim, beni dinle›› diye karşılık verdi, ‹‹Aramızda dört yüz şekel gümüşün sözü mü olur? Ölünü göm.››
23:16b.GEN.023.016 İbrahim Efronun önerisini kabul etti. Efronun Hititlerin önünde sözünü ettiği dört yüz şekel gümüşü tüccarların ağırlık ölçülerine göre tarttı.
23:17b.GEN.023.017 Böylece Efronun Mamre yakınında Makpeladaki tarlası, çevresindeki bütün ağaçlarla ve içindeki mağarayla birlikte, kent kapısında toplanan Hititlerin huzurunda İbrahimin mülkü kabul edildi.
23:19b.GEN.023.019 İbrahim karısı Sarayı Kenan ülkesinde Mamreye -Hevrona- yakın Makpela Tarlasındaki mağaraya gömdü.
23:20b.GEN.023.020 Hititler tarlayı içindeki mağarayla birlikte İbrahim'in mezarlık yeri olarak onayladılar.
24
24:1b.GEN.024.001 İbrahim kocamış, iyice yaşlanmıştı. RAB onu her yönden kutsamıştı.
24:2b.GEN.024.002 İbrahim, evindeki en yaşlı ve her şeyden sorumlu uşağına, ‹‹Elini uyluğumun altına koy›› dedi,
24:3b.GEN.024.003 ‹‹Yerin göğün Tanrısı RABbin adıyla ant içmeni istiyorum. Aralarında yaşadığım Kenanlılardan oğluma kız almayacaksın.
24:4b.GEN.024.004 Oğlum İshaka kız almak için benim ülkeme, akrabalarımın yanına gideceksin.›› gösterirdi.
24:5b.GEN.024.005 Uşak, ‹‹Ya kız benimle bu ülkeye gelmek istemezse?›› diye sordu, ‹‹O zaman oğlunu geldiğin ülkeye götüreyim mi?››
24:6b.GEN.024.006 İbrahim, ‹‹Sakın oğlumu oraya götürme!›› dedi,
24:7b.GEN.024.007 ‹‹Beni baba ocağından, doğduğum ülkeden getiren, ‹Bu toprakları senin soyuna vereceğim› diyerek ant içen Göklerin Tanrısı RAB senin önünden meleğini gönderecek. Böylece oradan oğluma bir kız alabileceksin.
24:8b.GEN.024.008 Eğer kız seninle gelmek istemezse, içtiğin ant seni bağlamaz. Yalnız, oğlumu oraya götürme.››
24:9b.GEN.024.009 Bunun üzerine uşak elini efendisi İbrahimin uyluğunun altına koyarak bu konuda ant içti.
24:10b.GEN.024.010 Sonra efendisinden on deve alarak en iyi eşyalarla birlikte yola çıktı; Aram-Naharayime, Nahorun yaşadığı kente gitti.
24:11b.GEN.024.011 Develerini kentin dışındaki kuyunun yanına çöktürdü. Akşamüzeriydi, kadınların su almak için dışarı çıkacakları zamandı.
24:12b.GEN.024.012 Uşak, ‹‹Ya RAB, efendim İbrahimin Tanrısı, yalvarırım bugün beni başarılı kıl›› diye dua etti, ‹‹Efendim İbrahime iyilik et.
24:13b.GEN.024.013 İşte, pınarın başında bekliyorum. Kentin kızları su almaya geliyorlar.
24:14b.GEN.024.014 Birine, ‹Lütfen testini indir, biraz su içeyim› diyeceğim. O da, ‹Sen iç, ben de develerine içireyim› derse, bileceğim ki o kız kulun İshak için seçtiğin kızdır. Böylece efendime iyilik ettiğini anlayacağım.››
24:15b.GEN.024.015 O duasını bitirmeden, İbrahimin kardeşi Nahorla karısı Milkanın oğlu Betuelin kızı Rebeka, omuzunda su testisiyle dışarı çıktı.
24:16b.GEN.024.016 Çok güzel bir genç kızdı. Ona erkek eli değmemişti. Pınara gitti, testisini doldurup geri döndü.
24:17b.GEN.024.017 Uşak onu karşılamaya koştu, ‹‹Lütfen testinden biraz su ver, içeyim›› dedi.
24:18b.GEN.024.018 Rebeka, ‹‹İç, efendim›› diyerek hemen testisini indirdi, içmesi için ona uzattı.
24:19b.GEN.024.019 Ona su verdikten sonra, ‹‹Develerin için de su çekeyim›› dedi, ‹‹Kanıncaya kadar içsinler.››
24:20b.GEN.024.020 Çabucak suyu hayvanların teknesine boşalttı, yine su çekmek için kuyuya koştu. Adamın bütün develeri için su çekti.
24:21b.GEN.024.021 Adam RABbin yolunu açıp açmadığını anlamak için sessizce genç kızı süzüyordu.
24:22b.GEN.024.022 Develer su içtikten sonra, adam bir beka ağırlığında altın bir burun halkasıyla on şekel ağırlığında iki altın bilezik çıkardı.
24:23b.GEN.024.023 ‹‹Lütfen söyle, kimin kızısın sen?›› diye sordu, ‹‹Babanın evinde geceyi geçirebileceğimiz bir yer var mı?››
24:24b.GEN.024.024 Kız, ‹‹Milkayla Nahorun oğlu Betuelin kızıyım›› diye karşılık verdi,
24:25b.GEN.024.025 ‹‹Bizde saman ve yem bol, geceyi geçirebileceğiniz yer de var.››
24:26b.GEN.024.026 Adam eğilip RABbe tapındı.
24:27b.GEN.024.027 ‹‹Efendim İbrahimin Tanrısı RABbe övgüler olsun›› dedi, ‹‹Sevgisini, sadakatini efendimden esirgemedi. Efendimin akrabalarının evine giden yolu bana gösterdi.››
24:28b.GEN.024.028 Kız annesinin evine koşup olanları anlattı.
24:29b.GEN.024.029 Rebekanın Lavan adında bir kardeşi vardı. Lavan pınarın başındaki adama doğru koştu.
24:30b.GEN.024.030 Kızkardeşinin burnundaki halkayı, kollarındaki bilezikleri görmüştü. Rebeka adamın kendisine söylediklerini de anlatınca, Lavan adamın yanına gitti. Adam pınarın başında, develerinin yanında duruyordu.
24:31b.GEN.024.031 Lavan, ‹‹Eve buyur, ey RABbin kutsadığı adam›› dedi, ‹‹Niçin dışarıda bekliyorsun? Senin için oda, develerin için yer hazırladım.››
24:32b.GEN.024.032 Böylece adam eve girdi. Lavan develerin kolanlarını çözdü, onlara saman ve yem verdi. Adamla yanındakilere ayaklarını yıkamaları için su getirdi.
24:33b.GEN.024.033 Önüne yemek konulunca, adam, ‹‹Niçin geldiğimi anlatmadan yemek yemeyeceğim›› dedi. Lavan, ‹‹Öyleyse anlat›› diye karşılık verdi.
24:34b.GEN.024.034 Adam, ‹‹Ben İbrahimin uşağıyım›› dedi,
24:35b.GEN.024.035 ‹‹RAB efendimi alabildiğine kutsadı. Onu zengin etti. Ona davar, sığır, altın, gümüş, erkek ve kadın köleler, develer, eşekler verdi.
24:36b.GEN.024.036 Karısı Sara ileri yaşta efendime bir oğul doğurdu. Efendim sahip olduğu her şeyi oğluna verdi.
24:37b.GEN.024.037 ‹Ülkelerinde yaşadığım Kenanlılardan oğluma kız almayacaksın. Oğluma kız almak için babamın ailesine, akrabalarımın yanına gideceksin› diyerek bana ant içirdi.
24:39b.GEN.024.039 ‹‹Efendime, ‹Ya kız benimle gelmezse?› diye sordum.
24:40b.GEN.024.040 ‹‹Efendim, ‹Yolunda yürüdüğüm RAB meleğini seninle gönderecek, yolunu açacak› dedi, ‹Akrabalarımdan, babamın ailesinden oğluma bir kız getireceksin.
24:41b.GEN.024.041 İçtiğin anttan ancak akrabalarımın yanına vardığında sana kızı vermezlerse, evet, ancak o zaman özgür olabilirsin.›
24:42b.GEN.024.042 ‹‹Bugün pınarın başına geldiğimde şöyle dua ettim: ‹Ya RAB, efendim İbrahimin Tanrısı, yalvarırım yolumu aç.
24:43b.GEN.024.043 İşte pınarın başında bekliyorum. Su almaya gelen kızlardan birine, lütfen testinden bana biraz su ver, içeyim, diyeceğim.
24:44b.GEN.024.044 O da, sen iç, develerin için de su çekeyim derse, anlayacağım ki efendimin oğlu için RABbin seçtiği kız odur.›
24:45b.GEN.024.045 ‹‹Ben içimden dua ederken, Rebeka omuzunda su testisiyle dışarı çıktı. Pınar başına gidip su aldı. Ona, ‹Lütfen, biraz su ver, içeyim› dedim.
24:46b.GEN.024.046 ‹‹Rebeka hemen testisini omuzundan indirdi, ‹İç efendim› dedi, ‹Ben de develerine içireyim.› Ben içtim. Develere de su verdi.
24:47b.GEN.024.047 ‹‹Ona, ‹Kimin kızısın sen?› diye sordum. ‹‹ ‹Milkayla Nahorun oğlu Betuelin kızıyım› dedi. ‹‹Bunun üzerine burnuna halka, kollarına bilezik taktım.
24:48b.GEN.024.048 Eğilip RABbe tapındım. Efendimin oğluna kardeşinin torununu almak için bana doğru yolu gösteren efendim İbrahimin Tanrısı RABbe övgüler sundum.
24:49b.GEN.024.049 Şimdi efendime sevgi ve sadakat mı göstereceksiniz, yoksa olmaz mı diyeceksiniz, bana bildirin. Öyle ki, ben de ne yapacağıma karar vereyim.››
24:50b.GEN.024.050 Lavanla Betuel, ‹‹Bu RABbin işi›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz sana ne iyi, ne kötü diyebiliriz.
24:51b.GEN.024.051 İşte Rebeka burada. Al götür. RABbin buyurduğu gibi efendinin oğluna karı olsun.››
24:52b.GEN.024.052 İbrahimin uşağı bu sözleri duyunca, yere kapanarak RABbe tapındı.
24:53b.GEN.024.053 Rebekaya altın, gümüş takımlar, giysiler, kardeşiyle annesine de değerli eşyalar çıkarıp verdi.
24:54b.GEN.024.054 Sonra yanındakilerle birlikte yedi, içti. Geceyi orada geçirdiler. Sabah kalkınca İbrahimin uşağı, ‹‹Beni yolcu edin, efendime döneyim›› dedi.
24:55b.GEN.024.055 Rebekanın kardeşiyle annesi, ‹‹Bırak kız on gün kadar bizimle kalsın, sonra gidersin›› diye karşılık verdiler.
24:56b.GEN.024.056 Adam, ‹‹Madem RAB yolumu açtı, beni geciktirmeyin›› dedi, ‹‹İzin verin, efendime döneyim.››
24:57b.GEN.024.057 ‹‹Kızı çağırıp ona soralım›› dediler.
24:58b.GEN.024.058 Rebekayı çağırıp, ‹‹Bu adamla gitmek istiyor musun?›› diye sordular. Rebeka, ‹‹İstiyorum›› dedi.
24:59b.GEN.024.059 Böylece Rebekayla dadısını, İbrahimin uşağıyla adamlarını uğurlamaya çıktılar.
24:60b.GEN.024.060 Rebekayı şöyle kutsadılar: ‹‹Ey kızkardeşimiz, Binlerce, on binlerce kişiye analık et, Soyun düşmanlarının kentlerini mülk edinsin.››
24:61b.GEN.024.061 Rebekayla genç hizmetçileri hazırlanıp develere binerek İbrahimin uşağını izlediler. Uşak Rebekayı alıp oradan ayrıldı.
24:62b.GEN.024.062 İshak Beer-Lahay-Roiden gelmişti. Çünkü Negev bölgesinde yaşıyordu.
24:63b.GEN.024.063 Akşamüzeri düşünmek için tarlaya gitti. Başını kaldırdığında develerin yaklaştığını gördü.
24:64b.GEN.024.064 Rebeka İshakı görünce deveden indi,
24:65b.GEN.024.065 İbrahimin uşağına, ‹‹Tarladan bizi karşılamaya gelen şu adam kim?›› diye sordu. Uşak, ‹‹Efendim›› diye karşılık verdi. Rebeka peçesini alıp yüzünü örttü.
24:66b.GEN.024.066 Uşak bütün yaptıklarını İshaka anlattı.
24:67b.GEN.024.067 İshak Rebeka'yı annesi Sara'nın yaşamış olduğu çadıra götürüp onunla evlendi. Böylece Rebeka İshak'ın karısı oldu. İshak onu sevdi. Annesinin ölümünden sonra onunla avunç buldu.
25
25:1b.GEN.025.001 İbrahim bir kadınla daha evlendi. Kadının adı Keturaydı.
25:2b.GEN.025.002 Ondan Zimran, Yokşan, Medan, Midyan, Yişbak, Şuah adlı çocukları oldu.
25:3b.GEN.025.003 Yokşandan da Şeva, Dedan oldu. Dedan soyundan Aşurlular, Letuşlular, Leumlular doğdu.
25:4b.GEN.025.004 Midyanın Efa, Efer, Hanok, Avida, Eldaa adlı oğulları oldu. Bunların hepsi Keturanın soyundandı.
25:5b.GEN.025.005 İbrahim sahip olduğu her şeyi İshaka bıraktı.
25:6b.GEN.025.006 Cariyelerinin oğullarına da armağanlar verdi. Kendisi sağken bu çocukları oğlu İshaktan uzaklaştırıp doğuya gönderdi.
25:7b.GEN.025.007 İbrahim yüz yetmiş beş yıl yaşadı. Ömrü bu kadardı.
25:8b.GEN.025.008 Kocamış, yaşama doymuş, iyice yaşlanmış olarak son soluğunu verdi. Ölüp atalarına kavuştu.
25:9b.GEN.025.009 Oğulları İshakla İsmail onu Hititli Sohar oğlu Efronun tarlasında Mamreye yakın Makpela Mağarasına gömdüler.
25:10b.GEN.025.010 İbrahim o tarlayı Hititlerden satın almıştı. Böylece İbrahimle karısı Sara oraya gömüldüler.
25:11b.GEN.025.011 Tanrı İbrahimin ölümünden sonra oğlu İshakı kutsadı. İshak Beer-Lahay-Roide yaşıyordu.
25:12b.GEN.025.012 Saranın cariyesi Mısırlı Hacerin İbrahime doğurduğu İsmailin öyküsü:
25:13b.GEN.025.013 Doğum sırasına göre İsmailin oğullarının adları şunlardır: İlk oğlu Nevayot. Sonra Kedar, Adbeel, Mivsam,
25:14b.GEN.025.014 Mişma, Duma, Massa,
25:15b.GEN.025.015 Hadat, Tema, Yetur, Nafiş, Kedema gelir.
25:16b.GEN.025.016 İsmailin oğulları olan bu on iki bey oymakların atalarıydı. Köylerine, obalarına da bu adları verdiler.
25:17b.GEN.025.017 İsmail yüz otuz yedi yıl yaşadıktan sonra son soluğunu verdi. Ölüp halkına kavuştu.
25:18b.GEN.025.018 İsmailoğulları Aşura doğru giderken Mısır sınırı yakınında, Havila ile Şur arasındaki bölgeye yerleştiler. Kardeşlerinin yaşadığı yerin doğusuna yerleşmişlerdi.
25:19b.GEN.025.019 İbrahimin oğlu İshakın öyküsü:
25:20b.GEN.025.020 İshak Aramlı Lavanın kızkardeşi, Paddan-Aramlı Betuelin kızı Rebekayla evlendiğinde kırk yaşındaydı.
25:21b.GEN.025.021 İshak karısı için RABbe yakardı, çünkü karısı kısırdı. RAB İshakın yakarışını yanıtladı, Rebeka hamile kaldı.
25:22b.GEN.025.022 Çocuklar karnında itişiyordu. Rebeka, ‹‹Nedir bu başıma gelen?›› diyerek RABbe danışmaya gitti.
25:23b.GEN.025.023 RAB onu şöyle yanıtladı: ‹‹Rahminde iki ulus var, Senden iki ayrı halk doğacak, Biri öbüründen güçlü olacak, Büyüğü küçüğüne hizmet edecek.››
25:24b.GEN.025.024 Doğum vakti gelince, Rebekanın ikiz oğulları oldu.
25:25b.GEN.025.025 İlk doğan oğlu kıpkırmızı ve tüylüydü; kırmızı bir cüppeyi andırıyordu. Adını Esav koydular.
25:26b.GEN.025.026 Sonra kardeşi doğdu. Eliyle Esavın topuğunu tutuyordu. Bu yüzden İshak ona Yakupfö adını verdi. Rebeka doğum yaptığında İshak altmış yaşındaydı.
25:27b.GEN.025.027 Çocuklar büyüdü. Esav kırları seven usta bir avcı oldu. Yakupsa hep çadırda oturan sakin bir adamdı.
25:28b.GEN.025.028 İshak Esavı daha çok severdi, çünkü onun getirdiği av etlerini yerdi. Rebeka ise Yakupu severdi.
25:29b.GEN.025.029 Bir gün Yakup çorba pişirirken Esav avdan geldi. Aç ve bitkindi.
25:30b.GEN.025.030 Yakupa, ‹‹Lütfen şu kızıl çorbadan biraz ver de içeyim. Aç ve bitkinim›› dedi. Bu nedenle ona Edom adı da verildi.
25:31b.GEN.025.031 Yakup, ‹‹Önce sen ilk oğulluk hakkını bana ver›› diye karşılık verdi.
25:32b.GEN.025.032 Esav, ‹‹Baksana, açlıktan ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹İlk oğulluk hakkının bana ne yararı var?››
25:33b.GEN.025.033 Yakup, ‹‹Önce ant iç›› dedi. Esav ant içerek ilk oğulluk hakkını Yakupa sattı.
25:34b.GEN.025.034 Yakup Esav'a ekmekle mercimek çorbası verdi. Esav yiyip içtikten sonra kalkıp gitti. Böylece Esav ilk oğulluk hakkını küçümsemiş oldu.
26
26:1b.GEN.026.001 İbrahimin yaşadığı dönemdeki kıtlıktan başka ülkede bir kıtlık daha oldu. İshak Gerara, Filist Kralı Avimelekin yanına gitti.
26:2b.GEN.026.002 RAB İshaka görünerek, ‹‹Mısıra gitme›› dedi, ‹‹Sana söyleyeceğim ülkeye yerleş.
26:3b.GEN.026.003 Orada bir süre kal. Ben seninle olacak, seni kutsayacağım: Bütün bu toprakları sana ve soyuna vereceğim. Baban İbrahime ant içerek verdiğim sözü yerine getireceğim.
26:4b.GEN.026.004 Soyunu gökteki yıldızlar kadar çoğaltacağım. Bu ülkelerin tümünü onlara vereceğim. Yeryüzündeki bütün uluslar senin soyun aracılığıyla kutsanacak.
26:5b.GEN.026.005 Çünkü İbrahim sözümü dinledi. Uyarılarıma, buyruklarıma, kurallarıma, yasalarıma bağlı kaldı.››
26:6b.GEN.026.006 Böylece İshak Gerarda kaldı.
26:7b.GEN.026.007 Yöre halkı karısıyla ilgili soru sorunca, ‹‹Kızkardeşimdir›› diyordu. Çünkü ‹‹Karımdır›› demekten korkuyordu. Rebeka yüzünden yöre halkı beni öldürebilir diye düşünüyordu. Çünkü Rebeka güzeldi.
26:8b.GEN.026.008 İshak orada uzun zaman kaldı. Bir gün Filist Kralı Avimelek, pencereden dışarı bakarken, İshakın karısı Rebekayı okşadığını gördü.
26:9b.GEN.026.009 İshakı çağırtarak, ‹‹Bu kadın gerçekte senin karın!›› dedi, ‹‹Neden kızkardeşin olduğunu söyledin?›› İshak, ‹‹Çünkü onun yüzünden canımdan olurum diye düşündüm›› dedi.
26:10b.GEN.026.010 Avimelek, ‹‹Nedir bize bu yaptığın?›› dedi, ‹‹Az kaldı halkımdan biri karınla yatacaktı. Bize suç işletecektin.››
26:11b.GEN.026.011 Sonra bütün halka, ‹‹Kim bu adama ya da karısına dokunursa, kesinlikle öldürülecek›› diye buyruk verdi.
26:12b.GEN.026.012 İshak o ülkede ekin ekti ve o yıl ektiğinin yüz katını biçti. RAB onu kutsamıştı.
26:13b.GEN.026.013 İshak bolluğa kavuştu. Varlığı gittikçe büyüyordu. Çok zengin oldu.
26:14b.GEN.026.014 Sürülerle davar, sığır ve birçok uşak sahibi oldu. Filistliler onu kıskanmaya başladılar.
26:15b.GEN.026.015 Babası İbrahim yaşarken kölelerinin kazmış olduğu bütün kuyuları toprakla doldurup kapadılar.
26:16b.GEN.026.016 Avimelek İshaka, ‹‹Ülkemizden git›› dedi, ‹‹Çünkü gücün bizim gücümüzü aştı.››
26:17b.GEN.026.017 İshak oradan ayrıldı. Gerar Vadisinde çadır kurup oraya yerleşti.
26:18b.GEN.026.018 Babası İbrahim yaşarken kazılmış olan kuyuları yeniden açtırdı. Çünkü Filistliler İbrahimin ölümünden sonra o kuyuları kapamışlardı. Kuyulara aynı adları, babasının vermiş olduğu adları verdi.
26:19b.GEN.026.019 İshakın köleleri vadide kuyu kazarken bir kaynak buldular.
26:20b.GEN.026.020 Gerarın çobanları, ‹‹Su bizim›› diyerek İshakın çobanlarıyla kavgaya tutuştular. İshak kendisiyle çekiştikleri için kuyuya Esek adını verdi.
26:21b.GEN.026.021 İshakın köleleri başka bir kuyu kazdılar. Bu kuyu yüzünden de kavga çıkınca İshak kuyuya Sitna adını verdi.
26:22b.GEN.026.022 Oradan ayrılıp başka bir yerde kuyu kazdırdı. Bu kuyu yüzünden kavga çıkmadı. Bu nedenle İshak ona Rehovotfş adını verdi. ‹‹RAB en sonunda bize rahatlık verdi›› dedi, ‹‹Bu ülkede verimli olacağız.››
26:23b.GEN.026.023 İshak oradan Beer-Şevaya gitti.
26:24b.GEN.026.024 O gece RAB kendisine görünerek, ‹‹Ben baban İbrahimin Tanrısıyım, korkma›› dedi, ‹‹Seninle birlikteyim. Seni kutsayacak, kulum İbrahimin hatırı için soyunu çoğaltacağım.››
26:25b.GEN.026.025 İshak orada bir sunak yaparak RABbi adıyla çağırdı. Çadırını oraya kurdu. Köleleri de orada bir kuyu kazdı.
26:26b.GEN.026.026 Avimelek, danışmanı Ahuzzat ve ordusunun komutanı Fikol ile birlikte, Gerardan İshakın yanına gitti.
26:27b.GEN.026.027 İshak onlara, ‹‹Niçin yanıma geldiniz?›› dedi, ‹‹Benden nefret ediyorsunuz. Üstelik beni ülkenizden kovdunuz.››
26:28b.GEN.026.028 ‹‹Açıkça gördük ki, RAB seninle›› diye yanıtladılar, ‹‹Onun için, aramızda ant olsun: Biz nasıl sana dokunmadıksa, hep iyi davranarak seni esenlik içinde gönderdikse, sen de bize kötülük etme. Bu konuda seninle anlaşalım. Sen şimdi RABbin kutsadığı bir adamsın.››
26:30b.GEN.026.030 İshak onlara bir şölen verdi, yiyip içtiler.
26:31b.GEN.026.031 Sabah erkenden kalkıp karşılıklı ant içtiler. Sonra İshak onları yolcu etti. Esenlik içinde oradan ayrıldılar.
26:32b.GEN.026.032 Aynı gün İshakın köleleri gelip kazdıkları kuyu hakkında kendisine bilgi verdiler, ‹‹Su bulduk›› dediler.
26:33b.GEN.026.033 İshak kuyuya Şiva adını verdi. Bu yüzden kent bugüne kadar Beer-Şeva diye anılır.
26:34b.GEN.026.034 Esav kırk yaşında Hititli Beerinin kızı Yudit ve Hititli Elonun kızı Basematla evlendi.
26:35b.GEN.026.035 Bu kadınlar İshak'la Rebeka'nın başına dert oldular.
27
27:1b.GEN.027.001 İshak yaşlanmış, gözleri görmez olmuştu. Büyük oğlu Esavı çağırıp, ‹‹Oğlum!›› dedi. Esav, ‹‹Efendim!›› diye yanıtladı.
27:2b.GEN.027.002 İshak, ‹‹Artık yaşlandım›› dedi, ‹‹Ne zaman öleceğimi bilmiyorum.
27:3b.GEN.027.003 Silahlarını -ok kılıfını, yayını- al, kırlara çıkıp benim için bir hayvan avla.
27:4b.GEN.027.004 Sevdiğim lezzetli bir yemek yap, bana getir yiyeyim. Ölmeden önce seni kutsayayım.››
27:5b.GEN.027.005 İshak, oğlu Esavla konuşurken Rebeka onları dinliyordu. Esav avlanmak için kıra çıkınca,
27:6b.GEN.027.006 Rebeka oğlu Yakupa şöyle dedi: ‹‹Dinle, babanın ağabeyin Esava söylediklerini duydum.
27:7b.GEN.027.007 Baban ona, ‹Bana bir hayvan avla getir› dedi, ‹Lezzetli bir yemek yap, yiyeyim. Ölmeden önce seni RABbin huzurunda kutsayayım.›
27:8b.GEN.027.008 Bak oğlum, sana söyleyeceklerimi iyi dinle:
27:9b.GEN.027.009 Git süründen bana iki seçme oğlak getir. Onlarla babanın sevdiği lezzetli bir yemek yapayım.
27:10b.GEN.027.010 Yemesi için onu babana sen götüreceksin. Öyle ki, ölmeden önce seni kutsasın.››
27:11b.GEN.027.011 Yakup, ‹‹Ama kardeşim Esavın bedeni kıllı, benimkiyse kılsız›› diye yanıtladı,
27:12b.GEN.027.012 ‹‹Ya babam bana dokunursa? O zaman kendisini aldattığımı anlar. Kutsama yerine üzerime lanet getirmiş olurum.››
27:13b.GEN.027.013 Annesi, ‹‹Sana gelecek lanet bana gelsin, oğlum›› dedi, ‹‹Sen beni dinle, git oğlakları getir.››
27:14b.GEN.027.014 Yakup gidip oğlakları annesine getirdi. Annesi babasının sevdiği lezzetli bir yemek yaptı.
27:15b.GEN.027.015 Büyük oğlu Esavın en güzel giysileri o anda evdeydi. Rebeka onları küçük oğlu Yakupa giydirdi.
27:16b.GEN.027.016 Ellerinin üstünü, ensesinin kılsız yerini oğlak derisiyle kapladı.
27:17b.GEN.027.017 Yaptığı güzel yemekle ekmeği Yakupun eline verdi.
27:18b.GEN.027.018 Yakup babasının yanına varıp, ‹‹Baba!›› diye seslendi. Babası, ‹‹Evet, kimsin sen?›› dedi.
27:19b.GEN.027.019 Yakup, ‹‹Ben ilk oğlun Esavım›› diye karşılık verdi, ‹‹Söylediğini yaptım. Lütfen kalk, otur da getirdiğim av etini ye. Öyle ki, beni kutsayabilesin.››
27:20b.GEN.027.020 İshak, ‹‹Nasıl böyle çabucak buldun, oğlum?›› dedi. Yakup, ‹‹Tanrın RAB bana yardım etti›› diye yanıtladı.
27:21b.GEN.027.021 İshak, ‹‹Yaklaş, oğlum›› dedi, ‹‹Sana dokunayım, gerçekten oğlum Esav mısın, değil misin anlayayım.››
27:22b.GEN.027.022 Yakup babasına yaklaştı. Babası ona dokunarak, ‹‹Ses Yakupun sesi, ama eller Esavın elleri›› dedi.
27:23b.GEN.027.023 Onu tanıyamadı. Çünkü Yakupun elleri ağabeyi Esavın elleri gibi kıllıydı. İshak onu kutsamak üzereyken,
27:24b.GEN.027.024 bir daha sordu: ‹‹Sen gerçekten oğlum Esav mısın?›› Yakup, ‹‹Evet!›› diye yanıtladı.
27:25b.GEN.027.025 İshak, ‹‹Oğlum, av etini getir yiyeyim de seni kutsayayım›› dedi. Yakup önce yemeği, sonra şarabı getirdi. İshak yedi, içti.
27:26b.GEN.027.026 ‹‹Yaklaş da beni öp, oğlum›› dedi.
27:27b.GEN.027.027 Yakup yaklaşıp babasını öptü. Babası onun giysilerini kokladı ve kendisini kutsayarak şöyle dedi: ‹‹İşte oğlumun kokusu Sanki RABbin kutsadığı kırların kokusu.
27:28b.GEN.027.028 Tanrı sana göklerin çiyinden Ve yerin verimli topraklarından Bol buğday ve yeni şarap versin.
27:29b.GEN.027.029 Halklar sana kulluk etsin, Uluslar boyun eğsin. Kardeşlerine egemen ol, Kardeşlerin sana boyun eğsin. Sana lanet edenlere lanet olsun, Seni kutsayanlar kutsansın.››
27:30b.GEN.027.030 İshak Yakupu kutsadıktan ve Yakup babasının yanından ayrıldıktan hemen sonra kardeşi Esav avdan döndü.
27:31b.GEN.027.031 Esav da lezzetli bir yemek yaparak babasına götürdü. Ona, ‹‹Baba, kalk, getirdiğim av etini ye›› dedi, ‹‹Öyle ki, beni kutsayabilesin.››
27:32b.GEN.027.032 Babası, ‹‹Sen kimsin?›› diye sordu. Esav, ‹‹Ben ilk oğlun Esavım›› diye karşılık verdi.
27:33b.GEN.027.033 İshakı bir titreme sardı. Tir tir titreyerek, ‹‹Öyleyse daha önce avlanıp bana yemek getiren kimdi?›› diye sordu, ‹‹Sen gelmeden önce yemeğimi yiyip onu kutsadım. Artık o kutsanmış oldu.››
27:34b.GEN.027.034 Esav babasının anlattıklarını duyunca, acı acı haykırdı. ‹‹Beni de kutsa, baba, beni de!›› dedi.
27:35b.GEN.027.035 İshak, ‹‹Kardeşin gelip beni kandırdı›› diye karşılık verdi, ‹‹Senin yerine o kutsandı.››
27:36b.GEN.027.036 Esav, ‹‹Ona boşuna mı Yakup diyorlar?›› dedi, ‹‹İki kezdir beni aldatıyor. Önce ilk oğulluk hakkımı aldı. Şimdi de benim yerime o kutsandı.›› Sonra, ‹‹Kutsamak için bana bir hak ayırmadın mı?›› diye sordu.
27:37b.GEN.027.037 İshak, ‹‹Onu sana egemen kıldım›› diye yanıtladı, ‹‹Bütün kardeşlerini onun hizmetine verdim. Onu buğday ve yeni şarapla besledim. Senin için ne yapabilirim ki, oğlum?››
27:38b.GEN.027.038 Esav, ‹‹Sen yalnız bir kişiyi mi kutsayabilirsin baba?›› dedi, ‹‹Beni de kutsa, baba, beni de!›› Sonra hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.
27:39b.GEN.027.039 Babası şöyle yanıtladı: ‹‹Göklerin çiyinden, Zengin topraklardan Uzak yaşayacaksın.
27:40b.GEN.027.040 Kılıcınla yaşayacak, Kardeşine hizmet edeceksin. Ama özgür olmak isteyince, Onun boyunduruğunu kırıp atacaksın.››
27:41b.GEN.027.041 Babası Yakupu kutsadığı için Esav kardeşi Yakupa kin bağladı. ‹‹Nasıl olsa babamın ölümü yaklaştı›› diye düşünüyordu, ‹‹O zaman kardeşim Yakupu öldürürüm.››
27:42b.GEN.027.042 Büyük oğlu Esavın ne düşündüğü Rebekaya bildirilince Rebeka küçük oğlu Yakupu çağırttı. ‹‹Bak, ağabeyin Esav seni öldürmeyi düşünerek kendini avutuyor›› dedi,
27:43b.GEN.027.043 ‹‹Beni dinle, oğlum. Hemen Harrana, kardeşim Lavanın yanına kaç.
27:44b.GEN.027.044 Ağabeyinin öfkesi dinip sana kızgınlığı geçinceye, ona yaptığını unutuncaya kadar orada kal. Birini gönderir, seni getirtirim. Niçin bir günde ikinizden de yoksun kalayım?››
27:46b.GEN.027.046 Sonra İshak'a, ‹‹Bu Hititli kadınlar yüzünden canımdan bezdim›› dedi, ‹‹Eğer Yakup da bu ülkenin kızlarıyla, Hitit kızlarıyla evlenirse, nasıl yaşarım?››
28
28:1b.GEN.028.001 İshak Yakupu çağırdı, onu kutsayarak, ‹‹Kenanlı kızlarla evlenme›› diye buyurdu,
28:2b.GEN.028.002 ‹‹Hemen Paddan-Arama, annenin babası Betuelin evine git. Orada dayın Lavanın kızlarından biriyle evlen.
28:3b.GEN.028.003 Her Şeye Gücü Yeten Tanrı seni kutsasın, verimli kılsın, soyunu çoğaltsın; soyundan halklar türesin.
28:4b.GEN.028.004 İbrahimi kutsadığı gibi seni ve soyunu da kutsasın. Öyle ki, Tanrının İbrahime verdiği topraklara -üzerinde yabancı olarak yaşadığın bu topraklara- sahip olasın.››
28:5b.GEN.028.005 İshak Yakupu böyle uğurladı. Yakup Paddan-Arama, kendisinin ve Esavın annesi Rebekanın kardeşi Aramlı Betuel oğlu Lavanın yanına gitmek üzere yola çıktı.
28:6b.GEN.028.006 Esav İshakın Yakupu kutsadığını, evlenmek üzere Paddan-Arama gönderdiğini öğrendi. Ayrıca Yakupu kutsarken, babasının, ‹‹Kenanlı kızlarla evlenme›› diye buyurduğunu, Yakupun da annesiyle babasını dinleyip Paddan-Arama gittiğini öğrendi.
28:8b.GEN.028.008 Böylece babasının Kenanlı kızlardan hoşlanmadığını anladı.
28:9b.GEN.028.009 İsmailin yanına gitti. İbrahim oğlu İsmailin kızı, Nevayotun kızkardeşi Mahalatla evlenerek onu karılarının üzerine getirdi.
28:10b.GEN.028.010 Yakup Beer-Şevadan ayrılarak Harrana doğru yola çıktı.
28:11b.GEN.028.011 Bir yere varıp orada geceledi, çünkü güneş batmıştı. Oradaki taşlardan birini alıp başının altına koyarak yattı.
28:12b.GEN.028.012 Düşte yeryüzüne bir merdiven dikildiğini, başının göklere eriştiğini gördü. Tanrının melekleri merdivenden çıkıp iniyorlardı.
28:13b.GEN.028.013 RAB yanıbaşında durup, ‹‹Atan İbrahimin, İshakın Tanrısı RAB benim›› dedi, ‹‹Üzerinde yattığın toprakları sana ve soyuna vereceğim.
28:14b.GEN.028.014 Yeryüzünün tozu kadar sayısız bir soya sahip olacaksın. Doğuya, batıya, kuzeye, güneye doğru yayılacaksınız. Yeryüzündeki bütün halklar sen ve soyun aracılığıyla kutsanacak.
28:15b.GEN.028.015 Seninle birlikteyim. Gideceğin her yerde seni koruyacak ve bu topraklara geri getireceğim. Verdiğim sözü yerine getirinceye kadar senden ayrılmayacağım.››
28:16b.GEN.028.016 Yakup uyanınca, ‹‹RAB burada, ama ben farkına varamadım›› diye düşündü.
28:17b.GEN.028.017 Korktu ve, ‹‹Ne korkunç bir yer!›› dedi, ‹‹Bu, Tanrının evinden başka bir yer olamaz. Burası göklerin kapısı.››
28:18b.GEN.028.018 Ertesi sabah erkenden kalkıp başının altına koyduğu taşı anıt olarak dikti, üzerine zeytinyağı döktü.
28:19b.GEN.028.019 Oraya Beytelfü adını verdi. Kentin önceki adı Luzdu.
28:20b.GEN.028.020 Sonra bir adak adayarak şöyle dedi: ‹‹Tanrı benimle olur, gittiğim yolda beni korur, bana yiyecek, giyecek sağlarsa,
28:21b.GEN.028.021 babamın evine esenlik içinde dönersem, RAB benim Tanrım olacak.
28:22b.GEN.028.022 Anıt olarak diktiğim bu taş Tanrı'nın evi olacak. Bana vereceğin her şeyin ondalığını sana vereceğim.››
29
29:1b.GEN.029.001 Yakup yoluna devam ederek doğu halklarının ülkesine vardı.
29:2b.GEN.029.002 Kırda bir kuyu gördü. Kuyunun yanıbaşında üç davar sürüsü yatıyordu. Sürülere o kuyudan su verilirdi. Kuyunun ağzında büyük bir taş vardı.
29:3b.GEN.029.003 Bütün sürüler oraya toplanınca, çobanlar kuyunun ağzındaki taşı yuvarlar, davarlarını suvardıktan sonra taşı yine yerine, kuyunun ağzına koyarlardı.
29:4b.GEN.029.004 Yakup çobanlara, ‹‹Kardeşler, nerelisiniz?›› diye sordu. Çobanlar, ‹‹Harranlıyız›› diye yanıtladılar.
29:5b.GEN.029.005 Yakup, ‹‹Nahorun torunu Lavanı tanıyor musunuz?›› diye sordu. ‹‹Tanıyoruz›› dediler.
29:6b.GEN.029.006 Yakup, ‹‹İyi midir?›› diye sordu. ‹‹İyidir. İşte kızı Rahel davarlarla birlikte geliyor.››
29:7b.GEN.029.007 Yakup, ‹‹Akşama daha çok var›› dedi, ‹‹Sürülerin toplanma vakti değil. Davarlarınızı suvarın, götürüp otlatın.››
29:8b.GEN.029.008 Çobanlar, ‹‹Bütün sürüler toplanmadan, kuyunun ağzındaki taşı yuvarlamadan olmaz›› dediler, ‹‹Ancak o zaman davarları suvarabiliriz.››
29:9b.GEN.029.009 Yakup onlarla konuşurken Rahel babasının davarlarını getirdi. Rahel çobanlık yapıyordu.
29:10b.GEN.029.010 Yakup dayısı Lavanın kızı Raheli ve davarları görünce, gidip kuyunun ağzındaki taşı yuvarladı, dayısının davarlarını suvardı.
29:11b.GEN.029.011 Raheli öperek hıçkıra hıçkıra ağladı.
29:12b.GEN.029.012 Rahele baba tarafından akraba olduklarını, Rebekanın oğlu olduğunu anlattı. Rahel koşup babasına haber verdi.
29:13b.GEN.029.013 Lavan, yeğeni Yakupun geldiğini duyunca, onu karşılamaya koştu. Ona sarılıp öptü, evine getirdi. Yakup bütün olanları Lavana anlattı.
29:14b.GEN.029.014 Lavan, ‹‹Sen benim etim, kemiğimsin›› dedi. Yakup Lavanın yanında bir ay kaldıktan sonra,
29:15b.GEN.029.015 Lavan, ‹‹Akrabamsın diye benim için bedava mı çalışacaksın?›› dedi, ‹‹Söyle, ne kadar ücret istiyorsun?››
29:16b.GEN.029.016 Lavanın iki kızı vardı. Büyüğünün adı Lea, küçüğünün adı Raheldi.
29:17b.GEN.029.017 Leanın gözleri alımlıydı, Rahel ise boyu bosu yerinde, güzel bir kızdı.
29:18b.GEN.029.018 Yakup Rahele aşıktı. Lavana, ‹‹Küçük kızın Rahel için sana yedi yıl hizmet ederim›› dedi.
29:19b.GEN.029.019 Lavan, ‹‹Onu sana vermek başkasına vermekten daha iyidir›› dedi, ‹‹Yanımda kal.››
29:20b.GEN.029.020 Yakup Rahel için yedi yıl çalıştı. Raheli sevdiği için, yedi yıl ona birkaç gün gibi geldi.
29:21b.GEN.029.021 Lavana, ‹‹Zaman doldu, kızını ver, evleneyim›› dedi.
29:22b.GEN.029.022 Lavan bütün yöre halkını toplayıp bir şölen verdi.
29:23b.GEN.029.023 Gece kızı Leayı Yakupa götürdü. Yakup onunla yattı.
29:24b.GEN.029.024 Lavan cariyesi Zilpayı kızı Leanın hizmetine verdi.
29:25b.GEN.029.025 Sabah olunca Yakup bir de baktı ki, yanındaki Lea! Lavana, ‹‹Nedir bana bu yaptığın?›› dedi, ‹‹Ben Rahel için yanında çalışmadım mı? Niçin beni aldattın?››
29:26b.GEN.029.026 Lavan, ‹‹Bizim buralarda adettir. Büyük kız dururken küçük kız evlendirilmez›› dedi,
29:27b.GEN.029.027 ‹‹Bu bir haftayı tamamla, Raheli de sana veririz. Yalnız ona karşılık yedi yıl daha yanımda çalışacaksın.››
29:28b.GEN.029.028 Yakup kabul etti. Leayla bir hafta geçirdi. Sonra Lavan kızı Raheli de ona verdi.
29:29b.GEN.029.029 Cariyesi Bilhayı Rahelin hizmetine verdi.
29:30b.GEN.029.030 Yakup Rahelle de yattı. Onu Leadan çok sevdi. Lavana yedi yıl daha hizmet etti.
29:31b.GEN.029.031 RAB Leanın sevilmediğini görünce, çocuk sahibi olmasını sağladı. Oysa Rahel kısırdı.
29:32b.GEN.029.032 Lea hamile kalıp bir erkek çocuk doğurdu. Adını Ruben koydu. ‹‹Çünkü RAB mutsuzluğumu gördü›› dedi, ‹‹Kuşkusuz artık kocam beni sever.››
29:33b.GEN.029.033 Yine hamile kaldı ve bir erkek çocuk daha doğurdu. ‹‹RAB sevilmediğimi duyduğu için bana bu çocuğu verdi›› diyerek adını Şimon koydu.
29:34b.GEN.029.034 Üçüncü kez hamile kalıp bir daha erkek çocuk doğurdu. ‹‹Artık kocam bana bağlanacak›› dedi, ‹‹Çünkü ona üç erkek çocuk doğurdum.›› Onun için çocuğa Levi adı verildi.
29:35b.GEN.029.035 Dördüncü kez hamile kaldı ve bir erkek çocuk daha doğurdu. ‹‹Bu kez RAB'be övgüler sunacağım›› dedi. Onun için çocuğa Yahuda adını verdi. Bir süre doğum yapmadı.
30
30:1b.GEN.030.001 Rahel Yakupa çocuk doğuramayınca, ablasını kıskanmaya başladı. Yakupa, ‹‹Bana çocuk ver, yoksa öleceğim›› dedi.
30:2b.GEN.030.002 Yakup Rahele öfkelendi. ‹‹Çocuk sahibi olmanı Tanrı engelliyor. Ben Tanrı değilim ki!›› diye karşılık verdi.
30:3b.GEN.030.003 Rahel, ‹‹İşte cariyem Bilha›› dedi, ‹‹Onunla yat, benim için çocuk doğursun, ben de aile kurayım.››
30:4b.GEN.030.004 Rahel cariyesi Bilhayı eş olarak kocasına verdi. Yakup onunla yattı.
30:5b.GEN.030.005 Bilha hamile kalıp Yakupa bir erkek çocuk doğurdu.
30:6b.GEN.030.006 Rahel, ‹‹Tanrı beni haklı çıkardı›› dedi, ‹‹Yakarışımı duyup bana bir oğul verdi.›› Bu yüzden çocuğa Dan adını verdi.
30:7b.GEN.030.007 Rahelin cariyesi Bilha yine hamile kaldı ve Yakupa ikinci bir oğul doğurdu.
30:8b.GEN.030.008 Rahel, ‹‹Ablama karşı büyük savaşım verdim ve onu yendim›› diyerek çocuğa Naftalifç adını verdi.
30:9b.GEN.030.009 Lea artık doğum yapamadığını görünce, cariyesi Zilpayı Yakupa eş olarak verdi.
30:10b.GEN.030.010 Zilpa Yakupa bir erkek çocuk doğurdu.
30:11b.GEN.030.011 Lea, ‹‹Uğurum!›› diyerek çocuğa Gad adını verdi.
30:12b.GEN.030.012 Leanın cariyesi Zilpa Yakupa ikinci bir oğul doğurdu.
30:13b.GEN.030.013 Lea, ‹‹Mutluyum!›› dedi, ‹‹Kadınlar bana ‹Mutlu› diyecek.›› Ve çocuğa Aşer adını verdi.
30:14b.GEN.030.014 Ruben hasat mevsimi tarlaya gitti. Orada adamotu bulup annesi Leaya getirdi. Rahel Leaya, ‹‹Lütfen oğlunun getirdiği adamotundan bana da ver›› dedi. biçiminde köke sahip, yenildiğinde cinsel gücü artırdığına inanılan bir bitki.
30:15b.GEN.030.015 Lea, ‹‹Kocamı aldığın yetmez mi? Bir de oğlumun adamotunu mu istiyorsun?›› diye karşılık verdi. Rahel, ‹‹Öyle olsun›› dedi, ‹‹Oğlunun adamotuna karşılık kocam bu gece seninle yatsın.››
30:16b.GEN.030.016 Akşamleyin Yakup tarladan dönerken Lea onu karşılamaya gitti. Yakupa, ‹‹Benimle yatacaksın›› dedi, ‹‹Oğlumun adamotuna karşılık bu gece benimsin.›› Yakup o gece onunla yattı.
30:17b.GEN.030.017 Tanrı Leanın duasını işitti. Lea hamile kalıp Yakupa beşinci oğlunu doğurdu.
30:18b.GEN.030.018 ‹‹Cariyemi kocama verdiğim için Tanrı beni ödüllendirdi›› diyerek çocuğa İssakar adını verdi.
30:19b.GEN.030.019 Lea yine hamile kaldı ve Yakupa altıncı oğlunu doğurdu.
30:20b.GEN.030.020 ‹‹Tanrı bana iyi bir armağan verdi›› dedi, ‹‹Artık kocam bana değer verir. Çünkü ona altı erkek çocuk doğurdum.›› Ve çocuğa Zevulun adını verdi.
30:21b.GEN.030.021 Bir süre sonra Lea bir kız doğurdu ve adını Dina koydu.
30:22b.GEN.030.022 Tanrı Raheli anımsadı, onun duasını işiterek çocuk sahibi olmasını sağladı.
30:23b.GEN.030.023 Rahel hamile kaldı ve bir erkek çocuk doğurdu. ‹‹Tanrı utancımı kaldırdı. RAB bana bir oğul daha versin!›› diyerek çocuğa Yusuffı adını verdi.
30:25b.GEN.030.025 Rahel Yusufu doğurduktan sonra Yakup Lavana, ‹‹Beni gönder, evime, topraklarıma gideyim›› dedi,
30:26b.GEN.030.026 ‹‹Hizmetime karşılık karılarımı, çocuklarımı ver de gideyim. Sana nasıl hizmet ettiğimi biliyorsun.››
30:27b.GEN.030.027 Lavan, ‹‹Eğer benden hoşnutsan, burada kal›› dedi, ‹‹Çünkü fala bakarak anladım ki, RAB senin sayende beni kutsadı.
30:28b.GEN.030.028 Alacağın neyse söyle, ödeyeyim.››
30:29b.GEN.030.029 Yakup, ‹‹Sana nasıl hizmet ettiğimi, sürülerine nasıl baktığımı biliyorsun›› diye karşılık verdi,
30:30b.GEN.030.030 ‹‹Ben gelmeden önce malın azdı. Sayemde RAB seni kutsadı, malın gitgide arttı. Ya kendi evim için ne zaman çalışacağım?››
30:31b.GEN.030.031 Lavan, ‹‹Sana ne vereyim?›› diye sordu. Yakup, ‹‹Bana bir şey verme›› diye yanıtladı, ‹‹Eğer şu önerimi kabul edersen, yine sürünü güder, hayvanlarına bakarım:
30:32b.GEN.030.032 Bugün bütün sürülerini yoklayıp noktalı veya benekli koyunları, kara kuzuları, benekli veya noktalı keçileri ayırayım. Ücretim bu olsun.
30:33b.GEN.030.033 İleride bana verdiklerini denetlemeye geldiğinde, dürüst olup olmadığımı kolayca anlayabilirsin. Noktalı ve benekli olmayan keçilerim, kara olmayan kuzularım varsa, onları çalmışım demektir.››
30:34b.GEN.030.034 Lavan, ‹‹Kabul, söylediğin gibi olsun›› dedi.
30:35b.GEN.030.035 Ama o gün çizgili ve benekli tekeleri, noktalı ve benekli keçileri, beyaz keçilerin hepsini, bütün kara kuzuları ayırıp oğullarına teslim etti.
30:36b.GEN.030.036 Sonra Yakuptan üç günlük yol kadar uzaklaştı. Yakup Lavanın kalan sürüsünü gütmeye devam etti.
30:37b.GEN.030.037 Yakup aselbent, badem, çınar ağaçlarından taze dallar kesti. Dalları soyarak beyaz çentikler açtı.
30:38b.GEN.030.038 Soyduğu çubukları koyunların önüne, su içtikleri yalaklara koydu. Koyunlar su içmeye gelince çiftleşiyorlardı.
30:39b.GEN.030.039 Çubukların önünde çiftleşince çizgili, noktalı, benekli yavrular doğuruyorlardı.
30:40b.GEN.030.040 Yakup kuzuları ayırıp sürülerin yüzünü Lavanın çizgili, kara hayvanlarına döndürüyordu. Kendi sürülerini ayrı tutuyor, Lavanınkilerle karıştırmıyordu.
30:41b.GEN.030.041 Sürüdeki güçlü hayvanlar kızışınca, Yakup çubukları onların gözü önüne, yalaklara koyuyordu ki, çubukların yanında çiftleşsinler.
30:42b.GEN.030.042 Sürünün zayıf hayvanlarının önüneyse çubuk koymuyordu. Böylece zayıf hayvanları Lavan, güçlüleri Yakup aldı.
30:43b.GEN.030.043 Yakup alabildiğine zenginleşti. Çok sayıda sürü, erkek ve kadın köle, deve, eşek sahibi oldu.
31
31:1b.GEN.031.001 Lavanın oğulları, ‹‹Yakup babamızın sahip olduğu her şeyi aldı›› dediler, ‹‹Bütün varlığını babamıza ait şeylerden kazandı.›› Yakup bu sözleri duyunca,
31:2b.GEN.031.002 Lavanın kendisine karşı tutumunun eskisi gibi olmadığını anladı.
31:3b.GEN.031.003 RAB Yakupa, ‹‹Atalarının topraklarına, akrabalarının yanına dön›› dedi, ‹‹Seninle olacağım.››
31:4b.GEN.031.004 Bunun üzerine Yakup Rahelle Leayı sürüsünün bulunduğu kırlara çağırttı.
31:5b.GEN.031.005 Onlara, ‹‹Bakıyorum, babanız bana eskisi gibi davranmıyor›› dedi, ‹‹Ama babamın Tanrısı benimle birlikte.
31:6b.GEN.031.006 Var gücümle babanıza hizmet ettiğimi bilirsiniz.
31:7b.GEN.031.007 Ne yazık ki, babanız beni aldattı, ondan alacağımı on kez değiştirdi. Ama Tanrı bana kötülük etmesine izin vermedi.
31:8b.GEN.031.008 Lavan, ‹Ücret olarak noktalı hayvanları al› deyince, bütün sürü noktalı doğurdu. ‹Ücret olarak çizgili olanları al› deyince de bütün sürü çizgili doğurdu.
31:9b.GEN.031.009 Tanrı babanızın hayvanlarını aldı, bana verdi.
31:10b.GEN.031.010 ‹‹Sürülerin çiftleştiği mevsimde bir düş gördüm. Çiftleşen tekeler çizgili, noktalı, kırçıldı.
31:11b.GEN.031.011 Düşümde Tanrının meleği bana, ‹Yakup!› diye seslendi. ‹Buyur› dedim.
31:12b.GEN.031.012 Bana, ‹Bak, bütün çiftleşen tekeler çizgili, noktalı ve kırçıl› dedi, ‹Çünkü Lavanın sana yaptıklarının hepsini gördüm.
31:13b.GEN.031.013 Ben Beytelin Tanrısıyım. Hani orada bana anıt dikip meshetmiş, adak adamıştın. Kalk, bu ülkeden git, doğduğun ülkeye dön.› ››
31:14b.GEN.031.014 Rahelle Lea, ‹‹Babamızın evinde hâlâ payımız, mirasımız var mı?›› dediler,
31:15b.GEN.031.015 ‹‹Onun gözünde artık yabancı değil miyiz? Çünkü bizi sattı. Bizim için ödenen bedelin hepsini yedi.
31:16b.GEN.031.016 Tanrının babamızdan aldığı varlığın tümü bize ve çocuklarımıza aittir. Tanrı sana ne dediyse öyle yap.››
31:17b.GEN.031.017 Böylece Yakup çocuklarını, karılarını develere bindirdi.
31:18b.GEN.031.018 Bütün hayvanları önüne kattı; topladığı mallarla, Paddan-Aramda kazandığı hayvanlarla birlikte Kenan ülkesine, babası İshakın yanına gitmek üzere yola çıktı.
31:19b.GEN.031.019 Lavan koyunlarını kırkmaya gidince, Rahel babasının putlarını çaldı.
31:20b.GEN.031.020 Yakup da kaçacağını söylemeyerek Aramlı Lavanı kandırdı.
31:21b.GEN.031.021 Böylece kendisine ait her şeyi alıp kaçtı. Fırat Irmağını geçip Gilat dağlık bölgesine doğru gitti.
31:22b.GEN.031.022 Üçüncü gün Yakupun kaçtığını Lavana bildirdiler.
31:23b.GEN.031.023 Lavan yakınlarını yanına alıp Yakupun peşine düştü. Yedi gün sonra Gilat dağlık bölgesinde ona yetişti.
31:24b.GEN.031.024 O gece Tanrı Aramlı Lavanın düşüne girerek ona, ‹‹Dikkatli ol!›› dedi, ‹‹Yakupa ne iyi, ne kötü bir şey söyle.››
31:25b.GEN.031.025 Lavan Yakupa yetişti. Yakup çadırını Gilat dağlık bölgesine kurmuştu. Lavan da yakınlarıyla birlikte çadırını aynı yere kurdu.
31:26b.GEN.031.026 Yakupa, ‹‹Nedir bu yaptığın?›› dedi, ‹‹Beni aldattın. Kızlarımı alıp savaş tutsağı gibi götürdün.
31:27b.GEN.031.027 Neden gizlice kaçtın? Neden beni aldattın? Niçin bana söylemedin? Seni sevinçle, ezgilerle, tefle, lirle yolcu ederdim.
31:28b.GEN.031.028 Torunlarımla, kızlarımla öpüşüp vedalaşmama izin vermedin. Aptallık ettin.
31:29b.GEN.031.029 Size kötülük yapacak güçteyim, ama babanın Tanrısı dün gece bana, ‹Dikkatli ol!› dedi, ‹Yakupa ne iyi, ne kötü hiçbir şey söyleme.›
31:30b.GEN.031.030 Babanın evini çok özlediğin için bizden ayrıldın. Ama ilahlarımı niçin çaldın?››
31:31b.GEN.031.031 Yakup, ‹‹Korktum›› diye karşılık verdi, ‹‹Kızlarını zorla elimden alırsın diye düşündüm.
31:32b.GEN.031.032 İlahlarını kimde bulursan, o öldürülecektir. Yakınlarımızın önünde kendin ara, eşyalarımın arasında sana ait ne bulursan al.›› Yakup ilahları Rahelin çaldığını bilmiyordu.
31:33b.GEN.031.033 Lavan Yakupun, Leanın ve iki cariyenin çadırına baktıysa da ilahları bulamadı. Leanın çadırından çıkıp Rahelin çadırına girdi.
31:34b.GEN.031.034 Rahel çaldığı putları devesinin semerine koymuş, üzerine oturmuştu. Lavan çadırını didik didik aradıysa da putları bulamadı.
31:35b.GEN.031.035 Rahel babasına, ‹‹Efendim, huzurunda kalkamadığım için kızma, âdet görüyorum da›› dedi. Lavan her yeri aradıysa da, putları bulamadı.
31:36b.GEN.031.036 Yakup kendini tutamadı. Lavana çıkışarak, ‹‹Suçum ne?›› diye sordu, ‹‹Ne günah işledim ki böyle öfkeyle peşime takıldın?
31:37b.GEN.031.037 Bütün eşyalarımı aradın, kendine ait bir şey buldun mu? Varsa onu buraya, yakınlarımızın önüne koy. Onlar ikimiz hakkında karar versinler.
31:38b.GEN.031.038 Yirmi yıl yanında kaldım. Koyunların, keçilerin hiç düşük yapmadı. Sürülerinin içinden bir tek koç yemedim.
31:39b.GEN.031.039 Yabanıl hayvanların parçaladığını sana göstermedim, zararını ben çektim. Gece ya da gündüz çalınan her hayvanın karşılığını benden istedin.
31:40b.GEN.031.040 Öyle bir durumdaydım ki, gündüz sıcak, gece kırağı yedi bitirdi beni. Gözüme uyku girmedi.
31:41b.GEN.031.041 Yirmi yıl evinde böyle yaşadım. İki kızın için on dört yıl, sürün için altı yıl sana hizmet ettim. On kez alacağımı değiştirdin.
31:42b.GEN.031.042 Babamın ve İbrahimin Tanrısı, İshakın taptığı Tanrı benden yana olmasaydı, beni eli boş gönderecektin. Tanrı çektiğim zorluğu, verdiğim emeği gördü ve dün gece seni uyardı.›› de geçer.
31:43b.GEN.031.043 Lavan, ‹‹Kadınlar benim kızlarım, çocuklar benim çocuklarım, sürüler benim sürülerim›› diye karşılık verdi, ‹‹Burada gördüğün her şey bana ait. Kızlarıma ya da doğurdukları çocuklara bugün ne yapabilirim ki?
31:44b.GEN.031.044 Gel anlaşalım. Aramıza tanık koyalım.››
31:45b.GEN.031.045 Yakup bir taş alıp onu anıt olarak dikti.
31:46b.GEN.031.046 Yakınlarına, ‹‹Taş toplayın›› dedi. Adamlar topladıkları taşları bir yere yığdılar. Orada, yığının yanında yemek yediler.
31:47b.GEN.031.047 Lavan taş yığınına Yegar-Sahaduta, Yakup ise Galet adını verdi. ‹‹Tanıklık yığını›› anlamına gelir.
31:48b.GEN.031.048 Lavan, ‹‹Bu yığın bugün aramızda tanık olsun›› dedi. Bu yüzden yığına Galet adı verildi.
31:49b.GEN.031.049 Mispa diye de anılır. Çünkü Lavan, ‹‹Birbirimizden uzak olduğumuz zaman RAB aramızda gözcülük etsin›› dedi,
31:50b.GEN.031.050 ‹‹Eğer kızlarıma kötü davranır, başka kadınlarla evlenirsen, yanımızda kimse olmasa bile Tanrı tanık olacaktır.››
31:51b.GEN.031.051 Sonra, ‹‹İşte taş yığını, işte aramıza diktiğim anıt›› dedi,
31:52b.GEN.031.052 ‹‹Bu yığın ve anıt birer tanık olsun. Bu yığının ötesine geçip sana kötülük etmeyeceğim. Sen de bu yığını ve anıtı geçip bana kötülük etmeyeceksin.
31:53b.GEN.031.053 İbrahimin, Nahorun ve babalarının Tanrısı aramızda yargıç olsun.›› Yakup babası İshakın taptığı Tanrının adıyla ant içti.
31:54b.GEN.031.054 Sonra dağda kurban kesip yakınlarını yemeğe çağırdı. Yemeği yiyip geceyi dağda geçirdiler.
31:55b.GEN.031.055 Lavan sabah erkenden kalktı; torunlarını, kızlarını öpüp kutsadıktan sonra evine gitti.
32
32:1b.GEN.032.001 Yakup yoluna devam ederken, Tanrının melekleriyle karşılaştı.
32:2b.GEN.032.002 Onları görünce, ‹‹Tanrının ordugahı bu›› diyerek oraya Mahanayim adını verdi.
32:3b.GEN.032.003 Yakup Edom topraklarında, Seir ülkesinde yaşayan ağabeyi Esava önceden haberciler gönderdi.
32:4b.GEN.032.004 Onlara şu buyruğu verdi: ‹‹Efendim Esava şöyle deyin: Kulun Yakup diyor ki, ‹Şimdiye kadar Lavanın yanında konuk olarak kaldım.
32:5b.GEN.032.005 Öküzlere, eşeklere, davarlara, erkek ve kadın kölelere sahip oldum. Efendimi hoşnut etmek için önceden haber gönderiyorum.› ››
32:6b.GEN.032.006 Haberciler geri dönüp Yakupa, ‹‹Ağabeyin Esavın yanına gittik›› dediler, ‹‹Dört yüz adamla seni karşılamaya geliyor.››
32:7b.GEN.032.007 Yakup çok korktu, sıkıldı. Yanındaki adamları, davarları, sığırları, develeri iki gruba ayırdı.
32:8b.GEN.032.008 ‹‹Esav gelir, bir gruba saldırırsa, hiç değilse öteki grup kurtulur›› diye düşündü.
32:9b.GEN.032.009 Sonra şöyle dua etti: ‹‹Ey atam İbrahimin, babam İshakın Tanrısı RAB! Bana, ‹Ülkene, akrabalarının yanına dön, seni başarılı kılacağım› diye söz verdin.
32:10b.GEN.032.010 Bana gösterdiğin bunca iyiliğe, güvene layık değilim. Şeria Irmağını geçtiğimde değneğimden başka bir şeyim yoktu. Şimdi iki orduyla döndüm.
32:11b.GEN.032.011 Yalvarırım, beni ağabeyim Esavdan koru. Gelip bana, çocuklarla annelerine saldırmasından korkuyorum.
32:12b.GEN.032.012 ‹Seni kesinlikle başarılı kılacağım, soyunu denizin kumu gibi sayılamayacak kadar çoğaltacağım› diye söz vermiştin bana.››
32:13b.GEN.032.013 Yakup geceyi orada geçirdi. Birlikte getirdiği hayvanlardan ağabeyi Esava armağan olarak iki yüz keçi, yirmi teke, iki yüz koyun, yirmi koç, yavrularıyla birlikte otuz dişi deve, kırk inek, on boğa, yirmi dişi, on erkek eşek ayırdı.
32:16b.GEN.032.016 Bunları ayrı sürüler halinde kölelerine teslim ederek, ‹‹Önümden gidin, sürüler arasında boşluk bırakın›› dedi.
32:17b.GEN.032.017 Birinci köleye buyruk verdi: ‹‹Ağabeyim Esavla karşılaştığında, ‹Sahibin kim, nereye gidiyorsun? Önündeki bu hayvanlar kimin?› diye sorarsa,
32:18b.GEN.032.018 ‹Kulun Yakupun› diyeceksin, ‹Efendisi Esava armağan olarak gönderiyor. Kendisi de arkamızdan geliyor.› ››
32:19b.GEN.032.019 İkinci ve üçüncü köleye, sürülerin peşinden giden herkese aynı buyruğu verdi: ‹‹Esavla karşılaştığınızda aynı şeyleri söyleyeceksiniz.
32:20b.GEN.032.020 ‹Kulun Yakup arkamızdan geliyor› diyeceksiniz.›› ‹‹Önden göndereceğim armağanla onu yatıştırır, sonra kendisini görürüm. Belki beni bağışlar›› diye düşünüyordu.
32:21b.GEN.032.021 Böylece armağanı önden gönderip geceyi konakladığı yerde geçirdi.
32:22b.GEN.032.022 Yakup o gece kalktı; iki karısını, iki cariyesini, on bir oğlunu yanına alıp Yabbuk Irmağının sığ yerinden karşıya geçti.
32:23b.GEN.032.023 Onları geçirdikten sonra sahip olduğu her şeyi de karşıya geçirdi.
32:24b.GEN.032.024 Böylece Yakup arkada yalnız kaldı. Bir adam gün ağarıncaya kadar onunla güreşti.
32:25b.GEN.032.025 Yakupu yenemeyeceğini anlayınca, onun uyluk kemiğinin başına çarptı. Öyle ki, güreşirken Yakupun uyluk kemiği çıktı.
32:26b.GEN.032.026 Adam, ‹‹Bırak beni, gün ağarıyor›› dedi. Yakup, ‹‹Beni kutsamadıkça seni bırakmam›› diye yanıtladı.
32:27b.GEN.032.027 Adam, ‹‹Adın ne?›› diye sordu. ‹‹Yakup.››
32:28b.GEN.032.028 Adam, ‹‹Artık sana Yakup değil, İsrail denecek›› dedi, ‹‹Çünkü Tanrıyla, insanlarla güreşip yendin.››
32:29b.GEN.032.029 Yakup, ‹‹Lütfen adını söyler misin?›› diye sordu. Ama adam, ‹‹Neden adımı soruyorsun?›› dedi. Sonra Yakupu kutsadı.
32:30b.GEN.032.030 Yakup, ‹‹Tanrıyla yüzyüze görüştüm, ama canım bağışlandı›› diyerek oraya Peniel adını verdi.
32:31b.GEN.032.031 Yakup Penielden ayrılırken güneş doğdu. Uyluğundan ötürü aksıyordu.
32:32b.GEN.032.032 Bu nedenle İsrailliler bugün bile uyluk kemiğinin üzerindeki siniri yemezler. Çünkü Yakup'un uyluk kemiğinin başındaki sinire çarpılmıştı.
33
33:1b.GEN.033.001 Yakup baktı, Esav dört yüz adamıyla birlikte geliyor. Çocukları Leayla Rahele ve iki cariyeye teslim etti.
33:2b.GEN.033.002 Cariyelerle çocuklarını öne, Leayla çocuklarını arkaya, Rahelle Yusufu da en arkaya dizdi.
33:3b.GEN.033.003 Kendisi hepsinin önüne geçti. Ağabeyine yaklaşırken yedi kez yere kapandı.
33:4b.GEN.033.004 Ne var ki Esav koşarak onu karşıladı, kucaklayıp boynuna sarıldı, öptü. İkisi de ağlamaya başladı.
33:5b.GEN.033.005 Esav kadınlarla çocuklara baktı. ‹‹Kim bu yanındakiler?›› diye sordu. Yakup, ‹‹Tanrının kuluna lütfettiği çocuklar›› dedi.
33:6b.GEN.033.006 Cariyelerle yanlarındaki çocuklar yaklaşıp eğildiler.
33:7b.GEN.033.007 Ardından Lea çocuklarıyla birlikte yaklaşıp eğildi. En son da Yusufla Rahel yaklaşıp eğildi.
33:8b.GEN.033.008 Esav, ‹‹Karşılaştığım öbür topluluğun anlamı neydi?›› diye sordu. Yakup, ‹‹Efendimi hoşnut etmek için›› diye yanıtladı.
33:9b.GEN.033.009 Esav, ‹‹Benim yeterince malım var, kardeşim›› dedi, ‹‹Senin malın sana kalsın.››
33:10b.GEN.033.010 Yakup, ‹‹Olmaz, eğer sevgini kazandımsa, lütfen armağanımı kabul et›› diye karşılık verdi, ‹‹Senin yüzünü görmek Tanrının yüzünü görmek gibi. Çünkü beni kabul ettin.
33:11b.GEN.033.011 Lütfen sana gönderdiğim armağanı al. Tanrı bana öyle iyilik yaptı ki, her şeyim var.›› Armağanı kabul ettirinceye kadar diretti.
33:12b.GEN.033.012 Esav, ‹‹Haydi yolumuza devam edelim›› dedi, ‹‹Ben önünsıra gideceğim.››
33:13b.GEN.033.013 Yakup, ‹‹Efendim, bilirsin, çocuklar narindir›› dedi, ‹‹Yanımdaki koyunların, sığırların yavruları var. Hayvanları bir gün daha yürümeye zorlarsak hepsi ölür.
33:14b.GEN.033.014 Efendim, lütfen sen kulunun önünden git. Ben hayvanlarla çocuklara ayak uydurarak yavaş yavaş geleceğim. Seirde efendime yetişirim.››
33:15b.GEN.033.015 Esav, ‹‹Yanımdaki adamlardan birkaçını yanına vereyim›› dedi. Yakup, ‹‹Niçin?›› diye sordu, ‹‹Ben yalnızca seni hoşnut etmek istiyorum.››
33:16b.GEN.033.016 Esav o gün Seire dönmek üzere yola koyuldu.
33:17b.GEN.033.017 Yakupsa Sukkota gitti. Orada kendine ev, hayvanlarına barınaklar yaptı. Bu yüzden oraya Sukkot adını verdi.
33:18b.GEN.033.018 Yakup güvenlik içinde Paddan-Aramdan Kenan ülkesine, Şekem Kentine vardı. Kentin yakınında konakladı.
33:19b.GEN.033.019 Çadırını kurduğu arsayı Şekemin babası Hamorun oğullarından yüz parça gümüşefö aldı.
33:20b.GEN.033.020 Orada bir sunak kurarak El-Elohe-İsrail adını verdi. ağırlığı ve değeri bilinmeyen bir para birimiydi. gelir.
34
34:1b.GEN.034.001 Leayla Yakupun kızı Dina bir gün yöre kadınlarını ziyarete gitti.
34:2b.GEN.034.002 O bölgenin beyi Hivli Hamorun oğlu Şekem Dinayı görünce tutup ırzına geçti.
34:3b.GEN.034.003 Yakupun kızına gönlünü kaptırdı. Dinayı sevdi ve ona nazik davrandı.
34:4b.GEN.034.004 Babası Hamora, ‹‹Bu kızı bana eş olarak al›› dedi.
34:5b.GEN.034.005 Yakup kızı Dinanın kirletildiğini duyduğunda, oğulları kırda hayvanların başındaydı. Yakup onlar gelinceye kadar konuşmadı.
34:6b.GEN.034.006 Bu arada Şekemin babası Hamor konuşmak için Yakupun yanına gitti.
34:7b.GEN.034.007 Yakupun oğulları olayı duyar duymaz kırdan döndüler. Üzüntülü ve çok öfkeliydiler. Çünkü Şekem Yakupun kızıyla yatarak İsrailin onurunu kırmıştı. Böyle bir şey olmamalıydı.
34:8b.GEN.034.008 Hamor onlara, ‹‹Oğlum Şekemin gönlü kızınızda›› dedi, ‹‹Lütfen onu oğluma eş olarak verin.
34:9b.GEN.034.009 Bizimle akraba olun. Birbirimize kız verip kız alalım.
34:10b.GEN.034.010 Bizimle birlikte yaşayın. Ülke önünüzde, nereye isterseniz yerleşin, ticaret yapın, mülk edinin.››
34:11b.GEN.034.011 Şekem de Dinanın babasıyla kardeşlerine, ‹‹Bana bu iyiliği yapın, ne isterseniz veririm›› dedi,
34:12b.GEN.034.012 ‹‹Ne kadar başlık ve armağan isterseniz isteyin, dilediğiniz her şeyi vereceğim. Yeter ki, kızı bana eş olarak verin.››
34:13b.GEN.034.013 Kızkardeşleri Dinanın ırzına geçildiği için, Yakupun oğulları Şekemle babası Hamora aldatıcı bir yanıt verdiler.
34:14b.GEN.034.014 ‹‹Olmaz, kızkardeşimizi sünnetsiz bir adama veremeyiz›› dediler, ‹‹Bizim için utanç olur.
34:15b.GEN.034.015 Ancak şu koşulla kabul ederiz: Bütün erkekleriniz bizim gibi sünnet olursa,
34:16b.GEN.034.016 birbirimize kız verip kız alabiliriz. Sizinle birlikte yaşar, bir halk oluruz.
34:17b.GEN.034.017 Eğer kabul etmez, sünnet olmazsanız, kızımızı alır gideriz.››
34:18b.GEN.034.018 Bu öneri Hamorla oğlu Şekeme iyi göründü.
34:19b.GEN.034.019 Ailesinde en saygın kişi olan genç Şekem öneriyi yerine getirmekte gecikmedi. Çünkü Yakupun kızına aşıktı.
34:20b.GEN.034.020 Hamorla oğlu Şekem durumu kent halkına bildirmek için kentin kapısına gittiler.
34:21b.GEN.034.021 ‹‹Bu adamlar bize dostluk gösteriyor›› dediler, ‹‹Ülkemizde yaşasınlar, ticaret yapsınlar. Topraklarımız geniş, onlara da yeter, bize de. Birbirimize kız verip kız alabiliriz.
34:22b.GEN.034.022 Yalnız, şu koşulla bizimle birleşmeyi, birlikte yaşamayı kabul ediyorlar: Bizim erkeklerin de kendileri gibi sünnet olmasını istiyorlar.
34:23b.GEN.034.023 Böylece bütün sürüleri, malları, öbür hayvanları da bizim olur, değil mi? Gelin onlarla anlaşalım, bizimle birlikte yaşasınlar.››
34:24b.GEN.034.024 Kent kapısından geçen herkes Hamorla oğlu Şekemin söylediklerini kabul etti ve kentteki bütün erkekler sünnet oldu.
34:25b.GEN.034.025 Üçüncü gün erkekler daha sünnetin acısını çekerken, Yakupun oğullarından ikisi -Dinanın kardeşleri Şimonla Levi- kılıçlarını kuşanıp kuşku uyandırmadan kente girip bütün erkekleri kılıçtan geçirdiler.
34:26b.GEN.034.026 Hamorla oğlu Şekemi de öldürdüler. Dinayı Şekemin evinden alıp gittiler.
34:27b.GEN.034.027 Sonra Yakupun bütün oğulları cesetleri soyup kenti yağmaladılar. Çünkü kızkardeşlerini kirletmişlerdi.
34:28b.GEN.034.028 Kentteki ve kırdaki davarları, sığırları, eşekleri ele geçirdiler.
34:29b.GEN.034.029 Bütün mallarını, çocuklarını, kadınlarını aldılar, evlerindeki her şeyi yağmaladılar.
34:30b.GEN.034.030 Yakup, Şimonla Leviye, ‹‹Bu ülkede yaşayan Kenanlılarla Perizlileri bana düşman ettiniz, başımı belaya soktunuz›› dedi, ‹‹Sayıca azız. Eğer birleşir, bana saldırırlarsa, ailemle birlikte yok olurum.››
34:31b.GEN.034.031 Şimon'la Levi, ‹‹Kızkardeşimize bir fahişe gibi mi davranmalıydı?›› diye karşılık verdiler.
35
35:1b.GEN.035.001 Tanrı Yakupa, ‹‹Git, Beytele yerleş›› dedi, ‹‹Ağabeyin Esavdan kaçarken sana görünen Tanrıya orada bir sunak yap.››
35:2b.GEN.035.002 Yakup ailesine ve yanındakilere, ‹‹Yabancı ilahlarınızı atın›› dedi, ‹‹Kendinizi arındırıp giysilerinizi değiştirin.
35:3b.GEN.035.003 Beytele gidelim. Sıkıntı çektiğim günlerde yakarışımı duyan, gittiğim her yerde benimle birlikte olan Tanrıya orada bir sunak yapacağım.››
35:4b.GEN.035.004 Böylece herkes yabancı ilahlarını, kulaklarındaki küpeleri Yakupa verdi. Yakup bunları Şekem yakınlarında bir yabanıl fıstık ağacının altına gömdü.
35:5b.GEN.035.005 Sonra göçtüler. Çevre kentlerde yaşayan halk peşlerine düşmedi, çünkü hepsini Tanrı korkusu sarmıştı.
35:6b.GEN.035.006 Yakup adamlarıyla birlikte Kenan ülkesindeki Luz -Beytel- Kentine geldi.
35:7b.GEN.035.007 Bir sunak yaparak oraya El-Beytel adını verdi. Çünkü ağabeyinden kaçarken Tanrı orada kendisine görünmüştü.
35:8b.GEN.035.008 Rebekanın dadısı Debora ölünce Beytelin güneyindeki meşe ağacının altına gömüldü. Bu yüzden ağaca Allon-Bakut adı verildi.
35:9b.GEN.035.009 Yakup Paddan-Aramdan dönünce, Tanrı ona yine görünerek onu kutsadı.
35:10b.GEN.035.010 ‹‹Sana Yakup diyorlar, ama bundan böyle adın Yakup değil, İsrail olacak›› diyerek onun adını İsrailfş koydu.
35:11b.GEN.035.011 ‹‹Ben Her Şeye Gücü Yeten Tanrıyım›› dedi, ‹‹Verimli ol, çoğal. Senden bir ulus ve uluslar topluluğu doğacak. Kralların atası olacaksın.
35:12b.GEN.035.012 İbrahime, İshaka verdiğim toprakları sana verecek, senden sonra da soyuna bağışlayacağım.››
35:13b.GEN.035.013 Sonra Tanrı Yakuptan ayrılarak onunla konuştuğu yerden yukarı çekildi.
35:14b.GEN.035.014 Yakup Tanrının kendisiyle konuştuğu yere taş bir anıt dikti. Üzerine dökmelik sunu ve zeytinyağı döktü.
35:15b.GEN.035.015 Oraya, Tanrının kendisiyle konuştuğu yere Beytel adını verdi.
35:16b.GEN.035.016 Sonra Beytelden göçtüler. Efrata varmadan Rahel doğum yaptı. Doğum yaparken çok sancı çekti.
35:17b.GEN.035.017 O sancı çekerken, ebesi, ‹‹Korkma!›› dedi, ‹‹Bir oğlun daha oluyor.››
35:18b.GEN.035.018 Ama Rahel ölmek üzereydi. Can verirken oğlunun adını Ben-Oni koydu. Babası ise çocuğa Benyaminfü adını verdi. anlamına gelir.
35:19b.GEN.035.019 Rahel öldü ve Efrat -Beytlehem- yolunda gömüldü.
35:20b.GEN.035.020 Yakup Rahelin mezarına bir taş dikti. Bu mezar taşı bugüne kadar kaldı.
35:21b.GEN.035.021 İsrail yine göçtü ve Eder Kulesinin ötesinde konakladı.
35:22b.GEN.035.022 İsrail o bölgede yaşarken Ruben babasının cariyesi Bilhayla yattı. İsrail bunu duyunca çok kızdı. ‹‹Bunu duydu››.
35:23b.GEN.035.023 Yakupun on iki oğlu vardı. Leanın oğulları: Ruben -Yakupun ilk oğlu- Şimon, Levi, Yahuda, İssakar, Zevulun.
35:24b.GEN.035.024 Rahelin oğulları: Yusuf, Benyamin.
35:25b.GEN.035.025 Rahelin cariyesi Bilhanın oğulları: Dan, Naftali.
35:26b.GEN.035.026 Leanın cariyesi Zilpanın oğulları: Gad, Aşer. Yakupun Paddan-Aramda doğan oğulları bunlardır.
35:27b.GEN.035.027 Yakup, İshakla İbrahimin de yabancı olarak kalmış olduğu, bugün Hevron denen Kiryat-Arba yakınlarındaki Mamreye, babası İshakın yanına gitti.
35:28b.GEN.035.028 İshak yüz seksen yıl yaşadı.
35:29b.GEN.035.029 Kocamış, yaşama doymuş olarak son soluğunu verdi. Ölüp halkına kavuştu. Oğulları Esav'la Yakup onu gömdüler.
36
36:1b.GEN.036.001 Esavın, yani Edomun öyküsü:
36:2b.GEN.036.002 Esav şu Kenanlı kızlarla evlendi: Hititli Elonun kızı Âda; Hivli Sivonun torunu, Ânanın kızı Oholivama;
36:3b.GEN.036.003 Nevayotun kızkardeşi, İsmailin kızı Basemat.
36:4b.GEN.036.004 Âda Esava Elifazı, Basemat Reueli,
36:5b.GEN.036.005 Oholivama Yeuş, Yalam ve Korahı doğurdu. Esavın Kenan ülkesinde doğan oğulları bunlardı.
36:6b.GEN.036.006 Esav karılarını, oğullarını, kızlarını, evindeki bütün adamlarını, hayvanlarının hepsini, Kenan ülkesinde kazandığı malların tümünü alıp kardeşi Yakuptan ayrıldı, başka bir ülkeye gitti.
36:7b.GEN.036.007 Birlikte yaşayamayacak kadar çok malları vardı. Yabancı olarak yaşadıkları bu topraklar davarlarına yetmiyordu.
36:8b.GEN.036.008 Esav -Edom- Seir dağlık bölgesine yerleşti.
36:9b.GEN.036.009 Seir dağlık bölgesine yerleşen Edomluların atası Esavın soyu:
36:10b.GEN.036.010 Esavın oğullarının adları şunlardır: Esavın karılarından Âdanın oğlu Elifaz, Basematın oğlu Reuel.
36:11b.GEN.036.011 Elifazın oğulları: Teman, Omar, Sefo, Gatam, Kenaz.
36:12b.GEN.036.012 Timna Esavın oğlu Elifazın cariyesiydi. Elifaza Amaleki doğurdu. Bunlar Esavın karısı Âdanın torunlarıdır.
36:13b.GEN.036.013 Reuelin oğulları: Nahat, Zerah, Şamma, Mizza. Bunlar Esavın karısı Basematın torunlarıdır.
36:14b.GEN.036.014 Sivonun torunu ve Ânanın kızı olan Esavın karısı Oholivamanın Esava doğurduğu oğullar şunlardır: Yeuş, Yalam, Korah.
36:15b.GEN.036.015 Esavoğullarının boy beyleri şunlardır: Esavın ilk oğlu Elifazın oğulları: Teman, Omar, Sefo, Kenaz,
36:16b.GEN.036.016 Korah, Gatam, Amalek. Bunlar Edom ülkesinde Elifazın soyundan beylerdi ve Âdanın torunlarıydı.
36:17b.GEN.036.017 Esav oğlu Reuelin oğulları şunlardır: Nahat, Zerah, Şamma, Mizza. Bunlar Edom ülkesinde Reuelin soyundan gelen beylerdi ve Esavın karısı Basematın torunlarıydı.
36:18b.GEN.036.018 Esavın karısı Oholivamanın oğulları şunlardır: Yeuş, Yalam, Korah. Bunlar Ânanın kızı olan Esavın karısı Oholivamanın soyundan gelen beylerdi.
36:19b.GEN.036.019 Bunların hepsi Esavın -Edomun- oğullarıdır. Yukardakiler de onların beyleridir.
36:20b.GEN.036.020 Ülkede yaşayan Horlu Seirin oğulları şunlardı: Lotan, Şoval, Sivon, Âna,
36:21b.GEN.036.021 Dişon, Eser, Dişan. Seirin Edomda beylik eden Horlu oğulları bunlardı.
36:22b.GEN.036.022 Lotanın oğulları: Hori, Hemam. Timna Lotanın kızkardeşiydi.
36:23b.GEN.036.023 Şovalın oğulları: Alvan, Manahat, Eval, Şefo, Onam.
36:24b.GEN.036.024 Sivonun oğulları: Aya ve Âna. Babası Sivonun eşeklerini güderken çölde sıcak su kaynakları bulan Ânadır bu.
36:25b.GEN.036.025 Ânanın çocukları şunlardı: Dişon ve Ânanın kızı Oholivama.
36:26b.GEN.036.026 Dişonun oğulları şunlardı: Hemdan, Eşban, Yitran, Keran.
36:27b.GEN.036.027 Eserin oğulları şunlardı: Bilhan, Zaavan, Akan.
36:28b.GEN.036.028 Dişanın oğulları şunlardı: Ûs, Aran.
36:29b.GEN.036.029 Horlu boy beyleri şunlardı: Lotan, Şoval, Sivon, Âna,
36:30b.GEN.036.030 Dişon, Eser, Dişan. Seir ülkesindeki Horlu boy beyleri bunlardı.
36:31b.GEN.036.031 İsraillileri yöneten bir kralın olmadığı dönemde, Edomu şu krallar yönetti:
36:32b.GEN.036.032 Beor oğlu Bala Edom Kralı oldu. Kentinin adı Dinhavaydı.
36:33b.GEN.036.033 Bala ölünce, yerine Bosralı Zerah oğlu Yovav geçti.
36:34b.GEN.036.034 Yovav ölünce, Temanlılar ülkesinden Huşam kral oldu.
36:35b.GEN.036.035 Huşam ölünce, Midyanı Moav kırlarında bozguna uğratan Bedat oğlu Hadat kral oldu. Kentinin adı Avitti.
36:36b.GEN.036.036 Hadat ölünce, yerine Masrekalı Samla geçti.
36:37b.GEN.036.037 Samla ölünce, yerine Rehovot-Hannaharlı Şaul geçti.
36:38b.GEN.036.038 Şaul ölünce, yerine Akbor oğlu Baal-Hanan geçti.
36:39b.GEN.036.039 Akbor oğlu Baal-Hanan ölünce, yerine Hadat geçti. Kentinin adı Pauydu. Karısı, Me-Zahav kızı Matretin kızı Mehetaveldi.
36:40b.GEN.036.040 Boylarına ve bölgelerine göre Esavın soyundan gelen beylerin adları şunlardı: Timna, Alva, Yetet,
36:41b.GEN.036.041 Oholivama, Ela, Pinon,
36:42b.GEN.036.042 Kenaz, Teman, Mivsar,
36:43b.GEN.036.043 Magdiel, İram. Sahip oldukları ülkede yaşadıkları yerlere adlarını veren Edom beyleri bunlardı. Edomlular'ın atası Esav'dı.
37
37:1b.GEN.037.001 Yakup babasının yabancı olarak kalmış olduğu Kenan ülkesinde yaşadı.
37:2b.GEN.037.002 Yakup soyunun öyküsü: Yusuf on yedi yaşında bir gençti. Babasının karıları Bilha ve Zilpadan olan üvey kardeşleriyle birlikte sürü güdüyordu. Kardeşlerinin yaptığı kötülükleri babasına ulaştırırdı.
37:3b.GEN.037.003 İsrail Yusufu öbür oğullarının hepsinden çok severdi. Çünkü Yusuf onun yaşlılığında doğmuştu. Yusufa uzun, renkli bir giysi yaptırmıştı.
37:4b.GEN.037.004 Yusufun kardeşleri babalarının onu kendilerinden çok sevdiğini görünce, ondan nefret ettiler. Yusufa tatlı söz söylemez oldular.
37:5b.GEN.037.005 Yusuf bir düş gördü. Bunu kardeşlerine anlatınca, ondan daha çok nefret ettiler.
37:6b.GEN.037.006 Yusuf, ‹‹Lütfen gördüğüm düşü dinleyin!›› dedi,
37:7b.GEN.037.007 ‹‹Tarlada demet bağlıyorduk. Ansızın benim demetim kalkıp dikildi. Sizinkilerse, çevresine toplanıp önünde eğildiler.››
37:8b.GEN.037.008 Kardeşleri, ‹‹Başımıza kral mı olacaksın? Bizi sen mi yöneteceksin?›› dediler. Düşlerinden, söylediklerinden ötürü ondan büsbütün nefret ettiler.
37:9b.GEN.037.009 Yusuf bir düş daha görüp kardeşlerine anlattı. ‹‹Dinleyin, bir düş daha gördüm›› dedi, ‹‹Güneş, ay ve on bir yıldız önümde eğildiler.››
37:10b.GEN.037.010 Yusuf babasıyla kardeşlerine bu düşü anlatınca, babası onu azarladı: ‹‹Ne biçim düş bu?›› dedi, ‹‹Ben, annen, kardeşlerin gelip önünde yere mi eğileceğiz yani?››
37:11b.GEN.037.011 Kardeşleri Yusufu kıskanıyordu, ama bu olay babasının aklına takıldı.
37:12b.GEN.037.012 Bir gün Yusufun kardeşleri babalarının sürüsünü gütmek için Şekeme gittiler.
37:13b.GEN.037.013 İsrail Yusufa, ‹‹Kardeşlerin Şekemde sürü güdüyorlar›› dedi, ‹‹Gel seni de onların yanına göndereyim.›› Yusuf, ‹‹Hazırım›› diye yanıtladı.
37:14b.GEN.037.014 Babası, ‹‹Git kardeşlerine ve sürüye bak›› dedi, ‹‹Her şey yolunda mı, değil mi, bana haber getir.›› Böylece onu Hevron Vadisinden gönderdi. Yusuf Şekeme vardı.
37:15b.GEN.037.015 Kırda dolaşırken bir adam onu görüp, ‹‹Ne arıyorsun?›› diye sordu.
37:16b.GEN.037.016 Yusuf, ‹‹Kardeşlerimi arıyorum›› diye yanıtladı, ‹‹Buralarda sürü güdüyorlar. Nerede olduklarını biliyor musun?››
37:17b.GEN.037.017 Adam, ‹‹Buradan ayrıldılar›› dedi, ‹‹ ‹Dotana gidelim› dediklerini duydum.›› Böylece Yusuf kardeşlerinin peşinden gitti ve Dotanda onları buldu.
37:18b.GEN.037.018 Kardeşleri onu uzaktan gördüler. Yusuf yanlarına varmadan, onu öldürmek için düzen kurdular.
37:19b.GEN.037.019 Birbirlerine, ‹‹İşte düş hastası geliyor›› dediler,
37:20b.GEN.037.020 ‹‹Hadi onu öldürüp kuyulardan birine atalım. Yabanıl bir hayvan yedi deriz. Bakalım o zaman düşleri ne olacak!››
37:21b.GEN.037.021 Ruben bunu duyunca Yusufu kurtarmaya çalıştı: ‹‹Canına kıymayın›› dedi,
37:22b.GEN.037.022 ‹‹Kan dökmeyin. Onu şu ıssız yerdeki kuyuya atın, ama kendisine dokunmayın.›› Amacı Yusufu kurtarıp babasına geri götürmekti.
37:23b.GEN.037.023 Yusuf yanlarına varınca, kardeşleri sırtındaki renkli uzun giysiyi çekip çıkardılar
37:24b.GEN.037.024 ve onu susuz, boş bir kuyuya attılar.
37:25b.GEN.037.025 Yemek yemek için oturduklarında, Gilat yönünden bir İsmaili kervanının geldiğini gördüler. Develeri kitre, pelesenk, laden yüklüydü. Mısıra gidiyorlardı.
37:26b.GEN.037.026 Yahuda, kardeşlerine, ‹‹Kardeşimizi öldürür, suçumuzu gizlersek ne kazanırız?›› dedi,
37:27b.GEN.037.027 ‹‹Gelin onu İsmaililere satalım. Böylece canına dokunmamış oluruz. Çünkü o kardeşimizdir, aynı kanı taşıyoruz.›› Kardeşleri kabul etti.
37:28b.GEN.037.028 Midyanlı tüccarlar oradan geçerken, kardeşleri Yusufu kuyudan çekip çıkardılar, yirmi gümüşe İsmaililere sattılar. İsmaililer Yusufu Mısıra götürdüler.
37:29b.GEN.037.029 Kuyuya geri dönen Ruben Yusufu orada göremeyince üzüntüden giysilerini yırttı.
37:30b.GEN.037.030 Kardeşlerinin yanına gidip, ‹‹Çocuk orada yok›› dedi, ‹‹Ne yapacağım şimdi ben?››
37:31b.GEN.037.031 Bunun üzerine bir teke keserek Yusufun renkli uzun giysisini kanına buladılar.
37:32b.GEN.037.032 Giysiyi babalarına götürerek, ‹‹Bunu bulduk›› dediler, ‹‹Bak, bakalım, oğlunun mu, değil mi?››
37:33b.GEN.037.033 Yakup giysiyi tanıdı, ‹‹Evet, bu oğlumun giysisi›› dedi, ‹‹Onu yabanıl bir hayvan yemiş olmalı. Yusufu parçalamış olsa gerek.››
37:34b.GEN.037.034 Yakup üzüntüden giysilerini yırttı, beline çul sardı, oğlu için uzun süre yas tuttu.
37:35b.GEN.037.035 Bütün oğulları, kızları onu avutmaya çalıştılarsa da o avunmak istemedi. ‹‹Oğlumun yanına, ölüler diyarına yas tutarak gideceğim›› diyerek oğlu için ağlamaya devam etti.
37:36b.GEN.037.036 Bu arada Midyanlılar da Yusuf'u Mısır'da firavunun bir görevlisine, muhafız birliği komutanı Potifar'a sattılar.
38
38:1b.GEN.038.001 O sıralarda Yahuda kardeşlerinden ayrılarak Adullamlı Hira adında bir adamın yanına gitti.
38:2b.GEN.038.002 Orada Kenanlı bir kızla karşılaştı. Kızın babasının adı Şuaydı. Yahuda kızla evlendi.
38:3b.GEN.038.003 Kadın hamile kaldı ve bir erkek çocuk doğurdu. Yahuda ona Er adını verdi.
38:4b.GEN.038.004 Kadın yine hamile kaldı, bir erkek çocuk daha doğurdu, adını Onan koydu.
38:5b.GEN.038.005 Yine bir erkek çocuk doğurdu, adını Şela koydu. Şela doğduğu zaman Yahuda Kezivdeydi.
38:6b.GEN.038.006 Yahuda ilk oğlu Er için bir kadın aldı. Kadının adı Tamardı.
38:7b.GEN.038.007 Yahudanın ilk oğlu Er, RABbin gözünde kötüydü. Bu yüzden RAB onu öldürdü.
38:8b.GEN.038.008 Yahuda Onana, ‹‹Kardeşinin karısıyla evlen›› dedi, ‹‹Kayınbiraderlik görevini yap. Kardeşinin soyunu sürdür.››
38:9b.GEN.038.009 Ama Onan doğacak çocukların kendisine ait olmayacağını biliyordu. Bu yüzden ne zaman kardeşinin karısıyla yatsa, kardeşine soy yetiştirmemek için menisini yere boşaltıyordu.
38:10b.GEN.038.010 Bu yaptığı RABbin gözünde kötüydü. Bu yüzden RAB onu da öldürdü.
38:11b.GEN.038.011 Bunun üzerine Yahuda, gelini Tamara, ‹‹Babanın evine dön›› dedi, ‹‹Oğlum Şela büyüyünceye kadar orada dul olarak yaşa.›› Yahuda, ‹‹Şela da kardeşleri gibi ölebilir›› diye düşünüyordu. Böylece Tamar babasının evine döndü.
38:12b.GEN.038.012 Uzun süre sonra Şuanın kızı olan Yahudanın karısı öldü. Yahuda yası bittikten sonra arkadaşı Adullamlı Hirayla birlikte Timnaya, sürüsünü kırkanların yanına gitti.
38:13b.GEN.038.013 Tamara, ‹‹Kayınbaban sürüsünü kırkmak için Timnaya gidiyor›› diye haber verdiler.
38:14b.GEN.038.014 Tamar üzerindeki dul giysilerini çıkardı. Peçesini örttü, sarınıp Timna yolu üzerindeki Enayim Kapısında oturdu. Çünkü Şela büyüdüğü halde onunla evlenmesine izin verilmediğini görmüştü.
38:15b.GEN.038.015 Yahuda onu görünce fahişe sandı. Çünkü yüzü örtülüydü.
38:16b.GEN.038.016 Yolun kenarına, ona doğru seğirterek, kendi gelini olduğunu bilmeden, ‹‹Hadi gel, seninle yatmak istiyorum›› dedi. Tamar, ‹‹Seninle yatarsam, bana ne vereceksin?›› diye sordu.
38:17b.GEN.038.017 Yahuda, ‹‹Sürümden sana bir oğlak göndereyim›› dedi. Tamar, ‹‹Oğlağı gönderinceye kadar rehin olarak bana bir şey verebilir misin?›› dedi.
38:18b.GEN.038.018 Yahuda, ‹‹Ne vereyim?›› diye sordu. Tamar, ‹‹Mührünü, kaytanını ve elindeki değneği›› diye yanıtladı. Yahuda bunları verip onunla yattı. Tamar hamile kaldı.
38:19b.GEN.038.019 Gidip peçesini çıkardı, yine dul giysilerini giydi.
38:20b.GEN.038.020 Bu arada Yahuda rehin bıraktığı eşyaları geri almak için Adullamlı arkadaşıyla kadına bir oğlak gönderdi. Ne var ki arkadaşı kadını bulamadı.
38:21b.GEN.038.021 O çevrede yaşayanlara, ‹‹Enayimde, yol kenarında bir fahişe vardı, nerede o?›› diye sordu. ‹‹Burada öyle bir kadın yok›› diye karşılık verdiler.
38:22b.GEN.038.022 Bunun üzerine Yahudanın yanına dönerek, ‹‹Kadını bulamadım›› dedi, ‹‹O çevrede yaşayanlar da ‹Burada fahişe yok› dediler.››
38:23b.GEN.038.023 Yahuda, ‹‹Varsın eşyalar onun olsun›› dedi, ‹‹Kimseyi kendimize güldürmeyelim. Ben oğlağı gönderdim, ama sen kadını bulamadın.››
38:24b.GEN.038.024 Yaklaşık üç ay sonra Yahudaya, ‹‹Gelinin Tamar zina etmiş, şu anda hamile›› diye haber verdiler. Yahuda, ‹‹Onu dışarıya çıkarıp yakın›› dedi.
38:25b.GEN.038.025 Tamar dışarı çıkarılınca, kayınbabasına, ‹‹Ben bu eşyaların sahibinden hamile kaldım›› diye haber gönderdi, ‹‹Lütfen şunlara bak. Bu mühür, kaytan, değnek kime ait?››
38:26b.GEN.038.026 Yahuda eşyaları tanıdı. ‹‹O benden daha doğru bir kişi›› dedi, ‹‹Çünkü onu oğlum Şelaya almadım.›› Bir daha onunla yatmadı.
38:27b.GEN.038.027 Doğum vakti gelince Tamarın rahminde ikiz olduğu anlaşıldı.
38:28b.GEN.038.028 Doğum yaparken ikizlerden biri elini dışarı çıkardı. Ebe çocuğun elini yakalayıp bileğine kırmızı bir iplik bağladı, ‹‹Bu önce doğdu›› dedi.
38:29b.GEN.038.029 Ne var ki, çocuk elini içeri çekti, o sırada da kardeşi doğdu. Ebe, ‹‹Kendine böyle mi gedik açtın?›› dedi. Bu yüzden çocuğa Peres adı kondu.
38:30b.GEN.038.030 Sonra bileğine kırmızı iplik bağlı kardeşi doğdu. Ona da Zerah adı verildi.
39
39:1b.GEN.039.001 İsmaililer Yusufu Mısıra götürmüştü. Firavunun görevlisi, muhafız birliği komutanı Mısırlı Potifar onu İsmaililerden satın almıştı.
39:2b.GEN.039.002 RAB Yusufla birlikteydi ve onu başarılı kılıyordu. Yusuf Mısırlı efendisinin evinde kalıyordu.
39:3b.GEN.039.003 Efendisi RABbin Yusufla birlikte olduğunu, yaptığı her işte onu başarılı kıldığını gördü.
39:4b.GEN.039.004 Yusuftan hoşnut kalarak onu özel hizmetine aldı. Evinin ve sahip olduğu her şeyin sorumluluğunu ona verdi.
39:5b.GEN.039.005 Yusufu evinin ve sahip olduğu her şeyin sorumlusu atadığı andan itibaren RAB Yusuf sayesinde Potifarın evini kutsadı. Evini, tarlasını, kendisine ait her şeyi bereketli kıldı.
39:6b.GEN.039.006 Potifar sahip olduğu her şeyin sorumluluğunu Yusufa verdi; yediği yemek dışında hiçbir şeyle ilgilenmedi. Yusuf güzel yapılı, yakışıklıydı.
39:7b.GEN.039.007 Bir süre sonra efendisinin karısı ona göz koyarak, ‹‹Benimle yat›› dedi.
39:8b.GEN.039.008 Ama Yusuf reddetti. ‹‹Ben burada olduğum için efendim evdeki hiçbir şeyle ilgilenme gereğini duymuyor›› dedi, ‹‹Sahip olduğu her şeyin yönetimini bana verdi.
39:9b.GEN.039.009 Bu evde ben de onun kadar yetkiliyim. Senin dışında hiçbir şeyi benden esirgemedi. Sen onun karısısın. Nasıl böyle bir kötülük yapar, Tanrıya karşı günah işlerim?››
39:10b.GEN.039.010 Potifarın karısı her gün kendisiyle yatması ya da birlikte olması için direttiyse de, Yusuf onun isteğini kabul etmedi.
39:11b.GEN.039.011 Bir gün Yusuf olağan işlerini yapmak üzere eve gitti. İçerde ev halkından hiç kimse yoktu.
39:12b.GEN.039.012 Potifarın karısı Yusufun giysisini tutarak, ‹‹Benimle yat›› dedi. Ama Yusuf giysisini onun elinde bırakıp evden dışarı kaçtı.
39:13b.GEN.039.013 Kadın Yusufun giysisini bırakıp kaçtığını görünce,
39:14b.GEN.039.014 uşaklarını çağırdı. ‹‹Bakın şuna!›› dedi, ‹‹Kocamın getirdiği bu İbrani bizi rezil etti. Yanıma geldi, benimle yatmak istedi. Ben de bağırdım.
39:15b.GEN.039.015 Bağırdığımı duyunca giysisini yanımda bırakıp dışarı kaçtı.››
39:16b.GEN.039.016 Efendisi eve gelinceye kadar Yusufun giysisini yanında alıkoydu.
39:17b.GEN.039.017 Ona da aynı şeyleri anlattı: ‹‹Buraya getirdiğin İbrani köle yanıma gelip beni aşağılamak istedi.
39:18b.GEN.039.018 Ama ben bağırınca giysisini yanımda bırakıp kaçtı.››
39:19b.GEN.039.019 Karısının, ‹‹Kölen bana böyle yaptı›› diyerek anlattıklarını duyunca, Yusufun efendisinin öfkesi tepesine çıktı.
39:20b.GEN.039.020 Yusufu yakalayıp zindana, kralın tutsaklarının bağlı olduğu yere attı. Ama Yusuf zindandayken
39:21b.GEN.039.021 RAB onunla birlikteydi. Ona iyilik etti. Zindancıbaşı Yusuftan hoşnut kaldı.
39:22b.GEN.039.022 Bütün tutsakların yönetimini ona verdi. Zindanda olup biten her şeyden Yusuf sorumluydu.
39:23b.GEN.039.023 Zindancıbaşı Yusuf'un sorumlu olduğu işlerle hiç ilgilenmezdi. Çünkü RAB Yusuf'la birlikteydi ve yaptığı her işte onu başarılı kılıyordu.
40
40:1b.GEN.040.001 Bir süre sonra Mısır Kralının sakisiyle fırıncısı efendilerini gücendirdiler.
40:2b.GEN.040.002 Firavun bu iki görevlisine, baş sakiyle fırıncıbaşına öfkelendi.
40:3b.GEN.040.003 Onları muhafız birliği komutanının evinde, Yusufun tutsak olduğu zindanda göz altına aldı.
40:4b.GEN.040.004 Muhafız birliği komutanı Yusufu onların hizmetine atadı. Bir süre zindanda kaldılar.
40:5b.GEN.040.005 Firavunun sakisiyle fırıncısı tutsak oldukları zindanda aynı gece birer düş gördüler. Düşleri farklı anlamlar taşıyordu.
40:6b.GEN.040.006 Sabah Yusuf yanlarına gittiğinde, onları tedirgin gördü.
40:7b.GEN.040.007 Efendisinin evinde, kendisiyle birlikte zindanda kalan firavunun görevlilerine, ‹‹Niçin suratınız asık bugün?›› diye sordu.
40:8b.GEN.040.008 ‹‹Düş gördük ama yorumlayacak kimse yok›› dediler. Yusuf, ‹‹Yorum Tanrıya özgü değil mi?›› dedi, ‹‹Lütfen düşünüzü bana anlatın.››
40:9b.GEN.040.009 Baş saki düşünü Yusufa anlattı: ‹‹Düşümde önümde bir asma gördüm.
40:10b.GEN.040.010 Üç çubuğu vardı. Tomurcuklar açar açmaz çiçeklendi, salkım salkım üzüm verdi.
40:11b.GEN.040.011 Firavunun kâsesi elimdeydi. Üzümleri alıp firavunun kâsesine sıktım. Sonra kâseyi ona verdim.››
40:12b.GEN.040.012 Yusuf, ‹‹Bu şu anlama gelir›› dedi, ‹‹Üç çubuk üç gün demektir.
40:13b.GEN.040.013 Üç gün içinde firavun seni zindandan çıkaracak, yine eski görevine döneceksin. Geçmişte olduğu gibi yine ona sakilik yapacaksın.
40:14b.GEN.040.014 Ama her şey yolunda giderse, lütfen beni anımsa. Bir iyilik yap, firavuna benden söz et. Çıkar beni bu zindandan.
40:15b.GEN.040.015 Çünkü ben İbrani ülkesinden zorla kaçırıldım. Burada da zindana atılacak bir şey yapmadım.››
40:16b.GEN.040.016 Fırıncıbaşı bu iyi yorumu duyunca, Yusufa, ‹‹Ben de bir düş gördüm›› dedi, ‹‹Başımın üstünde üç sepet beyaz ekmek vardı.
40:17b.GEN.040.017 En üstteki sepette firavun için pişirilmiş çeşitli pastalar vardı. Kuşlar başımın üstündeki sepetten pastaları yiyorlardı.››
40:18b.GEN.040.018 Yusuf, ‹‹Bu şu anlama gelir›› dedi, ‹‹Üç sepet üç gün demektir.
40:19b.GEN.040.019 Üç gün içinde firavun seni zindandan çıkarıp ağaca asacak. Kuşlar etini yiyecekler.››
40:20b.GEN.040.020 Üç gün sonra, firavun doğum gününde bütün görevlilerine bir şölen verdi. Görevlilerinin önünde baş sakisiyle fırıncıbaşını zindandan çıkardı.
40:21b.GEN.040.021 Yusufun yaptığı yoruma uygun olarak baş sakisini eski görevine atadı. Baş saki firavuna şarap sunmaya başladı. Ama firavun fırıncıbaşını astırdı.
40:23b.GEN.040.023 Gelgelelim, baş saki Yusuf'u anımsamadı, unuttu gitti.
41
41:1b.GEN.041.001 Tam iki yıl sonra firavun bir düş gördü: Nil Irmağının kıyısında duruyordu.
41:2b.GEN.041.002 Irmaktan güzel ve semiz yedi inek çıktı. Sazlar arasında otlamaya başladılar.
41:3b.GEN.041.003 Sonra yedi çirkin ve cılız inek çıktı. Irmağın kıyısında öbür ineklerin yanında durdular.
41:4b.GEN.041.004 Çirkin ve cılız inekler güzel ve semiz yedi ineği yiyince, firavun uyandı.
41:5b.GEN.041.005 Yine uykuya daldı, bu kez başka bir düş gördü: Bir sapta yedi güzel ve dolgun başak bitti.
41:6b.GEN.041.006 Sonra, cılız ve doğu rüzgarıyla kavrulmuş yedi başak daha bitti.
41:7b.GEN.041.007 Cılız başaklar, yedi güzel ve dolgun başağı yuttular. Firavun uyandı, düş gördüğünü anladı.
41:8b.GEN.041.008 Sabah uyandığında kaygılıydı. Bütün Mısırlı büyücüleri, bilgeleri çağırttı. Onlara gördüğü düşleri anlattı. Ama hiçbiri firavunun düşlerini yorumlayamadı.
41:9b.GEN.041.009 Bu arada baş saki firavuna, ‹‹Bugün suçumu itiraf etmeliyim›› dedi,
41:10b.GEN.041.010 ‹‹Kullarına -bana ve fırıncıbaşına- öfkelenince bizi zindana, muhafız birliği komutanının evine kapattın.
41:11b.GEN.041.011 Bir gece ikimiz de düş gördük. Düşlerimiz farklı anlamlar taşıyordu.
41:12b.GEN.041.012 Orada bizimle birlikte muhafız birliği komutanının kölesi İbrani bir genç vardı. Gördüğümüz düşleri ona anlattık. Bize bir bir yorumladı.
41:13b.GEN.041.013 Her şey onun yorumladığı gibi çıktı: Ben görevime döndüm, fırıncıbaşıysa asıldı.››
41:14b.GEN.041.014 Firavun Yusufu çağırttı. Hemen onu zindandan çıkardılar. Yusuf tıraş olup giysilerini değiştirdikten sonra firavunun huzuruna çıktı.
41:15b.GEN.041.015 Firavun Yusufa, ‹‹Bir düş gördüm›› dedi, ‹‹Ama kimse yorumlayamadı. Duyduğun her düşü yorumlayabildiğini işittim.››
41:16b.GEN.041.016 Yusuf, ‹‹Ben yorumlayamam›› dedi, ‹‹Firavuna en uygun yorumu Tanrı yapacaktır.››
41:17b.GEN.041.017 Firavun Yusufa anlatmaya başladı: ‹‹Düşümde bir ırmak kıyısında duruyordum.
41:18b.GEN.041.018 Irmaktan semiz ve güzel yedi inek çıktı. Sazlar arasında otlamaya başladılar.
41:19b.GEN.041.019 Sonra arık, çirkin, cılız yedi inek daha çıktı. Mısırda onlar kadar çirkin inek görmedim.
41:20b.GEN.041.020 Cılız ve çirkin inekler ilk çıkan yedi semiz ineği yedi.
41:21b.GEN.041.021 Ancak kötü görünüşleri değişmedi. Sanki bir şey yememiş gibi görünüyorlardı. Sonra uyandım.
41:22b.GEN.041.022 ‹‹Bir de düşümde bir sapta dolgun ve güzel yedi başak bittiğini gördüm.
41:23b.GEN.041.023 Sonra solgun, cılız, doğu rüzgarının kavurduğu yedi başak daha bitti.
41:24b.GEN.041.024 Cılız başaklar yedi güzel başağı yuttular. Büyücülere bunu anlattım. Ama hiçbiri yorumlayamadı.››
41:25b.GEN.041.025 Yusuf, ‹‹Efendim, iki düş de aynı anlamı taşıyor›› dedi, ‹‹Tanrı ne yapacağını sana bildirmiş.
41:26b.GEN.041.026 Yedi güzel inek yedi yıl demektir. Yedi güzel başak da yedi yıldır. Aynı anlama geliyor.
41:27b.GEN.041.027 Daha sonra çıkan yedi cılız, çirkin inek ve doğu rüzgarının kavurduğu yedi solgun başaksa yedi yıl kıtlık olacağı anlamına gelir.
41:28b.GEN.041.028 ‹‹Söylediğim gibi, Tanrı ne yapacağını sana göstermiş.
41:29b.GEN.041.029 Mısırda yedi yıl bolluk olacak.
41:30b.GEN.041.030 Sonra yedi yıl öyle bir kıtlık olacak ki, bolluk yılları hiç anımsanmayacak. Çünkü kıtlık ülkeyi kasıp kavuracak.
41:31b.GEN.041.031 Ardından gelen kıtlık bolluğu unutturacak, çünkü çok şiddetli olacak.
41:32b.GEN.041.032 Bu konuda iki kez düş görmenin anlamı, Tanrının kesin kararını verdiğini ve en kısa zamanda uygulayacağını gösteriyor.
41:33b.GEN.041.033 ‹‹Şimdi firavunun akıllı, bilgili bir adam bulup onu Mısırın başına getirmesi gerekir.
41:34b.GEN.041.034 Ülke çapında adamlar görevlendirmeli, bunlar yedi bolluk yılı boyunca ürünlerin beşte birini toplamalı.
41:35b.GEN.041.035 Gelecek verimli yılların bütün yiyeceğini toplasınlar, firavunun yönetimi altında kentlerde depolayıp korusunlar.
41:36b.GEN.041.036 Bu yiyecek, gelecek yedi kıtlık yılı boyunca Mısırda ihtiyat olarak kullanılacak, ülke kıtlıktan kırılmayacak.››
41:37b.GEN.041.037 Bu öneri firavunla görevlilerine iyi göründü.
41:38b.GEN.041.038 Firavun görevlilerine, ‹‹Bu adam gibi Tanrı Ruhuna sahip birini bulabilir miyiz?›› diye sordu.
41:39b.GEN.041.039 Sonra Yusufa, ‹‹Madem Tanrı bütün bunları sana açıkladı, senden daha akıllısı, bilgilisi yoktur›› dedi,
41:40b.GEN.041.040 ‹‹Sarayımın yönetimini sana vereceğim. Bütün halkım buyruklarına uyacak. Tahttan başka senden üstünlüğüm olmayacak.
41:41b.GEN.041.041 Seni bütün Mısıra yönetici atıyorum.››
41:42b.GEN.041.042 Sonra mührünü parmağından çıkarıp Yusufun parmağına taktı. Ona ince ketenden giysi giydirdi. Boynuna altın zincir taktı.
41:43b.GEN.041.043 Onu kendi yardımcısının arabasına bindirdi. Yusufun önünde, ‹‹Yol açın!›› diye bağırdılar. Böylece firavun ona bütün Mısırın yönetimini verdi.
41:44b.GEN.041.044 Firavun Yusufa, ‹‹Firavun benim›› dedi, ‹‹Ama Mısırda senden izinsiz kimse elini ayağını oynatmayacak.››
41:45b.GEN.041.045 Yusufun adını Safenat-Paneah koydu. On Kentinin kâhini Potiferanın kızı Asenatı da ona karı olarak verdi. Yusuf ülkeyi boydan boya dolaştı.
41:46b.GEN.041.046 Yusuf firavunun hizmetine girdiğinde otuz yaşındaydı. Firavunun huzurundan ayrıldıktan sonra bütün Mısırı dolaştı.
41:47b.GEN.041.047 Yedi bolluk yılı boyunca toprak çok ürün verdi.
41:48b.GEN.041.048 Yusuf Mısırda yedi yıl içinde yetişen bütün ürünleri toplayıp kentlerde depoladı. Her kente o kentin çevresindeki tarlalarda yetişen ürünleri koydu.
41:49b.GEN.041.049 Denizin kumu kadar çok buğday depoladı; öyle ki, ölçmekten vazgeçti. Çünkü buğday ölçülemeyecek kadar çoktu.
41:50b.GEN.041.050 Kıtlık yılları başlamadan, On Kentinin kâhini Potiferanın kızı Asenat Yusufa iki erkek çocuk doğurdu.
41:51b.GEN.041.051 Yusuf ilk oğlunun adını Manaşşe koydu. ‹‹Tanrı bana bütün acılarımı ve babamın ailesini unutturdu›› dedi.
41:52b.GEN.041.052 ‹‹Tanrı sıkıntı çektiğim ülkede beni verimli kıldı›› diyerek ikinci oğlunun adını Efrayim koydu.
41:53b.GEN.041.053 Mısırda yedi bolluk yılı sona erdi.
41:54b.GEN.041.054 Yusufun söylemiş olduğu gibi yedi kıtlık yılı başgösterdi. Bütün ülkelerde kıtlık vardı, ama Mısırın her yanında yiyecek bulunuyordu.
41:55b.GEN.041.055 Mısırlılar aç kalınca, yiyecek için firavuna yakardılar. Firavun, ‹‹Yusufa gidin›› dedi, ‹‹O size ne derse öyle yapın.››
41:56b.GEN.041.056 Kıtlık bütün ülkeyi sarınca, Yusuf depoları açıp Mısırlılara buğday satmaya başladı. Çünkü kıtlık Mısırı boydan boya kavuruyordu.
41:57b.GEN.041.057 Bütün ülkelerden insanlar da buğday satın almak için Mısır'a, Yusuf'a geliyordu. Çünkü kıtlık bütün dünyayı sarmıştı ve şiddetliydi.
42
42:1b.GEN.042.001 Yakup Mısırda buğday olduğunu öğrenince, oğullarına, ‹‹Neden birbirinize bakıp duruyorsunuz?›› dedi,
42:2b.GEN.042.002 ‹‹Mısırda buğday olduğunu duydum. Gidin, satın alın ki, yaşayalım, yoksa öleceğiz.››
42:3b.GEN.042.003 Böylece Yusufun on kardeşi buğday almak için Mısıra gittiler.
42:4b.GEN.042.004 Ancak Yakup Yusufun kardeşi Benyamini onlarla birlikte göndermedi, çünkü oğlunun başına bir şey gelmesinden korkuyordu.
42:5b.GEN.042.005 Buğday satın almaya gelenler arasında İsrailin oğulları da vardı. Çünkü Kenan ülkesinde de kıtlık hüküm sürüyordu.
42:6b.GEN.042.006 Yusuf ülkenin yöneticisiydi, herkese o buğday satıyordu. Kardeşleri gelip onun önünde yere kapandılar.
42:7b.GEN.042.007 Yusuf kardeşlerini görünce tanıdı. Ama onlara yabancı gibi davranarak sert konuştu: ‹‹Nereden geliyorsunuz?›› ‹‹Kenan ülkesinden›› diye yanıtladılar, ‹‹Yiyecek satın almaya geldik.››
42:8b.GEN.042.008 Yusuf kardeşlerini tanıdıysa da kardeşleri onu tanımadılar.
42:9b.GEN.042.009 Yusuf onlarla ilgili düşlerini anımsayarak, ‹‹Siz casussunuz›› dedi, ‹‹Ülkenin zayıf noktalarını öğrenmeye geldiniz.››
42:10b.GEN.042.010 ‹‹Aman, efendim›› diye karşılık verdiler, ‹‹Biz kulların yalnızca yiyecek satın almaya geldik.
42:11b.GEN.042.011 Hepimiz aynı babanın çocuklarıyız. Biz kulların dürüst insanlarız, casus değiliz.››
42:12b.GEN.042.012 Yusuf, ‹‹Hayır!›› dedi, ‹‹Siz ülkenin zayıf noktalarını öğrenmeye geldiniz.››
42:13b.GEN.042.013 Kardeşleri, ‹‹Biz kulların on iki kardeşiz›› dediler, ‹‹Hepimiz Kenan ülkesinde yaşayan aynı babanın çocuklarıyız. En küçüğümüz babamızın yanında kaldı, biri de kayboldu.››
42:14b.GEN.042.014 Yusuf, ‹‹Söylediğim gibi›› dedi, ‹‹Casussunuz siz.
42:15b.GEN.042.015 Sizi sınayacağım. Firavunun başına ant içerim. Küçük kardeşiniz de gelmedikçe, buradan ayrılamazsınız.
42:16b.GEN.042.016 Aranızdan birini gönderin, kardeşinizi getirsin. Geri kalanlarınız göz altına alınacak. Anlattıklarınız doğru mu, değil mi, sizi sınayacağız. Değilse, firavunun başına ant içerim ki casussunuz.››
42:17b.GEN.042.017 Üç gün onları göz altında tuttu.
42:18b.GEN.042.018 Üçüncü gün, ‹‹Bir koşulla canınızı bağışlarım›› dedi, ‹‹Ben Tanrıdan korkarım.
42:19b.GEN.042.019 Dürüst olduğunuzu kanıtlamak için, içinizden biri göz altında tutulduğunuz evde kalsın, ötekiler gidip aç kalan ailenize buğday götürsün.
42:20b.GEN.042.020 Sonra küçük kardeşinizi bana getirin. Böylece anlattıklarınızın doğru olup olmadığı ortaya çıkar, ölümden kurtulursunuz.›› Kabul ettiler.
42:21b.GEN.042.021 Birbirlerine, ‹‹Besbelli kardeşimize yaptığımızın cezasını çekiyoruz›› dediler, ‹‹Bize yalvardığında nasıl sıkıntı çektiğini gördük, ama dinlemedik. Bu sıkıntı onun için başımıza geldi.››
42:22b.GEN.042.022 Ruben, ‹‹Çocuğa zarar vermeyin diye sizi uyarmadım mı?›› dedi, ‹‹Ama dinlemediniz. İşte şimdi kanının hesabı soruluyor.››
42:23b.GEN.042.023 Yusufun konuştuklarını anladığını farketmediler, çünkü onunla çevirmen aracılığıyla konuşuyorlardı.
42:24b.GEN.042.024 Yusuf kardeşlerinden ayrılıp ağlamaya başladı. Sonra dönüp onlarla konuştu. Aralarından Şimonu alarak ötekilerin gözleri önünde bağladı.
42:25b.GEN.042.025 Sonra torbalarına buğday doldurulmasını, paralarının torbalarına geri konulmasını, yol için kendilerine azık verilmesini buyurdu. Bunlar yapıldıktan sonra
42:26b.GEN.042.026 buğdayları eşeklerine yükleyip oradan ayrıldılar.
42:27b.GEN.042.027 Konakladıkları yerde içlerinden biri eşeğine yem vermek için torbasını açınca parasını gördü. Para torbanın ağzına konmuştu.
42:28b.GEN.042.028 Kardeşlerine, ‹‹Paramı geri vermişler›› diye seslendi, ‹‹İşte torbamda!›› Yürekleri yerinden oynadı. Titreyerek birbirlerine, ‹‹Tanrının bize bu yaptığı nedir?›› dediler.
42:29b.GEN.042.029 Kenan ülkesine, babaları Yakupun yanına varınca, başlarına gelenleri ona anlattılar:
42:30b.GEN.042.030 ‹‹Mısırın yöneticisi bizimle sert konuştu. Bize casusmuşuz gibi davrandı.
42:31b.GEN.042.031 Ona, ‹Biz dürüst insanlarız› dedik, ‹Casus değiliz.
42:32b.GEN.042.032 Hepimiz aynı babanın çocuklarıyız. On iki kardeşiz; biri kayboldu, en küçüğü de Kenan ülkesinde, babamızın yanında.›
42:33b.GEN.042.033 ‹‹Ülkenin yöneticisi, ‹Dürüst olduğunuzu şöyle anlayabilirim› dedi, ‹Kardeşlerinizden birini yanımda bırakın, buğdayı alıp aç kalan ailelerinize götürün.
42:34b.GEN.042.034 Küçük kardeşinizi de bana getirin. O zaman casus olmadığınızı, dürüst insanlar olduğunuzu anlar, kardeşinizi size geri veririm. Ülkede ticaret yapabilirsiniz.› ››
42:35b.GEN.042.035 Torbalarını boşaltınca, hepsi para kesesini torbasında buldu. Para keselerini görünce hem kendileri hem babaları korkuya kapıldı.
42:36b.GEN.042.036 Yakup, ‹‹Beni çocuklarımdan yoksun bırakıyorsunuz›› dedi, ‹‹Yusuf yok, Şimon yok. Şimdi de Benyamini götürmek istiyorsunuz. Sıkıntıyı çeken hep benim.››
42:37b.GEN.042.037 Ruben babasına, ‹‹Benyamini geri getirmezsem, iki oğlumu öldür›› dedi, ‹‹Onu bana teslim et, ben sana geri getireceğim.››
42:38b.GEN.042.038 Ama Yakup, ‹‹Oğlumu sizinle göndermeyeceğim›› dedi, ‹‹Çünkü kardeşi öldü, yalnız o kaldı. Yolda ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.››
43
43:1b.GEN.043.001 Kenan ülkesinde kıtlık şiddetlenmişti.
43:2b.GEN.043.002 Mısırdan getirilen buğday tükenince Yakup, oğullarına, ‹‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın›› dedi.
43:3b.GEN.043.003 Yahuda, ‹‹Adam bizi sıkı sıkı uyardı›› diye karşılık verdi, ‹‹ ‹Kardeşiniz sizinle birlikte gelmezse, yüzümü göremezsiniz› dedi.
43:4b.GEN.043.004 Kardeşimizi bizimle gönderirsen, gider sana yiyecek alırız.
43:5b.GEN.043.005 Göndermezsen gitmeyiz. Çünkü o adam, ‹Kardeşinizi birlikte getirmezseniz, yüzümü göremezsiniz› dedi.››
43:6b.GEN.043.006 İsrail, ‹‹Niçin adama bir kardeşiniz daha olduğunu söyleyerek bana bu kötülüğü yaptınız?›› dedi.
43:7b.GEN.043.007 Şöyle yanıtladılar: ‹‹Adam, ‹Babanız hâlâ yaşıyor mu? Başka kardeşiniz var mı?› diye sordu. Bizimle ve akrabalarımızla ilgili öyle sorular sordu ki, yanıt vermek zorunda kaldık. Kardeşinizi getirin diyeceğini nereden bilebilirdik?››
43:8b.GEN.043.008 Yahuda, babası İsraile, ‹‹Çocuğu benimle gönder, gidelim›› dedi, ‹‹Sen de biz de yavrularımız da ölmez, yaşarız.
43:9b.GEN.043.009 Ona ben kefil oluyorum. Beni sorumlu say. Eğer onu geri getirmez, önüne çıkarmazsam, ömrümce sana karşı suçlu sayılayım.
43:10b.GEN.043.010 Çünkü gecikmeseydik, şimdiye dek iki kez gidip gelmiş olurduk.››
43:11b.GEN.043.011 Bunun üzerine İsrail, ‹‹Öyleyse gidin›› dedi, ‹‹Yalnız, torbalarınıza bu ülkenin en iyi ürünlerinden biraz pelesenk, biraz bal, kitre, laden, fıstık, badem koyun, Mısırın yöneticisine armağan olarak götürün.
43:12b.GEN.043.012 Yanınıza iki kat para alın. Torbalarınızın ağzına konan parayı geri götürün. Belki bir yanlışlık olmuştur.
43:13b.GEN.043.013 Kardeşinizi alıp gidin, o adamın yanına dönün.
43:14b.GEN.043.014 Her Şeye Gücü Yeten Tanrı, adamın yüreğine size karşı merhamet koysun da, adam öbür kardeşinizle Benyamini size geri versin. Bana gelince, çocuklarımdan yoksun kalacaksam kalayım.››
43:15b.GEN.043.015 Böylece kardeşler yanlarına armağanlar, iki kat para ve Benyamini alarak hemen Mısıra gidip Yusufun huzuruna çıktılar.
43:16b.GEN.043.016 Yusuf Benyamini yanlarında görünce, kâhyasına, ‹‹Bu adamları eve götür›› dedi, ‹‹Bir hayvan kesip hazırla. Çünkü öğlen benimle birlikte yemek yiyecekler.››
43:17b.GEN.043.017 Kâhya Yusufun buyurduğu gibi onları Yusufun evine götürdü.
43:18b.GEN.043.018 Ne var ki kardeşleri Yusufun evine götürüldükleri için korktular. ‹‹İlk gelişimizde torbalarımıza konan para yüzünden götürülüyoruz galiba!›› dediler, ‹‹Bize saldırıp egemen olmak, bizi köle edip eşeklerimizi almak istiyor.››
43:19b.GEN.043.019 Yusufun kâhyasına yaklaşıp evin kapısında onunla konuştular:
43:20b.GEN.043.020 ‹‹Aman, efendim!›› dediler, ‹‹Buraya ilk kez yiyecek satın almaya gelmiştik.
43:21b.GEN.043.021 Konakladığımız yerde torbalarımızı açınca, bir de baktık ki, paramız eksiksiz olarak torbalarımızın ağzına konmuş. Onu size geri getirdik.
43:22b.GEN.043.022 Ayrıca yeniden yiyecek almak için yanımıza başka para da aldık. Paraları torbalarımıza kimin koyduğunu bilmiyoruz.››
43:23b.GEN.043.023 Kâhya, ‹‹Merak etmeyin›› dedi, ‹‹Korkmanıza gerek yok. Parayı Tanrınız, babanızın Tanrısı torbalarınıza koydurmuş. Ben paranızı aldım.›› Sonra Şimonu onlara getirdi.
43:24b.GEN.043.024 Kâhya onları Yusufun evine götürüp ayaklarını yıkamaları için su getirdi, eşeklerine yem verdi.
43:25b.GEN.043.025 Kardeşler öğlene, Yusufun geleceği saate kadar armağanlarını hazırladılar. Çünkü orada yemek yiyeceklerini duymuşlardı.
43:26b.GEN.043.026 Yusuf eve gelince, getirdikleri armağanları kendisine sunup önünde yere kapandılar.
43:27b.GEN.043.027 Yusuf hatırlarını sorduktan sonra, ‹‹Bana sözünü ettiğiniz yaşlı babanız iyi mi?›› dedi, ‹‹Hâlâ yaşıyor mu?››
43:28b.GEN.043.028 Kardeşleri, ‹‹Babamız kulun iyi›› diye yanıtladılar, ‹‹Hâlâ yaşıyor.›› Sonra saygıyla eğilip yere kapandılar.
43:29b.GEN.043.029 Yusuf göz gezdirirken kendisiyle aynı anneden olan kardeşi Benyamini gördü. ‹‹Bana sözünü ettiğiniz küçük kardeşiniz bu mu?›› dedi, ‹‹Tanrı sana lütfetsin, oğlum.››
43:30b.GEN.043.030 Sonra hemen oradan ayrıldı, çünkü kardeşini görünce yüreği sızlamıştı. Ağlayacak bir yer aradı. Odasına girip orada ağladı.
43:31b.GEN.043.031 Yüzünü yıkadıktan sonra dışarı çıktı. Kendisini toparlayarak, ‹‹Yemeği getirin›› dedi.
43:32b.GEN.043.032 Yusufa ayrı, kardeşlerine ayrı, Yusufla yemek yiyen Mısırlılara ayrı hizmet edildi. Çünkü Mısırlılar İbranilerle birlikte yemek yemez, bunu iğrenç sayarlardı.
43:33b.GEN.043.033 Kardeşleri Yusufun önünde büyükten küçüğe doğru yaş sırasına göre oturdular. Şaşkın şaşkın birbirlerine baktılar.
43:34b.GEN.043.034 Yusuf'un masasından onlara yemek dağıtıldı. Benyamin'in payı ötekilerden beş kat fazlaydı. İçtiler, birlikte hoş vakit geçirdiler.
44
44:1b.GEN.044.001 Yusuf kâhyasına, ‹‹Bu adamların torbalarına taşıyabilecekleri kadar yiyecek doldur›› diye buyurdu, ‹‹Her birinin parasını torbasının ağzına koy.
44:2b.GEN.044.002 En küçüğünün torbasına benim gümüş kâsemi ve buğdayının parasını koy.›› Kâhya Yusufun buyruğunu yerine getirdi.
44:3b.GEN.044.003 Sabah erkenden adamlar eşekleriyle yolcu edildi.
44:4b.GEN.044.004 Onlar kentten pek uzaklaşmamıştı ki Yusuf kâhyasına, ‹‹Hemen o adamların peşine düş›› dedi, ‹‹Onlara yetişince, ‹Niçin iyiliğe karşı kötülük yaptınız?› de,
44:5b.GEN.044.005 ‹Efendimin şarap içmek, fala bakmak için kullandığı kâse değil mi bu? Bunu yapmakla kötülük ettiniz.› ››
44:6b.GEN.044.006 Kâhya onlara yetişip bu sözleri yineledi.
44:7b.GEN.044.007 Adamlar, ‹‹Efendim, neden böyle konuşuyorsun?›› dediler, ‹‹Bizden uzak olsun, biz kulların böyle şey yapmayız.
44:8b.GEN.044.008 Torbalarımızın ağzında bulduğumuz paraları Kenan ülkesinden sana geri getirdik. Nasıl efendinin evinden altın ya da gümüş çalarız?
44:9b.GEN.044.009 Kullarından birinde çıkarsa öldürülsün, geri kalanlar efendimin kölesi olsun.››
44:10b.GEN.044.010 Kâhya, ‹‹Peki, dediğiniz gibi olsun›› dedi, ‹‹Kimde çıkarsa kölem olacak, geri kalanlar suçsuz sayılacak.››
44:11b.GEN.044.011 Hemen torbalarını indirip açtılar.
44:12b.GEN.044.012 Kâhya büyükten küçüğe doğru hepsinin torbasını aradı. Kâse Benyaminin torbasında çıktı.
44:13b.GEN.044.013 Kardeşleri üzüntüden giysilerini yırttılar. Sonra torbalarını eşeklerine yükleyip kente geri döndüler.
44:14b.GEN.044.014 Yahudayla kardeşleri Yusufun evine geldiğinde, Yusuf daha evdeydi. Önünde yere kapandılar.
44:15b.GEN.044.015 Yusuf, ‹‹Nedir bu yaptığınız?›› dedi, ‹‹Benim gibi birinin fala bakabileceği aklınıza gelmedi mi?››
44:16b.GEN.044.016 Yahuda, ‹‹Ne diyelim, efendim?›› diye karşılık verdi, ‹‹Nasıl anlatalım? Kendimizi nasıl temize çıkaralım? Tanrı suçumuzu ortaya çıkardı. Hepimiz köleniz artık, efendim; hem biz hem de kendisinde kâse bulunan kardeşimiz.››
44:17b.GEN.044.017 Yusuf, ‹‹Benden uzak olsun!›› dedi, ‹‹Yalnız kendisinde kâse bulunan kölem olacak. Siz esenlikle babanızın yanına dönün.››
44:18b.GEN.044.018 Yahuda yaklaşıp, ‹‹Efendim, lütfen izin ver konuşayım›› dedi, ‹‹Kuluna öfkelenme. Sen firavunla aynı yetkiye sahipsin.
44:19b.GEN.044.019 Efendim, biz kullarına sormuştun: ‹Babanız ya da başka kardeşiniz var mı?› diye.
44:20b.GEN.044.020 Biz de, ‹Yaşlı bir babamız ve onun yaşlılığında doğan küçük bir kardeşimiz var› demiştik, ‹O çocuğun kardeşi öldü, kendisi annesinin tek oğlu. Babamız onu çok sever.›
44:21b.GEN.044.021 ‹‹Sen de biz kullarına, ‹O çocuğu bana getirin, gözümle göreyim› demiştin.
44:22b.GEN.044.022 Biz de, ‹Çocuk babasından ayrılamaz, ayrılırsa babası ölür› diye karşılık vermiştik.
44:23b.GEN.044.023 Sen de biz kullarına, ‹Eğer küçük kardeşiniz sizinle gelmezse, yüzümü bir daha göremezsiniz› demiştin.
44:24b.GEN.044.024 ‹‹Kulun babamızın yanına döndüğümüzde, söylediklerini ona anlattık.
44:25b.GEN.044.025 Babamız, ‹Yine gidin, bize biraz yiyecek alın› dedi.
44:26b.GEN.044.026 Ama biz, ‹Gidemeyiz› dedik, ‹Ancak küçük kardeşimiz bizimle gelirse gideriz. Küçük kardeşimiz bizimle olmazsa o adamın yüzünü göremeyiz.›
44:27b.GEN.044.027 ‹‹Babam, biz kullarına, ‹Biliyorsunuz, karım bana iki erkek çocuk doğurdu› dedi,
44:28b.GEN.044.028 ‹Biri yanımdan ayrıldı. Besbelli bir hayvan parçaladı, bir daha göremedim onu.
44:29b.GEN.044.029 Bunu da götürürseniz ve ona bir zarar gelirse, bu acıyla ak saçlı başımı ölüler diyarına götürürsünüz.›
44:30b.GEN.044.030 ‹‹Efendim, şimdi babam kulunun yanına döndüğümde çocuk yanımızda olmazsa, babam onu görmeyince ölür. Çünkü onu yaşama bağlayan bu çocuktur. Biz kulların da acı içinde babamızın ak saçlı başını ölüler diyarına indiririz.
44:32b.GEN.044.032 Ben kulun bu çocuğa kefil oldum. Babama, ‹Onu sana geri getirmezsem, ömrümce kendimi sana karşı suçlu sayarım› dedim.
44:33b.GEN.044.033 ‹‹Lütfen şimdi çocuğun yerine beni kölen kabul et. Çocuk kardeşleriyle birlikte geri dönsün.
44:34b.GEN.044.034 O yanımda olmadan babamın yanına nasıl dönerim? Babamın başına gelecek kötülüğe dayanamam.››
45
45:1b.GEN.045.001 Yusuf adamlarının önünde kendini tutamayıp, ‹‹Herkesi çıkarın buradan!›› diye bağırdı. Kendini kardeşlerine tanıttığında yanında kimse olmasın istiyordu.
45:2b.GEN.045.002 O kadar yüksek sesle ağladı ki, Mısırlılar ağlayışını işitti. Bu haber firavunun ev halkına da ulaştı.
45:3b.GEN.045.003 Yusuf kardeşlerine, ‹‹Ben Yusufum!›› dedi, ‹‹Babam yaşıyor mu?›› Kardeşleri donup kaldı, yanıt veremediler.
45:4b.GEN.045.004 Yusuf, ‹‹Lütfen bana yaklaşın›› dedi. Onlar yaklaşınca Yusuf şöyle devam etti: ‹‹Mısıra sattığınız kardeşiniz Yusuf benim.
45:5b.GEN.045.005 Beni buraya sattığınız için üzülmeyin. Kendinizi suçlamayın. Tanrı insanlığı korumak için beni önden gönderdi.
45:6b.GEN.045.006 Çünkü iki yıldır ülkede kıtlık var, beş yıl daha sürecek. Kimse çift süremeyecek, ekin biçemeyecek.
45:7b.GEN.045.007 Tanrı yeryüzünde soyunuzu korumak ve harika biçimde canınızı kurtarmak için beni önünüzden gönderdi.
45:8b.GEN.045.008 Beni buraya gönderen siz değilsiniz, Tanrıdır. Beni firavunun başdanışmanı, sarayının efendisi, bütün Mısır ülkesinin yöneticisi yaptı.
45:9b.GEN.045.009 Hemen babamın yanına gidin, ona oğlun Yusuf şöyle diyor deyin: ‹Tanrı beni Mısır ülkesine yönetici yaptı. Durma, yanıma gel.
45:10b.GEN.045.010 Goşen bölgesine yerleşirsin; çocukların, torunların, davarların, sığırların ve sahip olduğun her şeyle birlikte yakınımda olursun.
45:11b.GEN.045.011 Orada sana bakarım, çünkü kıtlık beş yıl daha sürecek. Yoksa sen de ailen ve sana bağlı olan herkes de perişan olursunuz.›
45:12b.GEN.045.012 ‹‹Hepiniz gözlerinizle görüyorsunuz, kardeşim Benyamin, sen de görüyorsun konuşanın gerçekten ben olduğumu.
45:13b.GEN.045.013 Mısırda ne denli güçlü olduğumu ve bütün gördüklerinizi babama anlatın. Babamı hemen buraya getirin.››
45:14b.GEN.045.014 Sonra kardeşi Benyaminin boynuna sarılıp ağladı. Benyamin de ağlayarak ona sarıldı.
45:15b.GEN.045.015 Yusuf ağlayarak bütün kardeşlerini öptü. Sonra kardeşleri onunla konuşmaya başladı.
45:16b.GEN.045.016 Yusufun kardeşlerinin geldiği haberi firavunun sarayına ulaşınca, firavunla görevlileri hoşnut oldu.
45:17b.GEN.045.017 Firavun Yusufa şöyle dedi: ‹‹Kardeşlerine de ki, ‹Hayvanlarınızı yükleyip Kenan ülkesine gidin.
45:18b.GEN.045.018 Babanızı ve ailelerinizi buraya getirin. Size Mısırın en iyi topraklarını vereceğim. Ülkenin kaymağını yiyeceksiniz.›
45:19b.GEN.045.019 Onlara ayrıca şöyle demeni de buyuruyorum: ‹Çocuklarınızla karılarınız için Mısırdan arabalar alın, babanızla birlikte buraya gelin.
45:20b.GEN.045.020 Gözünüz arkada kalmasın, çünkü Mısırda en iyi ne varsa sizin olacak.› ››
45:21b.GEN.045.021 İsrailin oğulları söyleneni yaptı. Firavunun buyruğu üzerine Yusuf onlara araba ve yol için azık verdi.
45:22b.GEN.045.022 Hepsine birer kat yedek giysi, Benyamine ise üç yüz parça gümüşle beş kat yedek giysi verdi.
45:23b.GEN.045.023 Böylece babasına Mısırda en iyi ne varsa hepsiyle yüklü on eşek, yolculuk için buğday, ekmek ve azık yüklü on dişi eşek gönderdi.
45:24b.GEN.045.024 Kardeşlerini yolcu ederken onlara, ‹‹Yolda kavga etmeyin›› dedi.
45:25b.GEN.045.025 Yusufun kardeşleri Mısırdan ayrılıp Kenan ülkesine, babaları Yakupun yanına döndüler.
45:26b.GEN.045.026 Ona, ‹‹Yusuf yaşıyor!›› dediler, ‹‹Üstelik Mısırın yöneticisi olmuş.›› Babaları donup kaldı, onlara inanmadı.
45:27b.GEN.045.027 Yusufun kendilerine bütün söylediklerini anlattılar. Kendisini Mısıra götürmek için Yusufun gönderdiği arabaları görünce, Yakupun keyfi yerine geldi.
45:28b.GEN.045.028 ‹‹Tamam!›› dedi, ‹‹Oğlum Yusuf yaşıyor. Ölmeden önce gidip onu göreceğim.››
46
46:1b.GEN.046.001 İsrail sahip olduğu her şeyle birlikte yola çıktı. Beer-Şevaya varınca, orada babası İshakın Tanrısına kurbanlar kesti.
46:2b.GEN.046.002 O gece Tanrı bir görümde İsraile, ‹‹Yakup, Yakup!›› diye seslendi. Yakup, ‹‹Buradayım›› diye yanıtladı.
46:3b.GEN.046.003 Tanrı, ‹‹Ben Tanrıyım, babanın Tanrısı›› dedi, ‹‹Mısıra gitmekten çekinme. Soyunu orada büyük bir ulus yapacağım.
46:4b.GEN.046.004 Seninle birlikte Mısıra gelecek, soyunu bu ülkeye geri getireceğim. Senin gözlerini Yusufun elleri kapayacak.››
46:5b.GEN.046.005 Yakup Beer-Şevadan ayrıldı. Oğulları Yakupu -İsraili- götürmek üzere firavunun gönderdiği arabalara onu, kendi çocuklarıyla karılarını bindirdiler.
46:6b.GEN.046.006 Yakup, bütün ailesini -oğullarını, kızlarını, torunlarını- hayvanlarını ve Kenan ülkesinde kazandığı malları yanına alarak Mısıra gitti.
46:8b.GEN.046.008 İsrailin Mısıra giden oğullarının -Yakupla oğullarının- adları şunlardır: Yakupun ilk oğlu Ruben.
46:9b.GEN.046.009 Rubenin oğulları: Hanok, Pallu, Hesron, Karmi.
46:10b.GEN.046.010 Şimonun oğulları: Yemuel, Yamin, Ohat, Yakin, Sohar ve Kenanlı bir kadının oğlu Şaul.
46:11b.GEN.046.011 Levinin oğulları: Gerşon, Kehat, Merari.
46:12b.GEN.046.012 Yahudanın oğulları: Er, Onan, Şela, Peres, Zerah. Ancak Erle Onan Kenan ülkesinde ölmüştü. Peresin oğulları: Hesron, Hamul.
46:13b.GEN.046.013 İssakarın oğulları: Tola, Puvva, Yov, Şimron.
46:14b.GEN.046.014 Zevulunun oğulları: Seret, Elon, Yahleel.
46:15b.GEN.046.015 Bunlar Leanın Yakupa doğurduğu oğullardır. Lea onları ve kızı Dinayı Paddan-Aramda doğurmuştu. Yakupun bu oğullarıyla kızları toplam otuz üç kişiydi.
46:16b.GEN.046.016 Gadın oğulları: Sifyon, Hagi, Şuni, Esbon, Eri, Arodi, Areli.
46:17b.GEN.046.017 Aşerin çocukları: Yimna, Yişva, Yişvi, Beria; kızkardeşleri Serah. Berianın oğulları: Hever, Malkiel.
46:18b.GEN.046.018 Bunlar Lavanın kızı Leaya verdiği Zilpanın Yakupa doğurduğu çocuklardır. Toplam on altı kişiydiler.
46:19b.GEN.046.019 Yakupun karısı Rahelin oğulları: Yusuf, Benyamin.
46:20b.GEN.046.020 Yusufun Mısırda On Kentifç kâhini Potiferanın kızı Asenattan Manaşşe ve Efrayim adında iki oğlu oldu.
46:21b.GEN.046.021 Benyaminin oğulları: Bala, Beker, Aşbel, Gera, Naaman, Ehi, Roş, Muppim, Huppim, Ard.
46:22b.GEN.046.022 Bunlar Rahelin Yakupa doğurduğu çocuklardır. Toplam on dört kişiydiler.
46:23b.GEN.046.023 Danın oğlu: Huşim.
46:24b.GEN.046.024 Naftalinin oğulları: Yahseel, Guni, Yeser, Şillem.
46:25b.GEN.046.025 Bunlar Lavanın, kızı Rahele verdiği Bilhanın Yakupa doğurduğu çocuklardır. Toplam yedi kişiydiler.
46:26b.GEN.046.026 Oğullarının karıları dışında Yakupun soyundan gelen ve onunla birlikte Mısıra gidenler toplam altmış altı kişiydi. Bunların hepsi Yakuptan olmuştu.
46:27b.GEN.046.027 Yusufun Mısırda doğan iki oğluyla birlikte Mısıra göçen Yakup ailesi toplam yetmiş kişiydi.
46:28b.GEN.046.028 Yakup Goşen yolunu göstermesi için Yahudayı önden Yusufa gönderdi. Onlar Goşene varınca,
46:29b.GEN.046.029 Yusuf arabasını hazırlayıp babası İsraili karşılamak üzere Goşene gitti. Babasını görür görmez boynuna sarılıp uzun uzun ağladı.
46:30b.GEN.046.030 İsrail Yusufa, ‹‹Yüzünü gördüm ya, artık ölsem de gam yemem›› dedi, ‹‹Yaşıyorsun!››
46:31b.GEN.046.031 Yusuf kardeşleriyle babasının ev halkına şöyle dedi: ‹‹Gidip firavuna haber vereyim, ‹Kenan ülkesinde yaşayan kardeşlerimle babamın ev halkı yanıma geldi› diyeyim.
46:32b.GEN.046.032 Çoban olduğunuzu, hayvancılık yaptığınızı, bu yüzden davarlarınızla sığırlarınızı ve her şeyinizi birlikte getirdiğinizi anlatayım.
46:33b.GEN.046.033 Firavun sizi çağırıp da, ‹Ne iş yaparsınız?› diye sorarsa,
46:34b.GEN.046.034 ‹Atalarımız gibi biz de çocukluktan beri hayvancılık yapıyoruz› dersiniz. Öyle deyin ki, sizi Goşen bölgesine yerleştirsin. Çünkü Mısırlılar çobanlardan iğrenir.››
47
47:1b.GEN.047.001 Yusuf gidip firavuna, ‹‹Babamla kardeşlerim davarları, sığırları ve bütün eşyalarıyla Kenan ülkesinden geldiler›› diye haber verdi, ‹‹Şu anda Goşen bölgesindeler.››
47:2b.GEN.047.002 Sonra kardeşlerinden beşini seçerek firavunun huzuruna çıkardı.
47:3b.GEN.047.003 Firavun Yusufun kardeşlerine, ‹‹Ne iş yapıyorsunuz?›› diye sordu. ‹‹Biz kulların atalarımız gibi çobanız›› diye yanıtladılar,
47:4b.GEN.047.004 ‹‹Bu ülkeye geçici bir süre için geldik. Çünkü Kenan ülkesinde şiddetli kıtlık var. Davarlarımız için otlak bulamıyoruz. İzin ver, Goşen bölgesine yerleşelim.››
47:5b.GEN.047.005 Firavun Yusufa, ‹‹Babanla kardeşlerin yanına geldiler›› dedi,
47:6b.GEN.047.006 ‹‹Mısır ülkesi senin sayılır. Onları ülkenin en iyi yerine yerleştir. Goşen bölgesine yerleşsinler. Sence aralarında becerikli olanlar varsa, davarlarıma bakmakla görevlendir.››
47:7b.GEN.047.007 Yusuf babası Yakupu getirip firavunun huzuruna çıkardı. Yakup firavunu kutsadı.
47:8b.GEN.047.008 Firavun, Yakupa, ‹‹Kaç yaşındasın?›› diye sordu.
47:9b.GEN.047.009 Yakup, ‹‹Gurbet yıllarım yüz otuz yılı buldu›› diye yanıtladı, ‹‹Ama yıllar çabuk ve zorlu geçti. Atalarımın gurbet yılları kadar uzun sürmedi.››
47:10b.GEN.047.010 Sonra firavunu kutsayıp huzurundan ayrıldı.
47:11b.GEN.047.011 Yusuf babasıyla kardeşlerini Mısıra yerleştirdi; firavunun buyruğu uyarınca onlara ülkenin en iyi yerinde, Ramses bölgesinde mülk verdi.
47:12b.GEN.047.012 Ayrıca babasıyla kardeşlerine ve babasının ev halkına, sahip oldukları çocukların sayısına göre yiyecek sağladı.
47:13b.GEN.047.013 Kıtlık öyle şiddetlendi ki, hiçbir ülkede yiyecek bulunmaz oldu. Mısır ve Kenan ülkeleri kıtlıktan kırılıyordu.
47:14b.GEN.047.014 Yusuf sattığı buğdaya karşılık Mısır ve Kenandaki bütün paraları toplayıp firavunun sarayına götürdü.
47:15b.GEN.047.015 Mısır ve Kenanda para tükenince Mısırlılar Yusufa giderek, ‹‹Bize yiyecek ver›› dediler, ‹‹Gözünün önünde ölelim mi? Paramız bitti.››
47:16b.GEN.047.016 Yusuf, ‹‹Paranız bittiyse, davarlarınızı getirin›› dedi, ‹‹Onlara karşılık size yiyecek vereyim.››
47:17b.GEN.047.017 Böylece davarlarını Yusufa getirdiler. Yusuf atlara, davar ve sığır sürülerine, eşeklere karşılık onlara yiyecek verdi. Bir yıl boyunca hayvanlarına karşılık onlara yiyecek sağladı.
47:18b.GEN.047.018 O yıl geçince, ikinci yıl yine geldiler. Yusufa, ‹‹Efendim, gerçeği senden saklayacak değiliz›› dediler, ‹‹Paramız tükendi, davarlarımızı da sana verdik. Canımızdan ve toprağımızdan başka verecek bir şeyimiz kalmadı.
47:19b.GEN.047.019 Gözünün önünde ölelim mi? Toprağımız çöle mi dönsün? Canımıza ve toprağımıza karşılık bize yiyecek sat. Toprağımızla birlikte firavunun kölesi olalım. Bize tohum ver ki ölmeyelim, yaşayalım; toprak da çöle dönmesin.››
47:20b.GEN.047.020 Böylece Yusuf Mısırdaki bütün toprakları firavun için satın aldı. Mısırlıların hepsi tarlalarını sattılar, çünkü kıtlık onları buna zorluyordu. Toprakların tümü firavunun oldu.
47:21b.GEN.047.021 Yusuf Mısırın bir ucundan öbür ucuna kadar bütün halkı köleleştirdi.
47:22b.GEN.047.022 Yalnız kâhinlerin toprağını satın almadı. Çünkü onlar firavundan aylık alıyor, firavunun bağladığı aylıkla geçiniyorlardı. Bu yüzden topraklarını satmadılar. Masoretik metin ‹‹Kentlere göçtürdü››.
47:23b.GEN.047.023 Yusuf halka, ‹‹Sizi de toprağınızı da firavun için satın aldım›› dedi, ‹‹İşte size tohum, toprağı ekin.
47:24b.GEN.047.024 Ürün devşirdiğinizde, beşte birini firavuna vereceksiniz. Beşte dördünü ise tohumluk olarak kullanacak ve ailelerinizle, çocuklarınızla yiyeceksiniz.››
47:25b.GEN.047.025 ‹‹Canımızı kurtardın›› diye karşılık verdiler, ‹‹Efendimizin gözünde lütuf bulalım. Firavunun kölesi oluruz.››
47:26b.GEN.047.026 Yusuf ürünün beşte birinin firavuna verilmesini Mısırda toprak yasası yaptı. Bu yasa bugün de yürürlüktedir. Yalnız kâhinlerin toprağı firavuna verilmedi.
47:27b.GEN.047.027 İsrail Mısırda Goşen bölgesine yerleşti. Orada mülk sahibi oldular, çoğalıp arttılar.
47:28b.GEN.047.028 Yakup Mısırda on yedi yıl yaşadı. Ömrü toplam yüz kırk yedi yıl sürdü.
47:29b.GEN.047.029 Ölümü yaklaşınca, oğlu Yusufu çağırıp, ‹‹Eğer benden hoşnut kaldınsa, lütfen elini uyluğumun altına koy›› dedi, ‹‹Bana sevgi ve sadakat göstereceğine söz ver. Lütfen beni Mısırda gömme.
47:30b.GEN.047.030 Atalarıma kavuştuğum zaman beni Mısırdan çıkarıp onların yanına göm.›› Yusuf, ‹‹Dediğin gibi yapacağım›› diye karşılık verdi.
47:31b.GEN.047.031 İsrail, ‹‹Ant iç›› dedi. Yusuf ant içti. İsrail yatağının başı ucunda eğilip RAB'be tapındı. ucuna yaslanıp››.
48
48:1b.GEN.048.001 Bir süre sonra, ‹‹Baban hasta›› diye Yusufa haber geldi. Yusuf iki oğlu Manaşşeyle Efrayimi yanına alıp yola çıktı.
48:2b.GEN.048.002 Yakupa, ‹‹Oğlun Yusuf geliyor›› diye haber verdiler. İsrail kendini toparlayıp yatağında oturdu.
48:3b.GEN.048.003 Yusufa, ‹‹Her Şeye Gücü Yeten Tanrı Kenan ülkesinde, Luzda bana görünerek beni kutsadı›› dedi,
48:4b.GEN.048.004 ‹‹Bana, ‹Seni verimli kılacak, çoğaltacağım› dedi, ‹Soyundan birçok ulus doğuracağım. Senden sonra bu ülkeyi sonsuza dek mülk olarak senin soyuna vereceğim.›
48:5b.GEN.048.005 ‹‹Ben Mısıra gelmeden önce burada doğan iki oğlun benim sayılır. Efrayimle Manaşşe benim için Rubenle Şimon gibidir.
48:6b.GEN.048.006 Onlardan sonra doğacak çocuklar senin olsun. Efrayimle Manaşşeden onlara miras geçecek.
48:7b.GEN.048.007 Ben Paddandan dönerken Rahel Kenan ülkesinde, Efrata varmadan yolda yanımda öldü. Çok üzüldüm, onu orada Efrata -Beytleheme- giden yolun kenarına gömdüm.››
48:8b.GEN.048.008 İsrail, Yusufun oğullarını görünce, ‹‹Bunlar kim?›› diye sordu.
48:9b.GEN.048.009 Yusuf, ‹‹Oğullarım›› diye yanıtladı, ‹‹Tanrı onları bana Mısırda verdi.›› İsrail, ‹‹Lütfen onları yanıma getir, kutsayayım›› dedi.
48:10b.GEN.048.010 İsrailin gözleri yaşlılıktan zayıflamıştı, göremiyordu. Yusuf oğullarını onun yanına götürdü. Babası onları öpüp kucakladı.
48:11b.GEN.048.011 Sonra Yusufa, ‹‹Senin yüzünü göreceğimi hiç sanmıyordum›› dedi, ‹‹Ama işte Tanrı bana soyunu bile gösterdi.››
48:12b.GEN.048.012 Yusuf oğullarını babasının kucağından alıp onun önünde yere kapandı.
48:13b.GEN.048.013 Sonra Efrayimi sağına alarak İsrailin sol eline, Manaşşeyi soluna alarak İsrailin sağ eline yaklaştırdı.
48:14b.GEN.048.014 İsrail ellerini çapraz olarak uzattı, sağ elini küçük olan Efrayimin, sol elini Manaşşenin başına koydu. Oysa ilkin Manaşşe doğmuştu.
48:15b.GEN.048.015 Sonra Yusufu kutsayarak şöyle dedi: ‹‹Atalarım İbrahimin, İshakın hizmet ettiği, Bugüne dek yaşamım boyunca bana çobanlık eden Tanrı,
48:16b.GEN.048.016 Beni bütün kötülüklerden kurtaran melek bu gençleri kutsasın! Adım ve atalarım İbrahimle İshakın adları bu gençlerle yaşasın! Yeryüzünde çoğaldıkça çoğalsınlar.››
48:17b.GEN.048.017 Yusuf, babasının sağ elini Efrayimin başına koyduğunu görünce, bundan hoşlanmadı. Babasının elini Efrayimin başından kaldırıp Manaşşenin başına koymak istedi.
48:18b.GEN.048.018 ‹‹Baba, öyle değil›› dedi, ‹‹İlkin Manaşşe doğdu. Sağ elini onun başına koy.››
48:19b.GEN.048.019 Ancak babası bunu istemedi. ‹‹Biliyorum oğlum, biliyorum›› dedi, ‹‹Manaşşe de büyük bir halk olacak. Ama küçük kardeşi daha büyük bir halk olacak, soyundan birçok ulus doğacak.››
48:20b.GEN.048.020 O gün onları kutsayarak şöyle dedi: ‹‹İsrailliler, ‹Tanrı seni Efrayim ve Manaşşe gibi yapsın› Diyerek sizin adınızla kutsayacaklar.›› Böylece Yakup Efrayimi Manaşşenin önüne geçirdi.
48:21b.GEN.048.021 İsrail Yusufa, ‹‹Ben ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹Tanrı sizinle olacak. Sizi atalarınızın toprağına geri götürecek.
48:22b.GEN.048.022 Sana kardeşlerinden bir pay fazla veriyorum; onu Amorlular'dan kılıcımla, yayımla aldım.››
49
49:1b.GEN.049.001 Yakup oğullarını çağırarak, ‹‹Yanıma toplanın›› dedi, ‹‹Gelecekte size neler olacağını anlatayım.
49:2b.GEN.049.002 ‹‹Yakupoğulları, toplanın ve dinleyin, Babanız İsraile kulak verin.
49:3b.GEN.049.003 ‹‹Ruben, sen benim ilk oğlum, gücümsün, Kudretimin ilk ürünüsün, Saygı ve güç bakımından en üstünsün.
49:4b.GEN.049.004 Ama su gibi oynaksın, Üstün olmayacaksın artık. Çünkü babanın yatağına girip Onu kirlettin. Döşeğimi rezil ettin.
49:5b.GEN.049.005 ‹‹Şimonla Levi kardeştir, Kılıçları şiddet kusar.
49:6b.GEN.049.006 Gizli tasarılarına ortak olmam, Toplantılarına katılmam. Çünkü öfkelenince adam öldürdüler, Canları istedikçe sığırları sakatladılar.
49:7b.GEN.049.007 Lanet olsun öfkelerine, Çünkü şiddetlidir. Lanet olsun gazaplarına, Çünkü zalimcedir. Onları Yakupta bölecek Ve İsrailde dağıtacağım.
49:8b.GEN.049.008 ‹‹Yahuda, kardeşlerin seni övecek, Düşmanlarının ensesinde olacak elin. Kardeşlerin önünde eğilecek.
49:9b.GEN.049.009 Yahuda bir aslan yavrusudur. Oğlum benim! Avından dönüp yere çömelir, Aslan gibi, dişi bir aslan gibi yatarsın. Kim onu uyandırmaya cesaret edebilir?
49:10b.GEN.049.010 Sahibi gelene kadar Krallık asası Yahudanın elinden çıkmayacak, Yönetim hep onun soyunda kalacak, Uluslar onun sözünü dinleyecek.
49:11b.GEN.049.011 Eşeğini bir asmaya, Sıpasını seçme bir dala bağlayacak; Giysilerini şarapta, Kaftanını üzümün kızıl kanında yıkayacak.
49:12b.GEN.049.012 Gözleri şaraptan kızıl, Dişleri sütten beyaz olacak.
49:13b.GEN.049.013 ‹‹Zevulun deniz kıyısında yaşayacak, Liman olacak gemilere, Sınırı Saydaya dek uzanacak.
49:14b.GEN.049.014 ‹‹İssakar semerler arasında yatan güçlü eşek gibidir;
49:15b.GEN.049.015 Ne zaman dinlenecek iyi bir yer, Hoşuna giden bir ülke görse, Yüklenmek için sırtını eğer, Angaryaya katlanır.
49:16b.GEN.049.016 ‹‹Dan kendi halkını yönetecek, Bir İsrail oymağı gibi.
49:17b.GEN.049.017 Yol kenarında bir yılan, Toprak yolda bir engerek olacak; Atın topuklarını ısırıp Atlıyı sırtüstü düşüren bir engerek.
49:18b.GEN.049.018 ‹‹Ben senin kurtarışını bekliyorum, ya RAB.
49:19b.GEN.049.019 ‹‹Gad akıncıların saldırısına uğrayacak, Ama onların topuklarına saldıracak.
49:20b.GEN.049.020 ‹‹Zengin yemekler olacak Aşerde, Krallara yaraşır lezzetli yiyecekler yetiştirecek Aşer.
49:21b.GEN.049.021 ‹‹Naftali salıverilmiş geyiğe benzer, Sevimli yavrular doğurur.
49:22b.GEN.049.022 ‹‹Yusuf meyveli bir dal gibidir, Kaynak kıyısında verimli bir dal gibi, Filizleri duvarların üzerinden aşar.
49:23b.GEN.049.023 Okçular acımadan saldırdı ona. Düşmanca savurdular oklarını üzerine.
49:24b.GEN.049.024 Ama onun yayı sağlam, Kolları esnek çıktı; Yakupun güçlü Tanrısı, İsrailin Kayası, Çobanı olan Tanrı sayesinde.
49:25b.GEN.049.025 Sana yardım eden babanın Tanrısıdır, Her Şeye Gücü Yeten Tanrıdır seni kutsayan. Yukarıdaki göklerin Ve aşağıdaki denizlerin bereketiyle, Memelerin, rahimlerin bereketiyle Odur seni kutsayan.
49:26b.GEN.049.026 Babanın kutsamaları ebedi dağların nimetlerinden, Ebedi tepelerin bolluğundan daha yücedir; Yusufun başı üzerinde, Kardeşleri arasında önder olanın üstünde olacak.
49:27b.GEN.049.027 ‹‹Benyamin aç kurda benzer; Sabah avını yer, Akşam ganimeti paylaşır.››
49:28b.GEN.049.028 İsrailin on iki oymağı bunlardır. Babaları onları kutsarken bunları söyledi. Her birini uygun biçimde kutsadı.
49:29b.GEN.049.029 Sonra Yakup oğullarına şu buyrukları verdi: ‹‹Ben ölmek, halkıma kavuşmak üzereyim. Beni Kenan ülkesinde atalarımın yanına, Mamre yakınlarında Hititli Efronun tarlasındaki mağaraya, Makpela Tarlasındaki mağaraya gömün. İbrahim o mağarayı mezar yapmak üzere Hititli Efrondan tarlasıyla birlikte satın almıştı.
49:31b.GEN.049.031 İbrahimle karısı Sara, İshakla karısı Rebeka oraya gömüldüler. Leayı da ben oraya gömdüm.
49:32b.GEN.049.032 Tarla ile içindeki mağara Hititlerden satın alındı.››
49:33b.GEN.049.033 Yakup oğullarına verdiği buyrukları bitirince, ayaklarını yatağın içine çekti, son soluğunu vererek halkına kavuştu.
50
50:1b.GEN.050.001 Yusuf kendini babasının üzerine attı, ağlayarak onu öptü.
50:2b.GEN.050.002 Babasının cesedini mumyalamaları için özel hekimlerine buyruk verdi. Hekimler İsraili mumyaladılar.
50:3b.GEN.050.003 Bu iş kırk gün sürdü. Mumyalama için bu süre gerekliydi. Mısırlılar İsrail için yetmiş gün yas tuttu.
50:4b.GEN.050.004 Yas günleri geçince, Yusuf firavunun ev halkına, ‹‹Eğer benden hoşnut kaldınızsa, lütfen firavunla konuşun›› dedi,
50:5b.GEN.050.005 ‹‹Babam bana ant içirdi: ‹Ölmek üzereyim. Beni Kenan ülkesinde kendim için kazdırdığım mezara gömeceksin› dedi. Şimdi lütfen firavuna bildirin, izin versin gideyim, babamı gömüp geleyim.››
50:6b.GEN.050.006 Firavun, ‹‹Git, babanı göm, andını yerine getir›› dedi.
50:7b.GEN.050.007 Böylece Yusuf babasını gömmeye gitti. Firavunun bütün görevlileri, sarayın ve Mısırın ileri gelenleri ona eşlik etti.
50:8b.GEN.050.008 Yusufun bütün ailesi, kardeşleri, babasının ev halkı da onunla birlikteydi. Yalnız çocukları, davarlarla sığırları Goşende bıraktılar.
50:9b.GEN.050.009 Arabalarla atlılar da onları izledi. Büyük bir alay oluşturdular.
50:10b.GEN.050.010 Şeria Irmağının doğusunda Atat Harmanına varınca, yüksek sesle, acı acı ağıt yaktılar. Yusuf babası için yedi gün yas tuttu.
50:11b.GEN.050.011 O bölgede yaşayan Kenanlılar, Atat Harmanındaki yası görünce, ‹‹Mısırlılar ne kadar hüzünlü yas tutuyor!›› dediler. Bu yüzden, Şeria Irmağının doğusundaki bu yere Avel-Misrayim adı verildi. ‹‹Mısırlıların çayırı›› anlamına gelir.
50:12b.GEN.050.012 Yakupun oğulları, babalarının vermiş olduğu buyruğu tam tamına yerine getirdiler.
50:13b.GEN.050.013 Onu Kenan ülkesine götürüp Mamre yakınlarında Makpela Tarlasındaki mağaraya gömdüler. O mağarayı mezar yapmak üzere tarlayla birlikte Hititli Efrondan İbrahim satın almıştı.
50:14b.GEN.050.014 Yusuf babasını gömdükten sonra, kendisi, kardeşleri ve onunla birlikte babasını gömmeye gelenlerin hepsi Mısıra döndüler.
50:15b.GEN.050.015 Babalarının ölümünden sonra Yusufun kardeşleri, ‹‹Belki Yusuf bize kin besliyordur›› dediler, ‹‹Ya ona yaptığımız kötülüğe karşılık bizden öç almaya kalkarsa?››
50:16b.GEN.050.016 Böylece Yusufa haber gönderdiler: ‹‹Babamız ölmeden önce Yusufa şöyle deyin diye buyurmuştu: ‹Kardeşlerin sana kötülük yaptılar, lütfen onların suçunu, günahını bağışla.› Ne olur şimdi günahımızı bağışla. Biz babanın Tanrısının kullarıyız.›› Yusuf bu haberi alınca ağladı.
50:18b.GEN.050.018 Bunun üzerine kardeşleri gidip onun önünde yere kapanarak, ‹‹Senin köleniz›› dediler.
50:19b.GEN.050.019 Yusuf, ‹‹Korkmayın›› dedi, ‹‹Ben Tanrı mıyım?
50:20b.GEN.050.020 Siz bana kötülük düşündünüz, ama Tanrı bugün olduğu gibi birçok halkın yaşamını korumak için o kötülüğü iyiliğe çevirdi.
50:21b.GEN.050.021 Korkmanıza gerek yok, size de çocuklarınıza da bakacağım.›› Yüreklerine dokunacak güzel sözlerle onlara güven verdi.
50:22b.GEN.050.022 Yusufla babasının ev halkı Mısıra yerleştiler. Yusuf yüz on yıl yaşadı.
50:23b.GEN.050.023 Efrayimin üç göbek çocuklarını gördü. Manaşşenin oğlu Makirin çocukları onun elinde doğdu.
50:24b.GEN.050.024 Yusuf yakınlarına, ‹‹Ben ölmek üzereyim›› dedi, ‹‹Ama Tanrı kesinlikle size yardım edecek; sizi İbrahime, İshaka, Yakupa ant içerek söz verdiği topraklara götürecek.››
50:25b.GEN.050.025 Sonra onlara ant içirerek, ‹‹Tanrı kesinlikle size yardım edecek›› dedi, ‹‹O zaman kemiklerimi buradan götürürsünüz.››
50:26b.GEN.050.026 Yusuf yüz on yaşında öldü. Onu mumyalayıp Mısır'da bir tabuta koydular.
- Holder of rights
- Multilingual Bible Corpus
- Citation Suggestion for this Object
- TextGrid Repository (2025). Turkish Collection. Genesis (Turkish). Genesis (Turkish). Multilingual Parallel Bible Corpus. Multilingual Bible Corpus. https://hdl.handle.net/21.11113/0000-0016-BFFC-6